Bu makalenin ilk bölümünü IBM’lilerin Sendikacılık Geleneği Zaten Vardı ve ikinci bölümünü IBM’de Zam Yapılmama Nedeni; 2001 Sonrasında Maaşları Piyasa Düzeyine Getirmek Olarak Veriliyor – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Taşeronlaşmaya Karşı Mücadelede Yargıtay Kararı
Evet önceki bölümlerde belirttik. Önceki yıllarda dışarıya çok yansımadı ama IBM’de bir de taşeron sorunu var ve bu konuda büyük bir çekişme yaşandığı görülüyor. Sendika 1980 sonrasında, “Toplu Sözleşme hakkı” olmamasına karşın, taşeronlaşma konusunda çalışarak ve kendi ifadelerine göre “bu konudaki hataları ayıklamada önemli kazanımlar sağlayarak” yararlı olmuş..
1970-80 aralığında, bütün dünyada, özellikle belediye hizmetleri, havayolları, Telekom şirketleri gibi devlet şirketlerinde, hayatı felce uğratan büyük grevler yaşandı. 1800’lerin sonunda başlayan sanayi devriminin ayrılmaz bir parçası olan “örgütlenme” yani sendikal hareketlerin, 70’lerle birlikte ulaştığı bu büyük güce karşı, şirketler 1980 sonrası “Küçük Güzeldir” kavramı ile birlikte, “kar merkezleri” olarak da adlandırılan taşeronlaşmaya doğru gittiler. Böylece sendikalaşmaya gidebilecek “çalışan” gücünün toplu olarak greve gitmesinin önüne geçildi.
Bu olayla birlikte öğreniyoruz ki, tekstilden, inşaata pek çok alanda, çalışanları üzen taşeronlaşma konusunda, Türkiye’de mahkemeye ilk giden IBM çalışanları olmuş : “Sendikanın da desteğiyle büyük kazanımlar elde edildi.” yorumu ile belirttikleri bu konuda bir örnekleme yapalım; IBM’in bir alt yüklenicisindeki işine son verdiği bir çalışan itiraz edip “beni bu şekilde gönderemezsin” diyor ve mahkemeye gidiyor. Yargıtay’dan bu çalışan lehine karar çıkıyor ve alt yüklenicinin yanı sıra, IBM’in de bu çalışan konusunda sorumlu olduğu kararı veriliyor.
IBM’de taşeronlarda çalışanlar dışında, sözleşmeli alınan elemanların da sorun yaşadıkları anlatılıyor. Geçmişte bu kişilere “Siz sözleşmelisiniz” denilerek, kanunen hakları olmasına rağmen, kadrolulara verilen hakların verilmediği belirtiliyor.
Ancak IBM sözleşmeli eleman çalıştırma stratejisini uzun süre sürdüremiyor. Bir süre sonra bu işin de sonu geliyor. Çünkü kanunen 2 yılı dolduran kişileri, ya kadrolu olarak işe almak ya da tamamen işten çıkarmak gerekiyor. Şirket bunun üzerine taşeron sistemine dönüyor. 2001 ekonomik krizinden sonra IBM’in Adecco isimli taşeron firmaya ağırlık verdiği görülüyor. Emekli olan ya da ayrılanların yerine alınan yeni elemanlar, IBM Türkiye’ye değil, Adecco’ya alınıyor. Öyle ki, bir ara taşeronlaşma % 30’lara varıyor. Adecco eleman sayısı 130’lara fırlıyor.
Sendika yöneticileri “Bu durum AB uyum yasaları çerçevesinde çıkan 3854 sayılı iş kanununa göre yasal olarak engellenmesine rağmen, hükümet tarafından yönetmeliklerin zamanında çıkarılmamış oluşu ve netleşmeyen kritik tanımlamalar ve uygulamalar nedeniyle IBM bu açıktan yararlanmaya devam etti” diyorlar. Cuma günü yayınladığımız röportajda Global Union temsilcisi, bu yaklaşımı Türkiye’deki çalışanların durumu olarak AB üyeliği konusunda dile getireceklerini belirtiyor. [1]
Konumuza dönersek, IBM Adecco çalışanları bu sorunu önce Çalışma Bakanlığı Müfettişlerine sonra da mahkemeye taşımışlar. Yargıtay’dan çalışanlar lehine karar çıkınca da, Adecco dönemi yavaşça kapanmış. Şimdilerde bu şirkette 5-10 kişinin kaldığı belirtiliyor.
