Çeşitli dernekler, Twitter kapatılmasına karşı tepkilerini, yaptıkları açıklamalarla ortaya koydular. Alternatif Bilişim Derneği (ABD), Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneğinin (Çetkoder) açıklamalarını sayfalarımıza aldık. Herbirisi farklı noktalara dikkatleri çekmiş.
Bu derneklerden Alternatif Bilişim Derneği Açıklaması şu şekilde;
Twitter değil akıl tutulması
Twitter, Türkiyeli kullanıcıların ifade özgürlüklerini kullandıkları çok temel bir mecra haline gelmiştir. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümet temsilcileri, gazeteciler, bürokratlar, milletvekilleri, yazarlar, sanatçılar, sendikacılar ve aktivistler, her renkten politik görüşere sahip insanlar, baskı altında olan gruplar, toplumun her kesiminden insanlar, her konuda görüşlerini dile getirmekte, güncel tartışmalara katılmaktadır. Geleneksel medyanın hükümet tarafından baskı altında tutulduğu bir ortamda bu mecralar hayati önemdedir. Sansürsüz şekilde olan biteni takip edebildiğimiz tek yer İnternettir.
Böylesi kritik bir mecranın, hem de seçim öncesinde kapatılması kabul edilemezdir. Açıkça ifade özgürlüğünün ihalidir.
Seçme ve seçilme özgürlüğüne müdahale
Seçim arifesindeyiz. Seçime giren parti ve adaylar yoğun bir şekilde Twitter’i kullanmaktadır. Bu sayede yurttaşlar adayları yakından takip edebilmekte, dertlerini ifade edip, adayların çözüm önerilerini duyabilmektedir. Onları çözüme zorlamakta, sözler almaya çalışmaktadır. Bu sebeple, Twitter yasağı aynı zamanda seçme ve seçilme özgürlüğüne de müdahaledir.
Seçimlerin güvenliğinden kaygılıyız
Oldukça gergin bir ortamda seçimlere yaklaştık. Internet, seçim günü yaşanabilecek haksızlıkların, hile girişimlerinin hızlıca duyurulabilemesi ve başta oy sayımı olmak üzere seçim süreçlerinde yurttaş denetimini sağlayacaktır. Böylece seçimlerin güven içerisinde geçmesinin güvencelerinden birisi olacaktır. Fakat bu engellemeler hem bu olanakları yok etmekte, hem de ortamı daha da gererek güvensizleştirmektedir. Kaygıları arttırmaktadır.
Hukuk, hükümet enstrümanı haline gelmiştir
Twitter’in kapatılmasına bazı mahkeme kararları gerekçe gösterilmektedir. Ancak uzunca süredir Türkiye’de kimin hukukna veya mahkemesine güveneceğimizi bilemiyoruz. Hukuki gerekçeler artık kolayca uydurulabilir ve yorumlanabilir enstürmanlar haline geldi. Üstelik TİB, daha önce bazı mahkeme kararlarını kanunda tanımlı görev alanım değil diyerek uygulamamıştır. Sadece katalog suçlar ile ilgili kapatma yetkim var diyerek reddetmiştir. Ama bazı durumlarda aynı yetkisizlikle bu kararları uygulamıştır. Mahkeme kararlarının aynı keyfiyetle daha önce uygulanmayıp şimdi uygulanıyor olması Başbakan’ın sözlerini hatırlatmıştır: “Twitter, mivıtır köklerini kazıyacağız”
Hükümet maalesef bir süredir akıl tutulması içerisinde. Son internet yasası değişiklikleri dahil bir çok düzenleme ve uygulamayı akıl sınırlarımız, temel demokratik değerler içerisinde açıklamamız oldukça zordur. Twitter’ı kapatmak da bir çaresizlik ve akıl yoksunluğudur.
Bu utanç verici sansür uygulaması kesinlikle kabul edilemez. Sansüre ve oto sansüre karşı Internetimize sahip çıkalım.
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ise Twitter engellemesinin 5651 sayılı kanuna bile aykırı olduğunu belirttiği şu açıklamayı yaptı:
Twitter’a erişimin engellenmesi, yenilenen 5651 sayılı İnternet Kanunu’na aykırıdır. Buna ek olarak, Avrupa Birliği müktesebatına uyum yönünde hukuki taahhüdü olan, Anayasasında düşünce ve ifade özgürlüğünü temel hak olarak sayan bir ülke için çok olumsuz bir gelişmedir.
