Bu yazının ilk bölümünü okumak için İnternet Cafe’ciler ve Filtre Programı Firmaları Uygulamadan Rahatsız – 1 başlığını tıklayınız.
Türkiye’de filtre yazılımları, internet cafe sektörüne yakın çevrelerce, yerli olarak 2005’den beri düşünülüp, çeşitli firmalarca geliştirildi. Tabi bu alanda yabancı yazılımların olduğunu da söylemeye gerek yok.
5651 sayılı kanun ve TİB’in devreye girmesi ile birlikte internet cafelerin kullanacağı filtre yazılımlarına bazı standartlar getirildi. Bu standartlarla ilgili tartışmaları, bu yazının bir sonraki bölümünde vereceğiz. Ama bugün TİB tarafından [1] onay almış yazılımlar arasında bir rekabet çekişmesi var.
Bu rekabeti daha iyi anlatabilmek için TİB’in 20 haziran tarihinde ilk onay verdiği 5 firmadan 2 si ile konuştuk. Her 2 firmanın rekabete yönelik şikayetleri derin.
Bu firmalardan ilki, kendisi de bir internet cafe sahibi olan Metin Baltaoğlu’nın kurduğu ve “WebFiltre” adıyla bilinen yazılımı geliştiren Volsoft şirketi, diğeri “NetPatron” adıyla bilinen filtre programını geliştiren Bülent Şeker’in şirketi Webaynet. TİB’in onay verdiği ilk 5 firma arasında yer alan bu 2 yazılım da, kasım 2007’de yayınlanan 5651’in ilgili yönetmeliğinden çok daha önce yazılmıştı. İlki doğrudan yerel yönetimlerce internet cafelere yapılan baskınlarda alınan cezalara karşı önlem olarak düşünülmüş ve geliştirilmiş bir yazılımdı ve 2006’dan beri beta versiyonu, test amaçlı olarak ücretsiz dağıtılmıştı. İkincisi ise şirket ve ailelere yönelik olarak ilk kez 2005 yılında geliştirilmiş ve ücret karşılığı satılıyordu.
5651 sayılı kanunun, internet cafelerle ilgili yönetmeliğinin 23 kasım 2007’de devreye girişi ile birlikte, bu yazılımların da ilgili yönetmeliğe uygun hale gelecek şekilde değiştirilmesi gerekti. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), filtre yazılımlarının uyması gereken kriterleri belirledi. Bu kriterler temelde internet cafelerden cinsel içerikli sitelere erişilemesini önleyecek ve de kullanıcı ya da internet cafe sahibi tarafından kapatılamayacak bir yapıya sahip filtre programlarına onay verileceği anlamına geliyor.
Yukarıda bahsettiğimiz ilk yazılım zaten internet cafelere yönelik olduğu için bu modifikasyonları gerçekleştirmek zorundaydı ama Bülent Şeker kendisinin TİB tarafından bizzat telefonla aranarak bu alana davet edildiğini söylüyor. Bunu neden not ediyoruz, çünkü kendisinin filtre yazılımı alanında rekabetin sağlanmadığı iddiası var ve bundan da, aranarak davet edildiği için TİB’i sorumlu tutuyor.
Öncelikle bu alanın toplam 13 trilyonluk (10 milyon $/yıl) bir pazar olarak (yaklaşık 20.000 cafe ve 700.000 PC öngörülüyor) hesaplandığını aktaralım da kavganın anlamı daha iyi ortaya çıksın. Filtre yazılımları PC başına 15-50 YTL/yıl olabiliyor.
Şeker : Haksız Rekabete Karşı Fiyat Kriteri Konmalıydı
Her 2 filtre yazılımı sahibi ile geçen hafta bir görüşme yaptım. Görüşmenin özünü “haksız rekabet” olarak adlandırdıkları durum ve buna karşılık TİB’in sorumluluk almadığı iddiası oluşturuyordu.
Şikayetlerden ilkinde, filtre programlarından birisinin ücretsiz ama internet cafe programı yanında (bundle) olarak verildiği belirtiliyor. Bu firmanın 5651 öncesinde filtre yazılımı alanında bir faaliyeti yok. Buna karşılık internet cafe yazılımı, 5651 öncesinde 6,000 kadar cafede yayılmış durumda ve ücretsiz veriliyor, çünkü reklam modeli ile finanse ediliyor. Şimdi bu yazılıma bundle olarak filtre programı da veriyor. Yine reklam karşılığı ve ücretsiz. Binlerce kişinin kullandığı internet cafe programları, çok yüksek sayıda impression yaratabiliyor. Bu firma da sistemi bu şekilde oturtmuş durumda.
