Dün HP’nin EMEA Depolama Sistemlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Chris Johnson ve MEMA Depolama Direktörü Julien Bertin İstanbul’daydı. Özel bir toplantıda buluştuğumuz Chris Johnson HP’nin depolama servislerinin farklarını anlattı ;
HP donanım firması ama her ürün ve servisi kapsıyor. Oysa rakiplerimiz böyle değil. Mesela IBM bir servis şirketi, Oracle bir yazılım firması ama HP inovasyona kilitlenmiş bir şekilde en iyi ürünü üretmeyi hedefliyor. Bu nedenle de endüstri standardı sunucularda #1, PC’lerde #1, Printer’larda #1, 3 yıl önce satın alınan networking ürünleri ile #2 (Cisco’nun arkasından), depolamada da yine #2 durumunda. İlk defa yazılım tabanlı network ürünleri ve ilk Microsoft iş tabletini ürettik.
Johnson, IDC analistlerine göre data center harcamalarının % 33 oranında bütünleşik altyapı olacağını hatırlatırken, Türkiye’deki data center müşterilerinin de tek bir üreticiden bütün servis ve ürünleri almayı tercih ettiklerine, IT departmanlarının ise performans anlamında değer katılmasını istediklerine işaret etti.
Johnson, HP’nin bu anlamda bütünleşik servis ve ürünler sunduğunu ve bütünleşik altyapının HP için strateji olduğuna ama rakiplerden IBM’in network ürünlerinin olmadığına, Cisco’nun depolamasının olmadığına ve Oracle’ın ise epeyce eksiğinin bulunduğuna dikkat çekti.
14 yılını EMC’de geçirdiği için depolama konusunu ve sektörü çok iyi bildiğini söyleyen Johnson HP’nin depolama ürünlerini 3 seviyede sunduğunu anlattı;
- Birincil depolama (uygulama ve hizmetlerin çalıştığı seviye)
- Yedekleme ve İş Sürekliliği anlamında depolama
- Arşiv anlamında depolama
HP’nin birincil depolama ile tanımladığı, bir süre önce bünyelerine kattıkları 3PAR firmasının StoreServ olarak adlandırılan modelleri. Bu modelde küçükten, büyüğe tüm firmalara ve her türlü hizmeti veriyorlar.
Yedekleme ve iş sürekliliği anlamında kullandıkları sistemin adı Storeonce. HP yetkilileri bu noktada dikkatimizi bir konuya çekiyorlar. HP’nin piyasada lider olan depolama firmasına (EMC) nazaran 3 kat daha hızlı yedekleme yaptığını belirtiyorlar. Ama daha önemlisi 5 kat hızlı kurtarma yapabiliyormuş. Bunu ise, verileri tek tek analiz edip, aynı verileri bir kaç kez kopyalamaması olarak anlattılar.
Ayrıca 3PAR teknolojisi 0’ları ortadan kaldırıyor ve böylece depolama (storage) miktarını azaltıyor. Anlatılanlara göre, sistemde 2ci bir chip var. Bu veriyi analiz edyor. Verinin tipine göre, depolamaya gelmeden önce kesiyor ve trafik oluşturmuyor. Dolayısıyla gereksiz IO olmadığı için kaynaklar da gereksiz kullanılmuyor.. Yanısıra depolama miktarı azalıyor.
Bazı durumlarda depolamanın % 95’inin anlamsız olabildiği (mesela birden fazla personelin aynı sunumu depoya atmak istemesi gibi), Autonomy’nin ise içerik bazlı tanımlama ile yakın gelecekte tekilleşmede daha verimli olabileceği belirtiliyor.
HP yetkililerinin iddialarına göre, EMC’nin tuttuğu verileri 3PAR’a aktardığınızda depolama % 50 azalıyor. Hatta bazen % 70’e kadar bile azalma olabiliyor. Bu konuda bir de “müşteri ismi vermeden” örnek anlatıldı.HP’ye geçen bir müşterinin verilerinin 10 GB’dan 5GB’a düşmesini korkuyla karşıladığını (verilerin yarısı kayboldu zannederek) ama sonra durumun kendisine aktarıldığı, HP depolamasının yer tasarrufu yaptığının gösterildiği belirtildi.
HP’nin 3cü depolama sistemi olarak adlandırdığı “Arşivleme” StoreALL olarak tanımlanıyor. 10 petabytelar düzeyinde (ölçeklendirme) dataya kadar çıkılabildiği söylendi.
