22 Mayıs Cezayir depremi, Türkiye’yi de çok etkiledi ve Türk Telekom’un yetersizliklerini bir kez daha önümüze koydu. Uydusu olan, çevresindeki ülkelerde internet çıkışlarında sorunu olmayan, bir çok carrier’dan fiber getirme teklifi alan bir ülkenin internet çıkışları 16 gündür 1/5 ve 1/3 kapasitelerle çalıştırılıyor. Üstelik uydu sistemi olduğu için bu kapasite de dengeli değil. Mesela dün saat 16:00-18:00 arasında yok oldu (Bkz : TT Uluslararası Çıkışları) Söyleyecek söz var mı?
Tabi sözüm sadece Türk Telekom’a değil. Bu ülkede telekomünikasyon sektörünü regüle etsin, düzenlesin diye kurulmuş bir TELEKOMÜNİKASYON KURUMU var. Bu kurum şu ana kadar internet için ne yaptı açıklasın.. Bu duruma düşmemizin nedenlerinden birisi de kontrol-hakemlik ve regüle etme vazifesini yerine getirmeyen Telekomünikasyon Kurumu değil midir?
Ya İNTERNET ÜST KURULU ne yaptı acaba? 15 gündür bir açıklama bile yapmayan bu kurulun görevi nedir? Ne iş yapar? Bugüne kadar Türkiye için anlamsız İnternet Haftası dışında yaptığı bir şey var mıdır? Yoksa bu kurul sadece şan şöhret- birilerine bir üst kurulda bulunma zevki vermek amaçlı mı kurulmuştur.
Ya ULAŞTIRMA BAKANLIĞI.. Tabi söyleyeceklerinizi duyar gibiyim.. Ulaştırma işi ile haberleşme işinin ilişkisi ne kadarsa, bu Bakanlık ta haberleşme işine ancak o kadar yakın duruyor. Bakanlığın bu işe el koyması gerekmez miydi? Sayın Bakan acaba olan bitenin ve Türkiye’nin 2 haftada kaybettiklerinin farkında mı?
Son olarak da sözü MEDYA’ya – gazete ve TV’lara getireceğim. Biliyorsunuz gazeteler bu haberi, en son haberlerinden birisi olarak gördü ve üstünde durmadı, sadece 1-2 yazı ile geçiştirdiler. Türkiye’de 4 Milyonu sürekli olmak üzere takribi 7 milyon kullanıcı var ama gazeteler bu sayıyı bile küçülterek veriyorlar. Nedenini pek çok okurumuz sordu. Bu sorulara tek tek cevap vermeye çalıştık ama veremediklerimiz için burada anlatayım. SELÜLOZ, SİLİKONA KARŞI. Yani basın, İnternet’ten korkuyor. Çünkü basın hegomonyasını gelecekte internet’in çok sesliliği içinde kaybedecek. Zaten kaybedecekleri kadar kaybettiler dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, 10 yıl önce gazetenin yanında tabak-çanak veriyorlardı. Bugünse örneğin benzin aldığınızda gazete veren kampanyalar gördük. Bu nedenle basına bir şey demiyorum. Onları size havale ediyorum. Ne yapacağınızı siz bilirsiniz.
Neyse, biraz da 4 günlük imza kampanyamızdan bahsedeyim. Bu kampanyaya bugün saat 09.46 itibariyle 1140 kişi katıldı. Katılanlara ait istatistikler şöyle;
Kampanyaya toplam 63 ilden ve 6 yabancı ülkeden katılımcı var ..
En çok katılımcı İstanbul’dan (% 35 Avrupa yakası ve % 23 Anadolu Yakası)
Ankara – İzmir ve Bursa bu illeri takip ediyor..
Katılımcıların % 52’si 21-30 yaş grubundan. 30 yaşından büyük % 30, 20 yaşından küçük ise % 17 katılımcımız var..
Mesleklere bakıldığında, % 20’si öğrenci, % 27’si Bilgisayar sektöründen, % 10’u Mühendis olup, Avukat’tan, Doktor’a, Reklamcı’dan Kamu Sektörüne ve Asker’lere kadar pekçok meslekten kullanıcıya hatta ev kadınına rastlamak mümkün.
İlginç bir tablo değil mi? Özellikle 50 yaş üstü kullanıcı sayısının % 4 oluşu beni heyecanlandırdı. Çünkü internet’in sadece çok genç kişiler tarafından kullanıldığı palavrasının da tersini gösteriyor bu durum.
Bu istatistikleri İmza Atan Kişilerin Analizi sayfasından görebilirsiniz.
İşte sevgili okuyucularımız, biz bugün saat 13:00’de Gayrettepe’ye gidiyor ve okuyucularımızın bize verdiği görevi, kendi adımıza vereceğimiz bir dilekçe ile yerine getiriyoruz. Sizlerin de bu dilekçeyi desteklediğinizi de belirteceğiz.
Dilekçeyi hala imzalamamış olan varsa İnternet Kullanıcıları Dilekçesi adresinden imzalayabilirler.



Kaynak : 