Yazının önceki 6 bölümünü
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-1
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-2
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-3
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-4
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-5
- Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-6
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Sonuç olarak; tüm konuşmalara, Tekel sektöründe Maliye Bakanlığının yaptığı kıvrak ataklara, ÖTV zamlarına baktığımızda Türk Telekom özelleştirmesinin gerçekleşmesinin zor olacağı ortaya çıkıyor.
Özelleştirme doğası nedeni ile belirsizliği sevmez. Yatırımcı pek tabi ki risk alacaktır ancak bu risk ticaretin kendi doğasından kaynaklanacak devletin güçlü elini zaman zaman kullanması ile oluşmamalıdır.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Ömer Arasıl’ın Hürriyet Gazetesinde yayınlanan açıklamalarına bir bakınız “Telekom samimi değil, tekelci zihniyeti bırakmak istemiyor. Bütün sorun burada. Sektörümüzde ciddi gecikmeler oluyor”.
Bu ne demek? Üst Kurul Başkanı Türk Telekomun tekelci zihniyetini halka şikayet ediyor, Üst Kurul Başkanın yapması gereken halka şikayet etmek mi?
Arasıl ekliyor “TK bunun için var. Şu anda Telekom’la nasıl uğraşıyorsam, özel bir şirket aldığında eğer tekele dönüşürse daha çok boğuşacağım.” Bu cümlelerin tercümesi herhalde “ben aslında şimdi devlet diye bir şey yapmıyorum veya yapamıyorum ama bir de siz beni karşımdaki özel sektör iken görün aslanlar gibi nasıl kükreyeceğim.” olsa gerek. En azından ben böyle kabul ediyorum.
Bu konuda son olarak Sayın Arasıl’ın Kablo platform işi ile ilgili bakışına bir göz atalım:
- “Kablo şirketleri Türk Telekom’un altyapısını kullanarak zaten bu hizmeti yapacak. Ha Telekom’un elinde kalmış ha başka bir yere gitmiş. Aslolan bizim düzenlemelerimiz.”
Bu görüş eğer Kurul’un görüşünü yansıtıyorsa hem özelleştirme ve hem de Kablo Platform işinin ne kadar açmazda olacağı aşikardır. Telkoder’in söylediği gibi bu durum mahkemede sonuçlanacaktır. Daha önce değindiğimiz üzere bu durum eski TK kararlarının aksine bir yaklaşımı barındırmaktadır. Mevcut Kablo TV şirketleri ile Türk Telekom arasındaki gelir paylaşım sözleşmelerinde ihtilaf yaratacaktır. Bu yaklaşımın TK’nın hakemlik görevi ile nasıl bağdaşacağı benim için bir soru işareti olarak yerinde durmaktadır.
Sektörde çalışanların çoğunluğu TK’nın üstüne düşen görevini yapmakta yetersiz kaldığını ve bu yetersizliğin gün geçtikçe gittikçe artan bir şekilde arttığını düşünmektedir. Burada görev hükümete düşmektedir. Bilinmelidir ki TK gibi üst kurullar ülke ekonomisinin %80’den fazlasında düzenleme ve denetleme görevlerini bir şekilde yerine getiriyor.
Eğer siz buralara gerçekten yetkin insanları yani ilgili sektörlerinde düzenleme konusunda bilgi ve tecrübesi olan ama gerçekten olan insanları atamıyorsanız bu iş bir gün Nasreddin Hoca fıkrasında olduğu kendi bindiğimiz dalı kesme işine döner. Sizden önceki iktidarların düştüğü hatalar düşmeyiniz. Sizden istirhamımız sadece eş, dost, partili veya arkadaş hatırına değil gerçekten deneyime sahip bilgili insanlara güveniniz. Ve sektörlerin bu konuda sizi yanıltmayacağına emin olarak onların ittifak ettikleri düşünceleri dikkate alınız. Açık yüreklilikle ifade etmem gerekir ki bu konuda sizden önceki bir çok hükümetten daha başarılı bir grafik de çizmektesiniz.



Kaynak : 