Dün IBM çalışanları bir araya gelerek, süresiz eylem kararı aldılar. İlk etapta da 4 haftalık eylem planlarını belirlediler ve bu kararlarını da “Sam Sorunu Çöz ya da Hiç Gelme” yazılı pankartlarla çektirdikleri resim ile ilan ettiler.

Sam ile kastedilen, IBM’in Türkiye’de ofis açısının 70.yılı kutlamaları çerçevesinde kasım ayında Türkiye’ye geleceği duyulan Sam Palmisano yani dünyada “big blue” olarak bilinen IBM’in ana şirket Genel Müdürü.
Eylem kararına gelene kadar geçen olayları daha önce belirtmiştik ama bir daha hatırlatalım; 5 yıldır maaşlarına zam alamayan IBM çalışanları, bu yıl başından itibaren sendikal faaliyetlere ağırlık vermiş ve toplu sözleşme hakkı bulunan bir sendikaya yönelmişlerdi[1].
Nisan ayında IBM çalışanlarının yarısından fazlası Tez-Koop-İş sendikasına üye oldular. Bu gelişmeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, haziran ayında onaylayarak IBM yönetimine bildirdi. IBM bu bildirime karşı itiraz ederek mahkeme açtı.
IBM yönetiminin itirazı 2 noktada toplanıyordu. Bir tanesi şirketin sendikanın temsil ettiği iş kolunda olmadığı, diğeri sendikaya üye olan çalışan sayısının yarıdan fazla olmadığı şeklindeydi. Mahkeme geçtiğimiz günlerde IBM’in itirazlarını reddetti. IBM de bir üst mahkemeye gideceğini açıkladı.
Bu arada IBM’in eylül ayında zam yapacağını açıkladığını da unutmadan ilave edelim.
IBM Çalışanları Değişme Hissediyorlar
IBM çalışanlarının uluslar arası sendikalarla işbirliği yaparak uygulayacağı eylem kararlarının arka yüzünü anlamak için IBM çalışanları ile konuştuk. Çalışanlar bize şunları anlattılar :
Dünyada IBM değişiyor. Şirketin önceliği, değerler üzerine oturan bir şirket olmaktan, hissedarlarına daha çok kar sağlayan bir şirket haline gelmek yönüne döndürülüyor izlenimini alıyoruz.
IBM çalışanları ısrarla Türkiye’deki gelişmelerin sadece ülkemize özgü olmadığı, bütün dünyada benzer gelişmelerin olduğu yorumunu yapıyorlar ve :
Daha çok kar açıklamak istiyorlar. Satışlarla gelinen yer malum ama eskiden gelme personelin hakkı olan bir takım kaynakları kısarak da yeni bir kaynak elde etmeye çalışıyorlar.
IBM çalışanları bu hakların, 2005 öncesi personelin şirkete girerken imzaladıkları sözleşmelerden geldiğini belirtiyorlar. Bu hakların içinde en önemlisi ise, şirkette 20 yıl çalışan ve 60 yaşını geçen emekli çalışanlara verilen IBM özel emeklilik maaşı.
IBM çalışanları şirketlerinin değerler üzerine oturduğunu düşündüklerini ama artık bunda bir değişim gözlemlediklerini belirtiyor ve şöyle diyorlar:
Hizmet sektöründe ana unsur insandır. IBM de değerler üzerine yaşayan bir şirketti. Burada yaptığımız işlerin arkasında da etik değerler vardır. Bu nedenle gece kafamızı koyup, rahat uyurduk. Şirketimize güven duyardık.
Doğru, piyasanın 2 katına yakın maaşlarımız vardı ama bu şirkette çalışmamızın esas nedeni maaşlarımız değildi. Değerlere bağlılıktı. Daha çok maaş teklif eden yerlere gitmeyen arkadaşlarımız vardı.
Görüştüğümüz çalışanlardan birisi, satış elemanı olarak şirkete yeni girdiği yıllarda, zamanın genel müdürünün kendisine “ne yapacağız” diye fikir sorduğunu anlatırken de bu değerden bahsediyor;
Şirkette 20 seneden fazladır çalışan bir genel müdürdü. Ben ise yeni işe girmiş bir satış elemanıydım. Ama bana sorarak, “sana değer veriyoruz” demiş oluyordu. Biz IBM’de bunu sevdik.
Ama anlatılanlara göre bugün bu durum değişiyor. Şirkette çok övünülen özgürlük, fikre değer vermek, farklılığı desteklemek gibi kavramların yok olduğunu “Speak Up” olarak adlandırılan ve kişilerin fikirlerini belirtmeleri şeklinde tanımlayabileceğimiz mesajlara yönetimin cevap verme alışkanlığınun kaldırıldığını örnekleyerek hatırlatıyorlar.
IBM çok güzel bir camiaydı. İçinde bulunmaktan gurur duyardınız. Yönetime güven duyardınız. Şirket çalışanları ve yönetim birlikte, aynı yerde yemek yer, konuları açık açık konuşur, herkes ekonomi class uçardı. Bu yıl bunlar değişti.
IBM çalışanlarına göre olayın temelinde şirketin “emeklilik yükümlülüğü”nden kaçmak istemesi yatıyor. IBM yönetiminin 2005 sonrası işe girenlere verilmeyen bu hakkın, eskilerin de elinden alınması yönünde çaba gösterildiği anlatılıyor.
Türkiye’de eski çalışan 100 kadar kişiye halen maaş ödendiği belirtiliyor ve yeni emekli olacaklarla birlikte IBM yükümlülüğünün çok daha yüksek rakamlara ulaşabileceği hatırlatılıyor. Bu rakam örneğin Japonya için 1,2 milyar $ olarak veriliyor.
IBM çalışanları bu rakamın Türkiye’de çalışanların yıllar içinde kazandıkları bir hak olduğunu, bu hakkın ellerinden alınması durumunda IBM’in yurtdışına kar transferi yapıyor olacağını iddia ediyorlar. Bu konuyu gelecek hafta daha geniş anlatacağız.
-
Not : IBM çalışanları etkinliklerini burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz adresten takip edebileceğinizi bildiriyorlar.
[1] IBM Türk’teki Personel Hareketleri

Kaynak : 