Felaket kurtarma uygulamaları, ICT sektörüne yeni giriş yapan bir kavram değil. Günlük hayatımızda bu uygulamaların ne gibi faydalarını (veya yetersizliği halinde ne gibi zararlarını) gördük derseniz, 2009 yılında İstanbul’u vuran aşırı yağışı hatırlamak ve Veri Santrallerinin sel felaketinde devre dışı kalmasını hatırlamak yeterli. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği de iklim değişiklikleriyle birlikte bu tip felaket kurtarma senaryolarının artacağını düşünüyor ve bu konuda hazırladığı bir raporla uyarılarda bulunuyor.
Bulut bilişim teknolojisinin yaygınlaşması ve tüm dünyada veri tüketiminin artmasıyla birlikte veri merkezi yatırımları da giderek daha önemli hale geliyor. Ancak bu tesislerde çevre duyarlılığı, verimlilik ve loasyon da son derece önemli. Bu konuda bir rapor [1] hazırlayan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU), veri merkezi kuran ve işleten firmaları iklim değişiklikleri konusunda uyarıyor. ITU, yeni tesis tasarımlarının ve faaliyet planlarının uzun ve kısa vadeli iklim değişiklikleri göz önünde bulundurularak hazırlanması gerektiği görüşünde.
ITU’nun hazırladığı ve “Esnek patikalar: ICT sektörünün iklim değişikliğine uyumu” başlığını taşıyan rapor [1], 74 sayfadan oluşan oldukça detaylı bir rapor. Söz konusu raporda, son yıllarda çok tartışılan “iklim değişikliği” olgusunun bilişim teknolojileri sektöründeki etkileri ve iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemler inceleniyor. Raporda Telefonica, Deutsche Telecom ve Alcatel-Lucent ile yapılan anket çalışması ve vaka analizlerine de yer verilmekte. Raporda dikkat çekilen en önemli konu, iklim değişikliğinin ICT sektöründeki olumsuz etkiler. Buna göre iklim değişikliği ICT altyapısı ve tesislerde fiziksel hasara, bu sektörde kullanılan materyallerin ve lojistik hizmetlerin aksamasında ve servis kesintilerine ciddi anlamda zarar verebiliyor.
Söz konusu rapor, iklim değişikliğinin sıcaklık, nemlilik, kar ve buzullar üzerindeki etkileri ve rüzgarlar üzerindeki etkilerini bilimsel araştırma ve ölçümlere referans göstererek başlıyor. ICT sektörünün de gerek altyapı gerek veri merkezleri gerekse de çalışma koşulları bakımından bu değişimlere uyum sağlamak zorunda olduğunu ortaya koyan rapor, bu sektörde iş yapan tüm şirketlerin iklim değişikliğine uyum konusunda bir plan hazırlaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle sel bariyerleri kurulması, soğutma sistemlerinin geliştirilmesi ve yıldırım ve hortum gibi doğa olaylarına karşı özel önlemler alınması gerektiğini belirten rapor; Telefonica, Deutsche Telekom ve Alcatel Lucent tesislerinde iklim değişikliği tedbirlerine de yer veriyor.
Felaket kurtarma uygulamaları, ICT sektörüne yeni giriş yapan bir kavram değil. Günlük hayatımızda bu uygulamaların ne gibi faydalarını (veya yetersizliği halinde ne gibi zararlarını) gördük derseniz, 2009 yılında İstanbul’u vuran aşırı yağışı hatırlamak ve Vodafone Veri Santrali’nin sel felaketinde devre dışı kalmasını hatırlamak yeterli. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği de iklim değişklikleriyle birlikte bu tip felaket kurtarma senaryolarının artacağını düşünüyor ve bu konuda hazırladığı bir raporla uyarılarda bulunuyor.
[1]-Resilient pathways: the adaptation of the ICT sector to climate change



Kaynak : 