5651 [1] Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununun tartışılan başlıklarından birisi KATALOG SUÇLAR[2]. halan 9 adet olan bu suçlar için zaman zaman arttırma (terör ya da kişisel hakaret gibi) ya da azaltma (hepsi kalksın, Atatürk maddesi kalksın, uyuşturucu-intihara meyillendirme maddesi işlemiyor kalksın vs gibi) tartışılır.
Ama bugün Resmi Gazetede[3] yayınlanan bir madde dolaylı olarak bunların arasına katılmış gibi gözüküyor. Bunu “sansür artıyor mu?” diye değerlendirmek mümkün. Çünkü yapılan iş hukuk açısından sorun taşıyor, şekline uydurulmuş gibi bir görüntü var. Bunu haberin devamında bir hukukçunun sözleriyle aktaracağız.
Kanun değişikliği, Kuran-ı Kerim’in cüzlerinin yayınlanmasında eksik-yanlışlık durumunda Diyanet İşleri Başkanlığının kapatma emri verebileceğini gösteriyor.
Gerçi olayın içinde bir mahkeme bölümü var ama bu mahkemenin sanki verilen işi yapma zorunluluğu varmış görüntüsü var. Çünkü maddeye, “Başkanlığı başvurusu üzerine mahkeme inceler ve gerekli görürse kapatabilir” DEĞİL “sulh mahkemesi kapatır” ibaresi konulmuş. Üstelik bu konuda TİB de uygulamacı durumunda kalmış. TİB işin hamallığını yapacak, sanki bu konuda bir katalog suç tanımlanmış gibi olacak ama aslında TİB’in de uygulama dışında bir yetkisi yok gözüküyor.
Bunun ne demek olduğunu bir hukukçuya sormadan önce maddeyi dikkatlerinize sunalım. Maddenin koyu harflerle işaretlediğimiz, “beşinci fıkra kapsamına giren” diye başlayan ve internet yayınları ile ilgili bölümünü veren kısmına bir bakmanızı istiyoruz.
MADDE 5- 633 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu:
MADDE 6- Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu, bir başkan ile sekiz üyeden oluşur. Kurul Başkan ve üyelerinin görev süreleri beş yıldır. Süresi sona erenler yeniden atanabilir.
Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkan ve üyelerinde aşağıdaki nitelikler aranır:
-
a) Başkanlıkta en az üç yıl görev yapmış olmak.
b) Dini yüksek öğrenim mezunu olmak.
c) Hafız olmak.
d) Aşere, takrib, tayyibe alanında yetkinliği Başkanlıkça kabul edilmiş olmak veya tefsir alanında doktora yapmış olmak.
Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Mushafların, cüzlerin, mealli mushafların ve Kur’an-ı Kerim metinlerinin hatasız ve eksiksiz basım ve yayımını sağlamak üzere kontrol ettikten sonra mühürlemek veya onaylamak.
b) Hatalı ve noksan olarak basılan veya yayımlanan mushaf ve cüzler ile sesli veya görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınlarını tespit etmek.
c) Kıraat ilmi ile ilgili çalışmalar yapmak ve arşiv oluşturmak.
Basımcı ve yayımcılar, basım ve yayımını yaptıkları mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınlarından imzalı ikişer adedini Başkanlığa gönderir.
Hatalı ve noksan olarak basıldığı veya yayımlandığı Kurul tarafından tespit edilen mushaf ve cüzler ile sesli ve görüntülü Kur’an-ı Kerim yayınları, Başkanlığın müracaatı üzerine, yayımın yapıldığı yer sulh hukuk mahkemesi kararı ile toplatılır ve imha edilir.
Beşinci fıkra kapsamına giren yayının internet ortamında yapılması halinde, Başkanlığın müracaatı üzerine, sulh hukuk mahkemesi bu yayınla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verir. Bu kararın bir örneği gereği yapılmak üzere Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına gönderilir.
Sulh hukuk mahkemesinin beşinci ve altıncı fıkralar hükümlerine göre verdiği kararlara ve Başkanlığın talebinin reddine dair kararlarına karşı tefhim veya tebliğden itibaren iki hafta içinde asliye hukuk mahkemesinde itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Toplatma ve imha kararına veya erişimin engellenmesi kararına itiraz edilmiş olması, karara konu teşkil eden yayınların toplatılmasına ve erişimin engellenmesine engel teşkil etmez.
Toplatma ve imha kararına konu teşkil eden yayınlar, bu karara süresi içinde itiraz edilmediği veya yapılan itiraz reddedildiği takdirde imha edilir.
Bu madde konusunda hukukçular ne diyor dedik. Av.Gökhan Ahi şunları söylüyor :
Aslına bakarsanız, Türkiye’de kanun yapma tekniği konusunda çok ciddi sorunlar var. Daha önce yapılmış olan 5651 sayılı kanunun erişim engelleme maddeleri konusunda, hem uygulama kaynaklı hem de Anayasa’ya aykırılık konusunda sorunlar varken, internetten zarar görebileceğini iddia eden her kurum kendi özel kanununa “erişim engelleme”yi matah bir şeymiş gibi koymaya kalkışıyor.
Daha önce bunu Spor Toto Genel Müdürlüğü de yapmış ve bahis içeriklerine erişimin engelleneceğine dair kanunlarına bir madde eklemişti[4].
5651 sayılı kanun, konusu suç olan içeriklere erişim engellemeden bahsediyorken, burada “konusu suç olmayan” bir şeyin engellenmesinden bahsediliyor. Kanun yapma tekniği açısından ve uygulama açısından bu madde bir çok sorun yaratabilir. Yarın, başka kurumlar da çıkar, kendi kanunlarına konusu suç olmadığı halde ve hatta katalog suçların tamamın dışında gerekçelerle erişim engelleme maddeleri koymak isterlerse ne olacak?
Ortada tuhaf bir durum daha var: Diyanet İşleri Başkanlığı mahkemeye talepte bulunacak ve erişim engelleme isteyecek, mahkeme ise doğrudan yerine getirecek.
Zira, mahkeme işin araştırmasına girmeye kalksa bilirkişi olarak yine Diyanet’e başvuracak. Bu durumda, mahkemenin hukuki denetimi hiç bir anlam taşımayacak. Eğer ki, internette Kuran-ı Kerim’in cüzlerinin yanlış yayınlandığı ortaya çıkarsa, bunun yolu erişim engellemek için mahkemeye koşmak değil, yanlış yayınları düzeltmeye ve doğrusunu yayınlamaya teşvik etmektir.
[4] TİB : Katalog Suçlar Sanal Kumar ve Bahis Konularının Eklenmesiyle 9’a Çıktı – 5

Kaynak : 