Daha yeni internet kanunu kavgası bitmeden Başbakan yardımcısı Bülent Arınç’dan açıklama geldi : “Haber Portallerine Yeni Düzenleme Yapıyoruz”. Arınç bu konuda şunları söyledi :
-
“Biz yaptığımız işi biliyoruz ve inşallah internette bir de benim düzenlediğim haber portallarıyla ilgili bir düzenleme o da yakın zamanda gelecek. Haber sitelerini biz değerlendiriyoruz. Basın kanunu içerisine alacağız. Sarı basın kartı vereceğiz. İlan ve reklam pasta payından vereceğiz ki bugün internetin haber portalları yazılı basından daha çok izlenen, daha çok içinde yazı yazılan unsurlar hale geldi. O zaman ne diyeceğiz. Bu da mı internete sansür? Bu da bir düzenlemedir. Yıllardan beri beklenen bir düzenlemeydi. Kimse endişe etmesin. Demokrasinin, özgürlüklerin, demokratikleşme konusunda atılacak adımların 11 senedir nasıl sahibiysek bundan sonra da böyle devam edeceğiz.”
Konu, internet camiasında, “yeni internet maddeleri çabuk yapılda ya, eksik kalanları gördüler, onu da yeniden yapacaklar” ifadesiyle değerlendirildi.
Bülent Arınç konuşması sırasında, Sabah ve ATV’nin satışında işadamlarından para toplanarak havuz oluşturulduğu yönündeki telefon kayıtlarının internette yayınlanmasını soran gazetecilere, “Dost sohbetlerinde bir insanı çayı içerken aile konuşmalarında yaptığı konuşmaları birileri dinlemiş ve servise koymuşsa bu bir insanlık suçudur” dedi.
Arınç yeni internet kanununun sansür olarak tanımlanmasına ise “spekülatif olarak değelendirdi :
“Bir defa birisi bir isim koyuyor ve basın onun üzerine her şeyi inşa etmeye kalkıyorsa bu çok yanlış olur. İnternette sansür iddiası. Kesinlikle böyle bir şey yok. Nerden çıktı? Anayasadaki madde basının sansür edilemeyeceği, özgür olduğudur. Biz de bunu gönülden inanıyoruz ve Türkiye’de Basın Kanunu’yla RTÜK’le şunla bunla meşgul olan bir arkadaşınız olarak söylüyorum. Dünyanın pek çok ülkesinden daha özgür ve basın hürriyetine sahip de bir ülkeyiz. ‘Efendim 60 tane cezaevinde insan var.’ 49 tanesi terörle mücadele kanununa aykırı hareket etmekte. Eğer bunu da siz “serbest kalsınlar’ diyorsanız o zaman Terörle Mücadele Kanunu’nu kaldırmamız lazım, inşallah o da kalkacak. Ama oradaki hükümlerin bir kısmı Türk Ceza Kanunu’nda. Bu sefer Türk Ceza Kanunu’na aykırı hareket etmekten bazı insanlar yargılanacaklar. Suç işleme imtiyazı hiç kimse için yok. Ne benim için, ne bir gazeteci arkadaşım için ne bir müdür için veyahut da bir iş adamı için. Ceza kanununa göre suç sayılan bir fiilleri icra edenlerin yine hesap verme geleneği olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Aynen bunun gibi internette sansür. Arkadaşlar iki sene evvel de o zaman TÜSİAD Başkanı Sayın Ümit Boyner hanımefendiyle bir tartışmamız da olmuştu. Güvenli internet denen bir şey var Sayın Bakanım daha iyi bilirler. Bunu tercihe bağlı olarak yapmayı düşündük o zaman. Tercihe bağlı olarak ailesini çocuklarını, zararlı bazı porno, şiddete yönelmiş bir takım yerlerden korumak amacıyla bir güvenli internet işini başlatmak üzere yola çıkmıştık. Sansür diye ortalığı birbirine kattılar. Halbuki sansür değildi. Düğme sizin elinizde. Sadece siz bunu arzu ederseniz bu yolu seçebileceksiniz. O gürültüler gitti. Arkada ne kaldı? İki milyondan fazla insan bunu tercih etmiş. Demokrasiler tercih noktasında insanlara farklı seçenekler sunabilme hakkıdır. Şimdi niye ‘internette sansür’ diye başlıyoruz. Doğru değil.
Sayın Lütfi Elvan, doğru bir şey yaptıklarını söylüyor ve bunun sansür olmadığını ifade ediyor. Umarım bu hafta da görüşülecektir. Göreceksiniz o da çıktıktan sonra bu tartışmalardan eser kalmayacaktır. Neden çünkü bunlar spekülatif tartışmalardır. AK Partiyi demokrasi karşıtı göstermek, ‘insan haklarını ihlal ediyor’ demek, ‘işte özgürlük alanlarını kısıtlıyor’ demekle aynı noktayı getirmeye çalışıyorlar.”

Kaynak : 