Morgan Stanley’in yeni yayınladığı bir rapora göre, yapay zeka artık işgücü gelecekteki değil bugünkü piyasa bozucusudur. Buna göre, büyük ekonomilerdeki şirketler, son 12 ayda yapay zeka ile ilgili istihdam rakamlarında keskin farklı sonuçlar bildiriyor. Bu da ülkelerin teknolojik değişim konusunda artan farklılaşmasını gösteriyor.
Yatırım bankası Morgan Stanley’nin yaptığı araştırmaya göre, yapay zekâ nedeniyle İngiltere’deki iş kayıpları uluslararası ortalamanın iki katı oldu ve son 12 ayda net %8’lik bir kayıp yaşandı. Buna karşılık, Amerika Birleşik Devletlerinde %2’lik net iş artışı görülüyor. Bu da yapay zekanın ekonomik yapıya, politika tercihlerine ve kurumsal stratejiye bağlı olarak, istihdam piyasasını farklı oranlarda etkilediğini gösteriyor.
Morgan Stanley’nin rakamları net bir eğilim ortaya koyuyor:
- Birleşik Krallık: %-8 net iş kaybı
- Japonya: %-7
- Almanya: %-4
- Avustralya: %-2
- Amerika Birleşik Devletleri: %2 net iş artışı

Neden İngiltere En Çok Etkileniyor?
İngiltere’de yapay zekaya bağlı aşırı iş kayıpları, yüksek derecede agresif otomasyondan ziyade yapısal kırılganlıklara işaret ediyor. Yani, İngiltere’de üretken yapay zekâ tarafından en hızlı şekilde otomatikleştirilebilen işler arasında yer alan büro, idari ve profesyonel hizmet rollerinin yüksek yoğunluğu olduğunu görüyoruz. İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) son verilerine göre, İngiltere’de işsizlik son beş yılın en yüksek seviyesinde bulunuyor ve özellikle perakende ve konaklama sektörleri ağır darbe alıyor.
İngiliz ekonomisinin Almanya veya Japonya’ya nazaran üretime daha az bağlı olması nedeniyle sınırlı endüstriyel tamponlama oluyor. Veri mühendisliği, yapay zekâ denetimi ve sistem entegrasyonu gibi yapay zekâya tamamlayıcı rollere yeniden yerleştirmenin daha yavaş olduğu kaydediliyor.
Aslında, İngiltere’de yapay zeka öncelikle maliyet düşürme aracı olarak kullanılıyor, henüz yeni istihdam kategorileri yaratan bir büyüme motoru değil.
Japonya ve Almanya: Telafi Olmayan Otomasyon
Japonya’nın %7’lik net iş kaybı, yapay zeka ile hızlanan ve uzun süredir devam eden otomasyon sistemlerinin daha çok benimsemesini yansıtıyor. Yapay zeka işgücü kıtlığını dengelemeye yardımcı olsa da, orta düzey beceri gerektiren rollere olan talebi, yeni rollerin yaratılmasından daha hızlı azaltıyor.
Almanya’nın %4’lük düşüşü daha ılımlı görünüyor, bunun nedenleri arasında, güçlü sanayi sendikaları, iş yeri teknolojilerinin düzenlenmiş şekilde benimsenmesi ve yapay zekayı yıkıcı bir şekilde değil, kademeli olarak entegre eden bir imalat sektörü yer alıyor. Yine de, negatif net rakam, koordineli sanayi ekonomilerinin bile bağışık olmadığını gösteriyor.
Avustralya’nın %2’lik net iş kaybı, dengeye daha yakın bir konumda olduğunu gösteriyor. Orada yapay zeka benimsenmesi temkinli oldu, genellikle büyük ölçekte uygulanmak yerine arka ofis fonksiyonlarında pilot uygulamalar yapıldı. Bu durum yer değiştirmeyi sınırlasa da, yapay zekânın genişlemesine bağlı iş yaratımını da kısıtlamış durumda.
ABD İstisnası: İşler Neden Hala Büyüyor?
Amerika Birleşik Devletleri, yapay zekâyı en agresif şekilde benimseyen ülkeler arasında olmasına rağmen, %2’lik net iş artışıyla öne çıkıyor.
Bu farklılığı açıklayan birkaç dinamik var, ürün yönetimi, yapay zekâ güvenliği, uyumluluk ve altyapı dahil olmak üzere yapay zekâya yakın rollerin daha hızlı yaratılması başta yer alıyor. Risk sermayesi odaklı genişleme, yeni firmaların mevcut şirketler maliyetleri düşürürken bile iş yaratıyor. İşgücü piyasası esnekliği, uzun süreli işsizlik yerine daha hızlı yeniden tahsise olanak sağlıyor. Özetle ABD’de yapay zekâ şu anda saf bir işgücü ikamesi olmaktan ziyade yeni bir işgücü yeniden yapılandırma aracı olarak işlev görüyor.
Bu Fark Gerçekte Ne Anlama Geliyor?
İngiltere ve ABD arasındaki karşıtlık, kritik bir içgörüyü vurguluyor. Yapay zekâ, istihdam sonuçlarını tek başına belirlemez; kurumlar belirler.
Yapay zekâ, katı işgücü piyasaları, hizmet ağırlıklı ekonomiler ve maliyet odaklı kurumsal kültürlerde daha fazla iş kayıpları yaratır. Ama yapay zekâ, sermaye yatırımı, işgücü hareketliliği ve yeni şirket kuruluşu ile birlikte kullanılırsa, iş kazanımları yine de ortaya çıkabiliyor.
Morgan Stanley’nin verileri, politika müdahalesi olmadığı sürece, yapay zekânın benimsenmesinin bir sonraki aşamasının işgücü piyasaları arasındaki farklılıkları daraltmak yerine genişleteceğini gösteriyor.
Büyük ölçekli yeniden beceri kazandırma, otomasyonun yanı sıra iş yaratma teşvikleri ve yapay zekânın uygulanması için daha net çerçeveler ortaya çıkar. İngiltere gibi ülkeler, verimlilik artarken bile yapısal istihdam kayıplarını kalıcı hale getirme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Yapay zekâ, ne evrensel bir istihdam çöküşüne yol açıyor, ne de evrensel bir büyüme sağlıyor. Bunun yerine, ulusal işgücü sistemleri için bir stres testi görevi görüyor. İngiltere’nin %8’lik net iş kaybı bir uyarıdır, kaçınılmaz bir durum değildir. ABD deneyimi, alternatif sonuçların mümkün olduğunu gösteriyor; ancak bu, yalnızca ekonomik politika, sermaye ve işgücü hareketliliğinin uyumlu olduğu durumlarda geçerli.
Asıl soru artık yapay zekanın iş dünyasını yeniden şekillendirip şekillendirmeyeceği değil, hangi ülkelerin yapay zekayı şekillendirmeye hazır olduğudur.



Kaynak : 