İnternet Kanunu’ndaki son değişiklikle, sitelerin kapatılmayacağı ve URL temelli engellemeyle sadece “hukuka aykırı içeriğin” engelleneceği belirtilmişti. URL temelli engelleme, şu an kanuni temeli olan bir durumdur. Bu tür bir engelleme yapılmadan Twitter’ın kapatılması, 5651 sayılı kanuna da aykırıdır.
Türkiye dışında faaliyet gösteren bir şirkete mahkeme kararlarının ne şekilde uygulanacağı, Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde açıkça belirtilmiştir. Bu sözleşmeleri yok sayarak Twitter’a erişimi yasaklamak, asırlar boyu ciddi bir devlet geleneğine sahip Türkiye gibi bir ülkeye yakıştırılamaz.
Türkiye ekonomisini bilgi temeline oturtarak, ekonomik büyümeyi, sosyal kalkınmayı, refahı, üretimi, rekabetçiliğimizi artırmanın yegane yolu, sağlam bir hukuk devletiyle mümkün olur. Temel hak ve özgürlüklere saygılı, uluslararası uygulamalara ve evrensel hukuk ilkelerine uygun bir yasal altyapı geliştirmek zorundayız. Twitter’ı yasaklayarak bilgi toplumu olamayız.
Hiçbir çağdaş demokratik hukuk devletinde mahkeme kararıyla veya idari bir kararla, sosyal medya veya internet erişimi engellenmiyor. Bu durum, Türkiye’yi uluslararası toplum nezdinde hak etmediği bir duruma düşürüyor; interneti, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan anti-demokratik ülkelerle aynı sınıfa sokuyor. Dünyada hiç bir demokratik ülke Twitter’ı yasaklamazken, AB üyeliğine adaylık görüşmeleri yapan, Avrupa Konseyi kurucu üyelerinden Türkiye’nin yasaklaması, ülkemizi hak etmediği bir konuma taşıyor.
Hukukun temel ilkeleri, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Anayasamız, yasa koyucunun iradesi, yüksek mahkeme kararları, özetle hukukun tüm kaynakları ittifakla “ölçülülük” ilkesine dayanır. Milyonlarca kişiyi mağdur edeceği düşünüldüğünde, Twitter’ı kapatmanın, hukukun evrensel ilkesi olan “ölçülülük” ilkesine aykırı olduğu kendiliğinden görülür.
Ülkemizde idari ve mahkeme kararıyla internet sitelerine erişimin engellenmesinin “neden hukuka aykırı olduğu,” bilimsel temellere dayanarak bir çok kez ilgili makamlara ve kamuyouna Vakfımız tarafından iletildi. Ancak, yeniden tanık olduğumuz gibi, bu bilimsel görüşlerin, yasaların hazırlanması sırasında dikkate alınmadığını üzüntüyle izliyoruz.
Düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlamak ve yasaklamak, 20. Yüzyılla beraber tarihe gömülmek zorunda. Türkiye Bilişim Vakfı olarak, Türkiye’nin, internet denetimi konusunda Avrupa Birliği standartlarında bir düzenleme ve uygulama geliştirmek zorunda olduğunu tekrar vurguluyor, yapılan büyük yanlıştan bir an önce dönülmesini istiyoruz.
TWITTER’IN KAPATILMASI ‘ORTA GELİŞMİŞ DEMOKRASİ TUZAĞI’
TÜRKONFED Başkanı Süleyman Onatça, Twitter uygulamasının kapatılmasını, ekonomiyle ilgili bir terim olan ‘orta gelir tuzağı’na atıfta bulunarak, ‘orta gelişmiş demokrasi tuzağı’ olarak niteledi. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Onatça, giderek katılımcı demokrasiden uzaklaşan, bunun bir göstergesi olarak Twitter uygulamasını kapatan bir ülkenin başı öne eğik iş insanı olmak istemediklerini söyledi. Onatça, “Düşünce, ifade ve haberleşme özgürlüğüne darbe anlamına gelen bu karardan derhal vazgeçilmeli. Her fırsatta yineliyoruz. Türkiye’nin sadece ekonomide orta gelir tuzağı sorunu yok. Orta gelişmiş bir demokrasi tuzağında olduğumuzun da farkına varmalı, düzenlemelerimizi bu çerçevede gerçekleştirmeliyiz” dedi.
