12 Eylül Cuma günü açılışı yapılan İTÜ’de rektör krizi ve protestoları devam ediyor görünüyor. Öğretim üyelerinden sonra, öğrenciler de işe karıştılar. Bugün 75.yıl merkezinden, rektörlüğe doğru bir yürüyüş gerçekleştiren öğrenciler, “Rektörünü de Al Git” gibi ifadeler taşıyan çeşitli pankartlar taşıyorlardı.
İTÜ’de rektör seçimlerinde önceki rektör Prof.Dr.Faruk Karadoğan büyük oy farkı ya da kendi ifadesi ile kendisinden sonra 2ci ve 3cü gelen adayların oy toplamından daha fazla oy almasına karşın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İTÜ’ye rektör olarak 2.ci sıradaki adayı atamıştı.
Cuma günü, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da ilk defa geldiği İTÜ’deki açılışa, önceki rektör Prof.Dr.Faruk Karadoğan’ın cüppesiyle ve öğretim üyesi sıralarında katıldığı, ancak konuşmalar başlamadan hemen önce salonu terk etti gözlemlendi. Konuyla ilgili olarak Prof.Dr.Karadoğan’ı aradık. Bize şunları söyledi :
Eğitimin tüm kademelerinden geçerek, öğretim üyeliği düzeyine ulaşmış İstanbul Teknik Üniversiteli öğretim üyeleri kendilerine yöneltilen üniversitenizde kimi rektör olarak görmek istiyorsunuz sorusunu yeterli zaman ayrılarak ve hiçbir baskı oluşturulmaksızın gerçekleştirilen seçimler sonucunda ve açık biçimde ortaya koyarak, düşüncelerini belirtmişlerdir.
Bu onların üniversitelerini tanıyan kişiler olarak, ülkenin aydın kişileri olarak vermiş oldukları bir karardır.
Teknik konularda tartışmasız bilirkişiliklerine saygı duyulan bu olgun insanların demokrasiye inançlarını sarsan bir tutumla iradelerinin önce YÖK’de gereksiz ve gerekçesiz şekilde değiştirilerek, Cumhurbaşkanlığı makamının yanıltılması kolay kabullenemeyecekleri bir sonuçtur.
Buna medeni ölçüler içersinde mezunları ve öğrencileri ile birlikte tepki göstermeleri doğal sayılmalıdır. Bu ülkenin kurulmasında ve Cumhuriyet Dönemindeki kalkınmasında çok büyük özverilerde bulunmuş İTÜ’lülerin şimdiki temsilcileri bu davranışı hak etmemiş insanlardır.
4 yıl içinde yapılanları, 4 yıl içinde aşılan güçlükleri gören bu öğretim üyeleri birinci seçtikleri adaya 2.ci ve 3.cü adayların toplamından daha çok oy vermişlerdir. Bu iradenin YÖK tarafındna yok sayılması, eften-püften sebeblerle değil, ancak ve ancak yasaların kabul edebileceği gerekçelere dayalı olmak zorundadır. Yönetici seçilirken bu gerekçelerin başında, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, laik ve hukukun üstünlüğüne inanan insanların belirlenmesinden başka bir ölçüt yoktur.
Bu ölçütü sağlayamayan ancak sıralamada yer değiştirilebilir. Kanunun tanıdığı başka bir ölçüt yoktur. Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi tarafından saptanmış olan bir partinin tercihleri hangi düzeyde bu seçime yansımış lursa olsun, kabul edilemez.
Nitekim, bunu ne İTÜ mezunları, ne İTÜ mensupları ne de İTÜ’lü öğrenciler kabul etmeyeceklerdir. Bu hareketle yelkenlerini doldurmuş, hızını arttırmış bir İTÜ birden bire durdurulmuştur. Hangi konularda nerelere gelinmiş olduğunu, İTÜ’nün hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu, başta Üniversitenin fiziken ve fikren bölünme tehlikesi olmak üzere, bu noktaya gelinceye kadar, aşılan tüm güçlükleri kamuoyunun öğrenmesinde yarar görmekteyim.
Bu hafta çıkacağım yurtdışı dönüşünde size, yürümekte olan projeler ve geldikleri düzeyler, mesela Bilim ve Toplum parkları, tasarlanmakta olan projeler, mesela İTÜ KKTC, İTÜ Berlin ve İTÜ Mardin projeleri, İTÜ’nün yurtiçi ve yurtdışı bağlantıları, rantı yükselen İTÜ arazileri, İTÜ tarihi ile bütünleşmiş binalar, İTÜ’nün müdahil olarak izlemekte olduğu hukuk davaları konusunda ayrıntılı ve doğrubilgi vereyim.
Prof.Dr.Karadoğan bize biraz ipucu verdi. Örneğin İTÜ’sinin fiziki olarak 2’ye bölünmesi veşu anda gecekondu muhasarası altındaki Armutlu’daki arazilerinin bölünmesi gibi konular merak uyandırıcı. Biz de kendisinin yurtdışından dönüşünü ve bu hikayeleri anlatmasını merak ve heyecanla bekliyoruz.
Bilişim sektörü Prof.Dr.Karadoğan’ı aynı zamanda If Elektronik’in kurucusu Orhan Karadoğan’ın ağabeyi olarak tanıyor.

Kaynak : 