Şeker “güçlü sunucular, elemanlar vs 7 ayda 80 bin YTL harcadım” dediği modifikasyonlara karşı elde ettiği tüm cironun 2,5 ayda 72 bin YTL olduğunu belirtiyor. Şeker bu rakamın yarısının vergi olduğunu hatırlattıktan sonra, rakamın 2,5 ayda iyi olduğunu söylememize cevap olarak, ilk ay iyi bir rakam aldığını ama sonra geri kalan dönemde satışın gerilediğini ve sıfıra doğru düştüğünü belirtti. Çünkü pazardaki 7 firmadan bir kaçının filtre yazılımını bundle dağıttığı belirtiliyor. Bu durumda da diğer firmaların rekabet şansı kalmıyor. Örneğin Şeker bu nedenle görüştüğümüz gün hayli üzgün ve umutsuz durumdaydı.
Rekabet konusunda ikinci şikayet ise, diğer bir filtre yazılım firmasının, filtre programı sorulduğunda, ayrı bir yazılım yok diyerek, internet cafe yazılımını birlikte satması. Bu firmanın filtre yazılım fiyatı almadığı, yerine “hizmet bedeli”, “TIB fiyatı” gibi ifadeler söylediği iddiası var.
Bu 2 firmanın 13 trilyon YTL olarak ifade edilen internet cafe filtre yazılım pazarında bir türbülansa neden olduğu belirtiliyor. TİB’in kriterleri belirlediği bu alanda sorumluluk alması ve rekabeti dengelemesi gerektiği iddia ediliyor.
Duruma bakıldığında, aynen Microsoft’un AB Komisyonu ile karşı karşıya geldiği sorun gibi bir durum gözüküyor. Hatırlayacaksınız, Windows işletim sistemi yanında video gösterim yazılımını bundle vermesi nedeniyle rakip firma tarafından şikayet edilmiş ve 600 milyon $’lara varan cezalar almıştı.
Filtre yazılımcıları bu konuda Rekabet Kurumu’na bir başvuru yapıldığını ama ne işin yetkilisi durumundaki TİB’in, ne de Rekabet Kurumu’nun tedbir almaya yakın gözükmediğini belirtiyorlar.
Bu durum doğrusu beni üzdü. Hem azıcık olanaklarına rağmen 2 yerli yazılımcı firmanın karşı karşıya kaldıkları durum üzücü. Hem de TİB ve Rekabet Kurumu’nun buradaki rekabet karşıtı sorunu göremiyor oluşları. Sonuçta 13 trilyonluk bir pazar varsa, buna sadece serbest ekonomi demek doğru mudur düşünmek lazım. 7 firmanın girdiği bu pazarın daha eşit koşullarda paylaşılmasını sağlamak gerekmez mi? Aksi takdirde yakında pazarda 1 ya da 2 yazılım kalmış olacak.
Şeker’in bir başka eleştirisi de kendisinin hazır olan programına 28 şubatta onay verilmesine karşın, bu onayın piyasaya duyurusunun diğer firmalarla birlikte 4-5 ay sonra yapılması. Şeker o zaman Rekabet eşitliği diyenlerin, şu anda Rekabet eşitliği için bir şey yapmadıklarını düşünüyor. Ben de öyle..
Şeker, bu noktada TİB’in kriterler içine bir de “fiyat kriter”i katabileceğini düşünüyor.
Bunun detayını size bir sonraki bölümde anlatacağız. Okumak için Şeker : Belediyeler İnternet Cafe Ruhsatı Yanında Filtre Yazılımını Vermeli – 3 başlığını tıklayınız.
Yazarın 8 Kasım 2008 tarihli Notu : Yazıya Mehmet Okur isimli bir okurdan bazı eleştiriler aldım. Gmail adresi kullandığı için, bedava yazılım kullanmak isteyen bir internet cafe sahibi mi ya da bedava yazılım dağıtan firma ya da bayisinde çalışan birisi mi olduğunu bilemediğim okuruma ya da benzer düşünenlere, bu yazıyı yazarken gözönüne aldığım kriterleri ifade etmek istiyorum.
- Öncelikle yerli firmaları desteklemenin, ülkemizin gelişmesi, vergi açısından, istihdam açısından öneminin farkında olunduğunu düşünüyorum.
- Parasız teknoloji geliştirilemez. Kullanıcı olarak “ücretsiz” bir şey kullanmak, kısa vadede çok hoşumuza gitse de, uzun vadede, o şeyin kalitesinin ve hatta varlığının sürdürülmesinin sorun olacağı açıktır.
- Bedava vererek pazarda bir ya da iki firmanın TEKEL hale gelmesi, kabul edilemez. Bu durumda, bugün bedava kullandığınız ürün yarın bugün pahalı olduğunu düşündüğümüz bir üründen daha pahalı hale bile gelebilir.
Bu nedenle örneğin AB Microsoft’un bedava dağıttığı Video oynatıcı için ceza vermiştir[2]. Ülkemizde olaylara “bedava” açısından yaklaşmak yerine, mantığı anlamak yönünde çalışmak uygun olur. Eleştiri yaparak, bana bu kriterleri açıklama imkanı veren Mehmet Okur’a teşekkür ederim.
[1] TİB’den Onaylı İçerik Filtreleme Yazılımları
[2] AB Komisyonu Microsoft’a 357 Milyon $ Ceza Verdi



Kaynak : 