İletişim özgürlüğünü kullanarak başkalarının haklarına zarar verme girişimlerinin çağdaş demokrasiye yakışan yasa ve uygulamalarla engellenebileceğini ancak bir iletişim sisteminin kapatılmasının demokrasiyle yönetilen bir ülkenin yöntemi olamayacağını belirten Onatça, “Hem Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş medeniyet seviyesine ulaşacağız diyeceğiz, hem AB adayı bir ülkeyiz diyeceğiz, hem de dünyanın gelişmiş ülkelerinin hiç birinin engellenmesini söz konusu bile etmediği bir sosyal paylaşım sitesini kapatacağız. Bunu ne kendimize ne ülkemize yakıştırmıyoruz. Yanlış olduğunu savunduğumuz kapatma uygulamasından derhal vazgeçilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.
ÇAĞ DIŞI VE HUKUK DIŞI UYGULAMA
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Hangi devirdeyiz? Hangi çağdayız? Hangi kafa yapıları ile idare ediliyoruz? Bu nasıl bir utanç verici durumdur ve nasıl bir tuhaf uygulamadır? Bu çağdışı, utanç verici, gerici, bölücü, ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştırıcı uygulamayı şiddetle, esefle kınıyoruz. Bu uygulamanın evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğunu düşünüyor, insan haklarına ve özgürlüklere vurulan darbe olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum ” dedi.
TÜRKİYE BARALOR BİRLİĞİNİN YAPTIĞI SUÇ DUYURUSUNA VE BU KONUDA AÇACAĞI DAVALARA MÜDAHİL OLACAĞIZ
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Dün akşamdan beri biz kendi hesaplarımıza da ulaşamıyoruz. Tamamen Tüketiciyi bilgilendirmek, çevreye duyarlı insan yetişmesini sağlamak, insanlarımızın doğaya, yaşama sahip çıkması yönünde, tüketici hak ve hukukunun aktarılması amacıyla açmış olduğumuz hesaplara bile erişemiyoruz. Biz kimseye küfür etmiyoruz. Hakaret etmiyoruz. Kimsenin özel hayatına, mahremiyetine girmiyoruz. Biz sadece halkımızı bilinçlendirme amacıyla yasal haklarını, hukuki haklarını, kanuni yolları halka aktaran bir hesaba sahibiz. Ve bu hesaptan suç işlemiyor, suç işlenmemesi için insanları uyarıyoruz. Ayrıca toplumsal barış ve toplumsal mutabakata katkı sağlıyoruz. Bizim gibi milyonlarca kişi var. Bir iki yâda on kişinin yaptığı bir suçtan dolayı tüm herkesi ve tüm kullanıcıları cezalandırmak olan bu uygulama, evrensel hukuk kurallarına, insan haklarına, haberleşme özgürlüğüne, fikir yayma özgürlüğüne resmen darbedir. Bir an evvel yanlıştan dönülmesi gerekir. Dönerler dönmezler. TBB nin bu gün itibari ile yapmış olduğu suç duyurusuna katıldığımızı beyan ederiz. Ayrıca bu hususta açmış oldukları veya açacakları her davaya tüm tüketicilerimiz adına müdahil olacağımızı bilmelerini isteriz” dedi.
BU KAFA YAPISI İLE AB’YE GİRİLEBİLİNİR Mİ?
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı Mustafa Göktaş, “Görüyorsunuz dünya bu yasaklamayı konuşuyor. Dünya bizi izliyor. 17 Aralık sürecinden beri değişik gözler ve söylemlerle izlendiğimiz yetmiyor, birde böyle ucube yasaklamalar nedeniyle gündeme geliyoruz. Meydanlarda sergilenenleri de bu dünyada yaşayanlar görüyor, gizli kapaklı sanılan işleri de dünya görüyor. Bu kafa yapısıyla, bu uygulamalarla AB’ye girebilmemiz mümkün mü? Nereye gidiyoruz böyle? Gittiğimiz yer belli de, geri dönebilir miyiz işte o karanlık bir nokta. Allah her şeyin hayırlısını nasip etsin. Devletimize, milletimize, vatanımıza zeval vermesin” dedi.

Kaynak : 