HP yetkilileri 2 ve 3 yani yedekleme ve arşiv sistemlerinin aynı yazılım mimarisine dayandığını, bu nedenle de müşterinin işlerinin basitleştiğine, HP’nin ise inovasyon işlerinin kolaylaştığına dikkat çekiyorlar. Özellikle müşterilerin en büyük problemi olan “verinin büyümesi ile veri depolamanın maliyet yükünin artması” konusunda çalışıldığı belirtiliyor.
Sonuç olarak Başkan Yardımcısı Johnson ve diğer HP yetkilileri 3PAR platformunun depolama alanına getirdiği faydaları; para, soğutma, fiziksel alan ve elektrikten tasarruf olarak özetlediler. Çünkü sunucu başına 2 kat daha fazla sanallaştırma yapılıyor ve böylece aynı data için sunucu sayısı azalıyormuş.
Diğer yandan önemli diğer bir gider olan insan yani yönetim giderinin de azaldığı belirtiliyor. Johnson’a göre, 20 yıl önce tasarlanmış IBM, Hitachi, EMC ya da HP’nin eski depolama sistemleri istikrarlı ama batch bazlı, transaction bazlı iş yapan sistemler iken Vmware dünyayı değiştirdi. Dinamik cloud ve esnek bir operasyon imkanı getirdi.
HP’nin de aynı çerçevede depolama stratejisini yenilediği ve orta katmana yönelik 7000 platformunu anons ettiğini söyleyen Johnson
“sektördeki 15 yıllık tecrübemde böyle bir çözüm görmedim. Bu kadar hızlı tutulan başka çözüm yok.”
diyor. Johnson’a HP’nin tüm çözümleri içermesinin iyi bir şey olduğunu anladığımızı ama “tek firmaya bağımlı olmak” konusunda daha önceden gelen “bağımlılık sonucu fiyatların yükseldiği gibi” tartışmalar bulunduğunu hatırlattık; Johnson şöyle cevapladı.
“Hem depolama hem de sunucularda endüstri standardı üzerinden gidiyoruz. Dolayısıyla IBM’e dönüştürmek istiyorsanız, akıllı bir seçim olmamakla birlikte mümkün. Oracle kendi uygulama ürünleri için kapalı bir ortam yaratıyor. Bağımlı olmanın asıl tipik örneği bu..”
Johnson : İşortaklarımıza Yönelik Compensation Programında Değişiklikler Yaptık
Johnson’a bir de son yıllarda adeta yok olan Entegratör pazarına yönelik olarak “çok uluslu firmaların müşteriye çözüm ortakları ile rakip olacak şekinde bazen kendilerinin gittiği şikayetlerini ve kar marjlarının da düşük olduğu iddialarını” hatırlattık ve bu konudaki düşüncelerini sorduk. Johnson :
“İş ortaklarımızın para kazanmasını istiyoruz ki, HP satmaya devam etsinler. Bu nedenle kısa bir dönem önce iş ortaklarının çalışmalarındaki kazançları ile ilgili sistemi değiştirdik ve karlılığı maksimize edecek şeklinde yeniledik.
Ayrıca önemli bir değişiklik getirdik. Entegratör firmalar artık HP satmanın yanısıra kendi servisleri satabilecekler. Bu daha önce yapmadığımız bir şeydi. Depolama tarafında % 70’den fazla satış ara kanal ve entegratörler tarafından gerçekleştiriliyor.. İş ortakları çok önemli ve bizi ileriye taşıyacaklarına eminim.”
şeklinde cevap verdi. Toplantıda ayrıca işlemci pazarını ve HP’nin işlemci stratejisini sorduk. Türkiye Genel Müdürü Serdar Urçar bu soruya şu şekilde cevap verdi;
“Intel’le çok stratejik olan işbirliği devam ediyor. ARM gibi mimarilerle çalışmalarımız ise scale out’a yönelik uygulamalar. Sunucu ekleyerek yapılan çalışmalar ARM olabilir ama sunucuyu büyütme durumunda Intel işlemci kullanılıyor. İşletim sisteminde olduğu gibi. Arm mimarisi ile çalışıyoruz ama diğer bir kısmında Intel’le çalışmamız devam ediyor.
Photonic Sunucular Geliyor
Son olarak da; hem sunucu, hem de depolama tarafında dramatik değişikliklerin gelmekte olduğu belirtildi. HP labs, ana kart üzerindeki bakır devrelerin yerine fiber devreleri koymak için yani photonic sunucular için çalışıyor.



Kaynak : 