Türk Telekom ihalesinde, önemli bir kavşağa geldik. Bu kavşaktan ileriye devam etmek ya da geri dönmek sözkonusu. Hangisinin olacağını da Danıştay’ın bir kaç gün içinde vereceği kararla görüyor olacağız.
Fiyatı ucuzdu, stratejikti, halka arz edilmeliydi filanı bırakalım, bu yazıda konuyu 4 farklı başlık altında analiz edelim.. Yani Dünya’da telekom işi nereye gidiyor?, Türk Telekom’un özelleştirilmemesi durumundaki geleceği, Telekom ve diğer özel ve kamu sektörlerine etkisi ve Türkiye’nin özelleştirme kredibilitesi..
Dünya’da Telekom yani SES İşi Nereye Gidiyor?
Bir kaç gündür özel telekom sektöründen arkadaşlarla telekom işini tartışıyoruz. Herkesin ağzındaki cümle “telekom işi artık kuruş işine dönüştü”. Evet, dünya’ya bir göz atın artık telekom karları ve ciroları düştü ve düşmeye de devam ediyor. Bu nedenle örneğin dünkü haberde verilen birleşmeler meydana geliyor.
Eskiden pahalı ve ancak belli başlı sermayeye sahip –ki bu da zaten devletti– şirketlerin finanse edebileceği telekom işi artık daha düşük sermayelerle yapılabilir hale geldi. Bu da sektöre pek çok şirketin girmesi ve rekabetin artması anlamına geliyor.
Üstelik klasik telekom dönemi bitti. Sadece “sesin taşınması” yetmiyor artık. Yeni dönem “SERVİS” dönemi. Sesin yanısıra görüntü ve veri aktarımının da yapıldığı ve bunların farklı modellerle sunulduğu bir dönem.
Buda Türk Telekom’un bugüne kadar yaşamadığı, kültür değişikliğine uğraması gereken bir alan. Her ne kadar son yönetim Türk Telekom’u “abone” odaklı satıştan “müşteri” odaklılığa doğru yönlendirdiyse de, ne kadar başarılı olduğuna siz karar verin. Ne zaman başaracağına da..
Türk Telekom Özelleştirilmez ise Geleceğinden önemli soru işaretleri var
Özelleştirme İdaresi tarafından Danıştay’a verilen savunmayı okudunuz mu? Orda turk-internet.com’un ısrarla vurguladığı bir konu açıkça belirtilmiş. Türk Telekom’un geçen yılki kar’ı normal değil.
Türk Telekom artık karlı bir kuruluş değil. Geçmiş dönemlerdeki karlılığını da zaten büyük oranda tekel olması ve gerektiğinde gözünü kırpmadan zam yapması ile sağlıyordu.
Geçen yılın,her yere rekor olarak sunulan büyük kar’ı ise “arızi” yani “bir kerelik” ve de bir daha da olamayacak bir kalemden geliyordu. Yani, Türk Telekom, Enis Öksüz zamanında duyurulan “GSM’cilerle ara bağlantı rakamının değiştirilmesi ve yeni rakamın 10 yıl geriye doğru hesaplanması” ile günü kurtarmıştı.
Yukardaki paragrafta söylediğimiz gibi “kuruş işi” haline gelen telekom işinde bundan sonrasında büyük karlar ve cirolar yok. Üstelik telekom işinin tabiatı da değişiyor. Hem de çok hızlı bir şekilde. Buna karşın Türk Telekom maalesef siyasette ve ekonomideki çeşitli dalgalanmalar sonucunda 1990 sonrasını yatırım yapmadan geçirdi.
Son 3 yılda, –büyük bir atılım yapılan ADSL konusu dışında– Türk Telekom yatırım yapmamış durumda. Oysa telekom sektöründe baş döndüren bir değişim yaşanıyor. Bu önemli bir sorun.
Sonuç olarak 54.000 olarak anons edilen hantal personel yapısı ve yeniliklerden geri kalmış altyapısı ile bundan sonrasında Türk Telekom’un işi zor.
Telekom Sektörünün, diğer sektörler açısından önemi
Microsoft’un büyük patronu Bill Gates’a bayılıyoruz. Kendisini Başbakanımız Tayyip Erdoğan da hatırlarsanız ocak ayında özel olarak misafir etti. Çok da iyi etti. Ülkemize yatırım yapacak sermaye önemli. Ancak Gates akıllı bir işadamı olarak mesajını çok net veriyor; “Telekom’u özelleşmemiş ülkeye yatırım yapmayız” diyor. Haklı.
Yine her yıl yayınlanan Dünya Outsource indeksine bakarsanız, Türkiye’nin burdaki yeri ancak sonlarda. Indeksi oluşturan kalemler içinde politik ve finansal denge, kültür uyumu ve insan kaynağı gibi 2 bileşen yanısıra telekom altyapısı da 3.cü faktör olarakyer alıyor.
Zaten bugün bir ülkeye yabancı yatırım gelmesi için bakılan altyapı denildiğinde akla;
1. İnsan kaynağı
2. Enerji altyapısı
3. Haberleşme altyapısı
geliyor. Tekstil alanında iddialıyız. Turizm alanında da .. Ama bunların altyapısındaki en önemli bileşen haberleşme. Peki haberleşme alanında nasılız?
2004 yılında başlayan sabit hatlardaki serbestleşme maalesef daha ancak % 2’lerde sayılabilir (bunu ciro olarak ifade ediyorum. Yani özel telekom şirketleri cirosu 100 M $/yıl civarı. Toplam telekom sektörü ciromuz ise 10 milyar $’da, GSM’cileri düşerseniz, basitçe bu rakama ulaşırız).
Oysa, veri + ses + görüntü 3’lemesini tek platformda sunan telekom dünyasında yerimizi alabilmemiz ancak özel telekom sektörü ile mümkün. Servis ve yeni ürünler ancak bu şekilde mümkün olacak.
Ülkenin Özelleştirme Güvenilirliği (Kredibilitesi)
Yıllardan bu yana yapılamayan özelleştirme bu yıl büyük bir ivme kazandı. Hatta ilginç rakamlar da yakalandı. İşte bütün bu özelleştirmenin tamamlanabilmesi ülkenin kredibilitesi açısından önemli.
Hukuka saygılıyız ama Danıştay’ın vereceği kararda hukuk dışında bir karmaşa olduğu görülüyor. O da davanın “Business” yani iş tarafına giriliyor izlenimi var bende. Oysa, bu davada incelenmesi gereken husus, hukuka ya da usüle aykırı bir şey olup olmadığı olmalıdır.
Korkarım ki, Türk Telekom ihalesinde danıştay ters bir karar verir ise, tüm özelleştirme domino etkisi ile geriye gitmeye başlayacaktır. Artık esesi güçlü çıktığı için sadeceonların var olduğunu sandığımız statükocuların peşinden gitmeyi bırakıp biraz da gerçekten neler olduğuna bakmanın sırası gelmedi mi?



Kaynak : 