Film yönetmenleri Oliver Stone ve Michael Moore, Julian Assange hakkındaki son gelişmeler üzerine, New York Times’a “İfade Özgürlüğü ve Wikileaks” konulu bir makale yazdılar[1]. Makale şöyle başlıyor;
Bizler kariyerimizi, Amerikan basınının, hükümetimizin çirkin uygulamaları konusunda Amerika’lıları bilgilendirmekte başarısız olduğu konularda film yapmaya harcadık. Bu nedenle de Wikileaks’in başardıkları konusunda çok minnettarız ve Ekvator’un Julian Assange’a diplomatik sığınma vermek kararını da alkışlıyoruz.
Michael Moore, bir dökümanterci olarak tanınıyor[2]. Filmleri arasında tüm zamanların en çok gelir getiren dökümanter filmi 11 eylülü analiz eden “Fehrenheit 9/11”, Columbine Lisesi katliamı konusunda “Bowling for Columbine”, ABD’nin sağlık sistemini eleştirdiği Sicko bulunuyor. Tv programları ve politik hareketleri ile de tanınıyor. Web sitesi üzerinden sürekli bülten gönderiyor[3]. Ben de filmlerindeki zekaya hayranlık ve genel olarak kendisine saygı duyuyorum.
Oliver Stone[4] ise 1980’li yıllarda yurtdışına çıkan her Türk vatandaşının “çık çık çık, sen Türk müsün, o film sizin sistemi gösteriyor” ifadesiyle karşılaşmasına neden olan “Midnight Express”in[5] abartılı senaryosunun yazarı. Gerçi 2000’li yıllarda geldiği ülkemizde özür diledi[6] ama şahsen ben yabancılardan bu çirkin bir şeyler yapan ülkenin vatandaşı olma ifadesini o kadar duydum ve o kadar çok “Amerikan hapishaneleri de pek parlak gözükmüyor” şeklinde çaresiz bir cevap vermek zorunda kaldım ki, bu özür beni çok tatmin etmedi.
Yine de şu andaki motivasyonu ile Oliver Stone’u alkışlıyorum ve Michael Moore ile birlikte yazdıkları makaleyi beğeni ile karşılıyorum. İngilizce bilenler bu makaleyi, aşağıdaki linkten orjinal halde okuyabilirler. Bilmeyenler için ise bazı bölümleri özetleyelim;
Ekvator uluslararası insan hakları önemli ilkeleri doğrultusunda hareket etmiştir. İngiliz hükümetinin diplomatik ilişkilerin kutsal ilkelerini çiğneyerek, büyükelçiliği işgal etme ve Assange’ı tutuklama tehditi de, Ekvator’un hareketinin ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.
Wikileaks kurulduğundan ve Irak’ta bir Amerikan Apache saldırı helikopterinin Bağdat’ta sivilleri gelişi güzel öldürdüğünü gösteren “Collateral Murder” videosunu yayınladıktan bu yana, Irak ve Afganistan savaşlarının gerçek yüzü hakkında daha ince ayrıntılar ortaya konmuş oldu.
Her iki partiden seçilmiş liderler Assange’ı “Yüksek teknoloji teröristi” ilan ettiler. Demokrat Parti Senatörü Dianne Feinstein, kendisinin casusluk yasası altında yargılanmasını talep etti. Çoğu Amerikalı, İngiliz ve İsveçliler bilmiyorlar ki, Assange İsveç tarafından resmen herhangi bir suçla suçlanmadı. Aksine, 2010 yılında yapılan bir cinsel saldırı iddiası ile ilgili olarak soruşturma amacıyla tutuklanmış durumda.
Bu nedenle de, İsveç’e teslimi öncesinde bu iddiaların iyice araştırılması lazımdır. Bunu yapacak olan da Assange değil, İngiliz ve İsveç hükümetleridir.
İsveç hükümeti daha önce başka soruşturmalar için diğer ülkelere gittiler. Assange kendisinin Londra’da sorgulanmasını istiyor. Ekvator hükümeti de, İsveç’e doğrudan Assange’ı büyükelçilikte sorgulamak üzere izin verme teklifinde bulundu ama İsveç her 2 öneriyi de reddediyor.
Assange, eğer ABD’ye göndermeyeceklerini taahhüt ederlerse, İsveç’e gitmeyi de kabul etti. Ama İsveç bu tür bir taahhüt vermeyi reddetti. Aynı taahhütü İngiliz hükümeti de verebilir ve Assange’ı İsveç’e göndermek için ABD’ye göndermemek koşulu koyabilir. Ekvator’un bu konuda destek vereceğini açıklamasına karşın, 2 ülke de bu teklifi reddettiler.
Bütün bu gelişmelere bakıldığında, asıl amacın Assange’ı daha kolaylıkla ABD’ye gönderebilecek olan İsveç’e teslim etme olduğu görülüyor. Amerikan hükümetinin de 1 yıldan uzun bir süredir Wikileaks soruşturması sürdürdüğü görülüyor.
İsveç hükümeti, 2001 yılında kendilerinden sığınma hakkı talep eden ve Mübarek rejiminin işkenceye tabi tuttuğu 2 Mısır’lıyı CIA’e teslim etmişti.
Eğer Assange ABD’ye teslim edilirse, sonuçları yıllarca bütün dünyayı etkileyecektir. Çünkü Assange Amerikalı değildir ve eylemleri Amerikan topraklarında gerçekleşmemiştir. Bu durumda, aynı mantıkla Rus ya da Çin’li hükümetler, kanunlarına uymadığı nedeniyle dünyanın neresinde olursa olsun, aleyhlerine yazı yazan yabancı gazetecilerin kendilerine teslimini isteyebilirler. Bu emsal, Wikileaks taraftarı olsun, olmasın herkesi derinden ilgilendiren bir konudur.
İngiliz ve İsveç vatandaşlarından derhal, kendi hükümetlerinden bazı basit sorulara cevap talep etmeye çağırıyoruz; Neden İsveçli yetkililer Assange’ı Londra’da sorgulamayı reddediyor? Ve neden her 2 hükümet, Assange’ı ABD’ye teslim etmeyeceği taahhütünü vermiyor? İngiltere ve İsveç vatandaşlarının şimdi tüm dünya adına, ifade özgürlüğünün arkasında durma şansı var.
Gördüğünüz gibi, gerekli koşullar altında “demokratik!!” ülkelerde, yılların diplomatik kuralları bile hiçe sayılabiliyor. Ya da neler getirebileceği düşünülmeden, sadece fakir olan bir ülke “nasılsa yutar” düşüncesiyle tehdit edilebiliyor. Oysa olayın boyutu Moore ve Stone’un ifade ettiği gibi, Rusya ve Çin gibi ülkeleri de içine alabilir.
Neyse allahtan Ekvator gibi bir ülke var.. Onun korkusuz başkanı var ve yine bazen bizi kızdıran, abartılı yaklaşımları da olsa, allahtan sanatçılar var. Onlar “insanlık”, “özgürlük”, “yaşam”, “ifade özgürlüğü” gibi kavramlara daha özgür bakabiliyorlar.
[1] NY Times – Wikileaks & Free Speech

Kaynak : 