Ey Türkiye’nin internetten medet uman insanları…
Ey Türkiye’nin bilgisayar alamadığı için internet kafe köşelerine sığınmak zorunda kalan kullanıcıları…
Ey Türkiye’nin 150 dolar sermayeyle internet üstünde iş yeri açıp para kazanan beyinleri…
Ey Türkiye’nin kilobitler arasına sıkışmış, hatlarına binlerce dolar verdiği halde işini göremeyen ve bu yüzden internetten soğuyan kobileri…
Ey Türkiye’nin kendi imkanlarıyla programlama öğrenip Türkiye’nin geleceğini kodlayan dehaları…
Ey Türkiye’nin gazetecileri, sivil toplum kuruluşları, resmi kuruluşları, kuruluş olma istekli oluşumları…
Bizler dünyaya açılan bir pencere sahip olduğumuzu, kaçırdığımız sanayi devriminden sonra ilk kez bir devrimi, teknoloji devrimini yakaladığımızın farkındayız.
Büyük umutlarla, Türkiye için başladığmız bu teknolojik serüvenin içinde 1990’lı yıllardan beri tokat yiyip duruyoruz.
Ama “Biz bu ortamın emekçileriyiz. Biz bu ortamın kendisiyiz. Bizim dediğimiz olur” demek yerine önümüze her sunulanı sorgusuz sualsiz, sessiz sedasız kabul ediyoruz.
İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en global sistemi elimizin altında, ancak biz kendimizi yurt dışıyla kıyaslamak yerine, bir takım kurumların yetersiz imkanlarına kanaat ediyoruz.
Global pazarın birinci liginde mücadele etmeye çalışıyoruz. Ama her nedense daha pahalı hatlar kullanmaya, kesilmelere, küçük kitlelere ve dar bant genişliklerine sesimizi çıkarmıyoruz. Hani genelde sessiz bir toplum olsak belki bu kabullenme garip karşılanmayacak. Ama çarşıda pazarda aradığımız hakkımızı her nedense sonuna kadar hakettiğimiz teknolojide yok sayıyoruz.
Üstümüzde ölü toprağı, önümüzde iki yol var: Ya böyle devam edeceğiz ve toplumca ingilizce öğrenip her şeyimizi dolar üstünden yurtdışından karşılayacak ve bir süre sonra internete giren cihazlarımızı toprağa gömeceğiz; Veyahutta internetin “bizim” olduğunu, “bizim hakkımız” olduğunu anlayacak ve “istiyoruz” diyeceğiz.
Önümüzde iki yol var ama iki seçenek yok aslında. Ülkenin, çocuklarımızın, geleceğimizin kaderi bu tartıştığımız. Siyah veya beyaz kadar, kötü ya da iyi kadar, doğru ya da yanlış kadar net seçenekler var önümüzde.
İstemek kadar ve tabii istediğini göstermek kadar yakınımızda iyi şeyler



Kaynak : 