Aynı dönemde, Çalışma Bakanlığına yapılan şikayet sebebiyle, IBM’e Çalışma Bakanlığı Müfettişlerinin geldiği ve sonuçta, “bir şirketin asıl (core business) işinin taşeronla gerçekleştirilmesi durumu söz konusu olabilir, ama bu konuda hukuki yön de araştırılmalıdır” kararı veriliyor. O sıralarda ülkemizde başka hiç bir firmada, IBM kadar büyük kapsamlı taşeron kullanılmadığı belirtiliyor.
Yargıtaydan IBM-Adecco kararı çıkarıldıktan sonra, bu karar ülkemizdeki diğer sektörlerdeki firmalar için de kullanıldığından dolayı, tüm çalışanların lehine bir kazanım haline dönüştüğü belirtiliyor. Bu karardan sonra, Çalışma Bakanlığı müfettişleri başka başka şirketlere yaptıkları denetimlerde, ellerinde IBM – ADECCO Yargıtay kararı ile gider olmuşlar.
Eski Yöneticiler Dinler ve Dikkate Alırlardı
IBM çalışanları son 5 yılda yaşananlar konusunda, bir de farklı yorum yapıyorlar. “Eski yöneticilerimiz toplu sözleşme hakkı olmasa bile, bizi dinliyor ve dikkate alıyorlardı. Son zamanlardaki yöneticiler, “nasılsa bir şey yapamazlar, gelirler, konuşurlar, giderler.” Zihniyetinde” deniliyor ve kendilerinin artık dinlenmediğinden şikayet ediyorlar.
Eskiden “Motivasyona önem veren, piyasanın bir adım önünde olalım, kaliteli elemanlarla çalışalım gibi hedefleri olan” yöneticilerden bahsedilirken şimdi, “Piyasa neyse onu verelim, fazla vermeyelim, çalıştırabildiğimiz kadar ucuza çalıştıralım.” diyen yöneticiler olduğu belirtiliyor.
Bu arada bütün bu konuşulanlar arasında, ilginç bir not var. 5 yıl gibi uzun br süre boyunca, çalışanların zam almadan çalışmaya ses çıkarmamalarının en önemli sebeplerinden birinin “IBM kültürü” olduğu belirtiliyor.
IBM kültürü “IBM’li kendi şirketini çok sever, şirketini zor duruma düşürmekten çekinir, şirketi hakkında kötü laf etmez, bağıra çağıra sokakta gezmez, vs.. vs..” şeklinde tarif ediliyor ve “ama bunu kullandılar. Artık bıçak kemiğe dayandı” deniliyor.
Hala “IBM’in adı gerekli, gereksiz bir yerlerde çıkmasın. Nasılsa bir şey vereceklerdir[1]” diye konuşanlar olduğu da belirtiliyor ve 7-8 ay öncesine kadar durum böylesine geliyor. Sonra çalışanlar artık “biçak kemiğe dayandı” diyorlar ve toplanıp, “toplu görüşme yapma hakkı olan bir sendikaya geçelim” kararı veriyorlar. “Yapacaksak hepimiz aynı anda yapalım” diye düşünüyor ve “2-3 gün içinde 200’ün üstünde kişi olarak üye olduk. Şimdilerde sayımız 250’lere yaklaştı” diyorlar.
Bu rakamın, IBM içinde, sendikaya üye olma hakkı olan kişilerin hemen hemen % 90’ına yakın olduğunu da not edelim.
Yazının son bölümünü Zam Onayına Rağmen IBM’de Sular Durulmadı – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.
IBM’in örgütlü çalışması konusundaki gelişmeleri burayı tıklayarak toplu olarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 