Yürütmenin durdurulması isteminin reddedilmiş olması, bazı çevrelerce yayılan “her şeyin sonu gelmedi, buna rağmen satış iptal edilebilir” söylentilerinin, kısa vadede önünün alınmasını sağlamayacağı bilinmelidir. Çünkü; verilen karar nihai bir karar değildir ve dava açan Haber İş Sendikası ve diğerlerinin bu karara karşı itiraz hakları bulunmaktadır.
Hatta itirazdan sonra, yürütmenin durdurulması talebi Danıştay İdari Davalar Genel Kurulunda bir kez daha reddedilse bile, nihai süreçte işlemin, yani satışın iptal edilmesi olasılığı elbette vardır. Hiç kimse bunun yüzde yüz olmayacağını savunamaz. Ancak; dikkat edilirse “Yürütmenin Durdurulması İstemi” oybirliği ile reddedilmiştir. Bu durum Danıştay 13.Dairesi kararı olsa bile böyle bir kararın ülke ekonomisine verebileceği zararlar konusunda Danıştay’da bir görüş birliği, bir konsensus olduğunu göstermektedir. Bu konsensusun mevcut olduğu dikkate alındığında da Türk Telekom!un özelleştirmesi konusunda ileride bir yol kazası yaşanması olasılığı son derece azalmıştır. Bu nedenle kararın öncelikle ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni süreçte Türk Telekom artık devlet memuru zihniyetiyle yönetilmeyeceği gibi, devlet şirketi olmanın avantajlarını da kullanamayacaktır. İş hayatında ve ilişkilerinde Telekomünikasyon Kurumunun ve Rekabet Kurumunun yaptırımlarını daha fazla hissedecek ve dünya ölçülerinde özelleşen ve rekabete açılan Şirketlerin uğradığı yaptırımlara muhatap olacaktır. Eskiden olduğu gibi tarifelerini düzenlerken rahatolamayacak, toptan ve perakende müşterilerine hizmet sunarken daha dikkatli ve titiz olmak zorunda kalacaktır. Türkiye Telekom piyasasında etkin konum ve hakim güç, alt yapı da ise “Tekel” olmasından dolayı düzenleyici kurumların düzenlemelerini çok daha fazla hissedecektir.
Bu arada sektöre yeni girecek ve özellikle hizmete dayalı Telekomünikasyon hizmeti sunacak olan rekabetçi şirketler, Türk Telekom’un devlet şirketi olduğu dönemde elde edemediklerini bu dönemde elde etmeye çalışacaklaro ve hatta çıkarları zedelendiğinde düzenleyici kurumları, Türk Telekom üzerinde daha etkin rol oynamaları için zorlayacakları tartışmasızdır. Çünkü; ülkemizde özelleştirme uygulamaları yeni olduğu gibi, bilhassa Telekomünikasyon sektöründe serbestleşme henüz emekleme safhasında bile değildir. Bu nedenle rekabetçi firmaların Türk Telekom’dan ve düzenleyici kurumlardan beklentileri fazladır.
İşaret edilen sebeplerle; önümüzdeki dönemde Türk Telekom ile rekabetçi firmalar arasında ve düzenleyici kurumlar arasında piyasadan daha fazla pay kapmak için çatışmaların yaşanacağı bir gerçektir. Türk Telekom’u bekleyen sıkıntıların başında gelen konulardan bir tanesi işte bu çıkar çatışmalarını her iki tarafında zarar görmeyeceği, piyasaya katkıları oranında pay alacakları bir yapıya kavuşturmak gerekecektir. Bunun içinde başta Telekomünikasyom Kurumu ve Rekabet Kurumu olmak üzere düzenleyici otoritelere, Türk Telekom’a ve sektörde yer alacak işletmecilere ve STK’lara çok iş düşecektir.
