Cezayir’de meydana gelen depremden sonra koptuğu söylenen internet hatlarımız; iletişim kurmak isteyen, bilgi almak isteyen, devletine inanıp sanal ortama yatırım yapan ve bu yola geleceğini koyan insanlarımızı inanılmaz derecede mağdur etti. Türkiye’de internetin onuncu yılının kutlandığı şu günlerde; 10 yılda 15 milyon genç yaratan Atatürk’ün izinden gittiğini söyleyen “Telekom”ik yetkililerimizin yaptıkları muhtemelen neden bizim internette sadece 4 milyon genç yaratabildiğimizi de bu şekilde açıklar nitelikte olacaktır.
Cezayir depremiyle kopan hatlar için yapılanların ve özellikle de yapılmayanların bende uyandırdığı birkaç soruyu sizlerle paylaşmak istedim. Yetkililerden cevap alabilme umudum yok, eğer cevaplara haiz olduğunu düşünenler varsa onlarla kontakt kurmaktan mutluluk duyacağım.
1. Koca devletin iletişim ve internet işlerini çekip çevirmekle yükümlü ve bu konuda tekel olan kuruluş nasıl olur da tum internet geleceğini okyanusun altında, fay hattının üstünde bir kabloya bağlar? Backup sahibi olması zorunluluğu yok mudur? Haydi kanuni zorunluluk yok, vicdani yükünü taşıyan bir babayiğit telekomcu yok mu acaba?
2. Bir ülkenin etrafı (komşuları) bu derece fiber ve uydularla çevriliyken “biz kablonun koptuğu yeri buldurmaya çalışıyoruz, bir ara hallolur” demek yerine neden yeni bağlantı türleri aranmaz? Zaten Türkiye’deki bant genisliği kullanan insanlar çevre ülkelere göre (ABD’yi hiç saymıyorum) deli gibi paralar vermektedir. Bu paralardan elde edilen kâr nereye gitmiştir?
3. Şu anda yurt dışına bağlanamayan internet kullanıcılarına tazminat açma hakkı ne zaman ve hangi durumlarda doğar?
4. Normal şartlarda servis sağlayıcılar uydu kapasitelerini yüzde yüz ila 900 arasında artırdı, üstüne düşeni yaptı. Peki evine bundan dört yıl önce 200 dolarlık kablolu internet yatırımı yapmış ve artık telefon hattına dönemeyecek olan kullanıcıların haline kim ağlamalı? Bu durumda UltraTV ve KabloNet gibi kablolu internet hizmeti taşıyıcıların bu konuda sorumluluğu yok mudur? Ne yapalım Telekom aciz diyerek işin içinden çıkabilirler mi?
5. Şu anda alamadığımız hizmetler için telekomdan geri ödeme isteme hakkımız ne zaman ve hangi durumlarda doğar?
6. Halkımız mağazadan aldığı kazağın rengini, bayiden aldıkları rakının kokusunu beğenmeyip rezalet çıkarırken, nasıl olur da kimsenin internet mevzuunda sesi çıkmaz? Bu da ayıplı mal ya da hizmet kapsamına girmez mi?
7. Bu gibi işlerle sivil toplum kuruluşlarının ilgilenmesini sağlamak için, burada adını verirsem polemik çıkacak derneklerin, vakıfların (anlamıştır herkes) önünde kendimi yakmam şart mıdır? Yoksa onlar sadece güzel görünüp sağa sola poz atmaya devam mı edecektir bu kuruluşlar ve onun başındaki insanlar?
8. Her botanik konuda devreye giren gazeteci ağabeylerimiz bu konuda neden hala tek bir kelam etmemiş, kalem oynatmamıştır? Her medya towerin kendine özel uydu hattı mı vardır?



Kaynak : 