“Türk Telekom Özelleştirilmesi” ülkemizin IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliğine verdiği önemli sözlerden birisi. Bu söz sadece bütçeye aktarılacak paranın önemi bakımından verilmedi; bütçeye aktarılacak para kadar önemli ve AB için “olmaz ise olmaz” kriterlerden birisi olan “Telekomünikasyon sektörünün serbestleşmesine yönelik yaklaşımının bir göstergesi”ni teşkil ettiği için bu söz verildi.
Bu konudaki tartışmalar oldukça uzun olmakla birlikte kısaca gelişmeleri hatırlayalım ve bu konuyu analitik bir yaklaşım ile değerlendirip sektördeki görüşleri de ekleyerek bir sonuca ulaşmaya çalışalım.
Türk Telekom özelleştirilmesinin artık yılan hikayesine dönen boyutu sektörde yaşayan ya da biraz olsun yakın olan bizlerin bilgisi dahilindedir. On yılı aşan süredir sürmekte olan özelleştirme çalışmalarının başlangıcında Türk Telekom’un değerinin 20 milyar ABD $ olduğu basına yansımıştı. Ancak o zaman bir türlü özelleştirme yapılamadı.
Yine hatırlanacaktır; DSP, MHP ve ANAP koalisyonun Ulaştırma Bakanı Sayın Enis Öksüz ile Sayın Kemal Derviş ve Sayın Öksüz’ün atadığı Telekomünikasyon Kurumu Eski Başkanı Fatih Mehmet Yurdal arasında bu konularda fikir ayrılıkları ortaya çıktı ve Sayın Yurdal kendisini aday gösteren Bakan’a karşın kendince doğru olduğunu inandığını görüşlerini basın önünde de dile getirerek, bazı sektör temsilcilerine göre büyük bir özerklik sınavını başarı ile verdi. Hatırlatalım, altın hisseye yönelik değişiklik ile lisanların verme yetkisi Ulaştırma Bakanlığından Telekomünikasyon Kurumuna bu tarihte geçmiş ve Enis Öksüz 2001 Temmuzunda Ulaştırma Bakanlığı görevinden istifa etmişti.
Bu süreç zarfında yanı Türk Telekom’un özelleştirilmesi için düğmeye ilk defa basıldığı günden, bu güne kadar nerede ise 10’a yakın danışman firma ciltler dolusu raporlar hazırladı. İçinde Ulaştırma Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi, Türk Telekom temsilcilerinin olduğu Değer Tespit Komisyonları çalıştı. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi başlangıçta 20 Milyar ABD $’dan fazla olan değeri kimi zaman 3-5 Milyar ABD$, hatta 1-2 Milyar ABD $ veren varsa satarsınız diyen siyasiler oldu, ancak bu gün kulislere sızan basında da yer bulan bilgilere göre 10 Milyar ABD $ üstünde belirlendiği bunun biraz daha aşağı indirilmesi hususunda da Değer Tesbit Komisyonuna Baskı yapıldığı ifade edilmektedir.
Bu geçmişten günümüze kadar geldiğimizde sürekli tartışmanın, kimi zaman kurumlar kimi bakanlar arası mücadele sürdüğünü görmekteyiz. Her şeyde değişimin yaşanacağına inandığımız müzakere tarihini beklediğimiz şu günlerde de tartışmalar aynı şiddete sürmektedir. Tartışmalar artmakta taraflardan birisi mümkün olsa bunu geçmişte olduğu gibi mendilini rakibinin yüzüne atarak düelloya bile davet edecek seviyeye getirdiği basını izleyen bir çok kişi tarafından ifade edilmektedir.
Gelin bu konuya tarafsız bir bakış açısı ile konu ile ilgililerin görüşlerini yansıtacak şekilde yaklaşalım.
Son tartışmalarda iki konunun öne çıktığı görülüyor. Birincisi iki idare arasında yetki tartışması, ikincisi Türk Telekom’un özelleştirilmesinde sorun teşkil edebileceğine inanılan Kablo-TV konusu. Bu tartışmanın Kablo TV’yi ilgilendiren boyutunda tartışmaya katkı sağlayan dört taraf görülmekte Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu, Rekabet Kurumu ve doğal olarak Türk Telekom A.Ş.
Yazının devamını Kablo TV ve TT Özelleştirmesi Üzerine Düşünceler-2 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 