Bu süreçte; yeni Türk Telekom yönetiminin en büyük avantajı ise, Şirketin devlet yapısının bir gereği olarak karşılaştığı sınırlamalardan, yani başta Kamu İhale Kanunu olmak üzere kamu kuruluşlarına uygulanan kısıtlamalardan kurtulması olacaktır. Böylece Türk Telekom daha dinamik bir yapıya kavuşacak ve sorunların üstesinden gelmekte daha başarılı olacaktır.
Şirketin kanımca şu anda en büyük sıkıntılarından bir tanesi Şirketin yeniden yapılanması, organizasyon, tedarik, pazarlama, insan kaynakları ve lojistik hizmetler dahil olmak üzere tüm sistemin gözden geçirilerek aksayan yönlerinin belirlenmesi ve buna paralel olarak özellikle bu hizmetlerin yürütülmesini sağlayacak insan kaynaklarının şimdi içinde bulunduğu devletçi anlayıştan, hantal yapıdan kurtarılması, yep yeni, geçmişin hatalarını bilen, geleceği gören ve kendine güvenen bir insan kaynakları politikası geliştirilmeli, mevcut insan kaynakları belirlenecek ihtiyaçlar doğrultusunda eğitilmelidir.
Bu çerçevede her kademedeki personelin iç ve dış müşteri memnuniyetini sağlayacak bilinç ve kaliteye ulaştırılması şarttır. Bu yapılırken Telekom’un okulunun olmadığı, gelecekte bu şirketi omuzlayacak olanların yine bu şirketin içinden çıkabileceği, bugün bazı eksikliklerinin olmasının onların kusurundan değil, yetiştikleri devletçi ve tekelci anlayıştan kaynaklandığı, onları eğitecek, yüreklendirecek, yeniden ve daha güçlü bir şekilde üretimde yerlerini aldıracak bilinçli, yönlendirici ve eğitici liderlere ihtiyaç duyulacaktır.
Eğitim konusundaki en önemli ihtiyaç Pazarlama konusunda kendini gösterecektir. Çünkü bu gün Türk Telekom’da her ne kadar strateji, 2001 yılında konulmuş olan “Abone anlayışının yerine müşteri anlayışının benimsendiği” sloganı ileri sürülse dahi bunda başarılı olunduğunu söylemek mümkün değildir. Elbette bunun bir çok sebebi vardır ve ayrı bir yazı konusu olarak ele alınmalıdır. Keza; insan kaynakları alanında da bir çok eksiklikler olduğu, geçmişte politik tercihlerle yapılan personel seçiminin, bilimsellikten uzak performans değerlendirmesinin, torpile dayalı terfi ve kariyer sisteminin mevcut olduğu dikkate alındığında bir çok alanda olduğu gibi bu alanlarda da yeniden yapılanma kaçınılmazdır.
Öncelikle; ilk 6 aylık süreçte insan kaynakları seçiminin önemli olduğu dikkate alınarak Şirkete katkı sağlayabilecek başka kamu kuruluşlarına nakil hakkı bulunan sözleşmeli ve kapsam dışı personele özel sektörün öcü olmadığını anlatacak ve onları şirkete kazandıracak bir sistemin oluşturulması gereklidir. Bu anlatıların dışarıdan getirilecek uzmanlarla veya şirkette kalacak ve eğitim düzeyi düşük, yönetici yeteneği olmayan kapsam içi personelle sağlanması mümkün olmayacaktır. Belki ileride bu mümkün olsa dahi başlangıçta gerçekleşmesi son derece güç olacaktır.
Özellikle; ortaklık şeklinde ülkemizde ilk yabancı sermayenin örneklerinden olan Tofaş, Renault Otomotiv firmalarının bu gün ülkemiz ekonomisine yaptığı katkılar dikkate alınarak yabancı sermayenin ülke aleyhine olacağı inancı kırılmalıdır. Aksi halde şirket çalışanları her an kendilerinin yabancı şirket tarafından kapıya konulacağı şüphesiyle şirkette çalışmaları ve verimli olmaları mümkün olmayacaktır.



Kaynak : 