Yıllardır ARGE konusunda kendi kendimize şikayet ettikten sonra, son 5 yılda bu konuda önemli adımlar atıldı ve teşvik-destek sağlandı. Bunun sonucunda ARGE’nin yükseldiğini görüyoruz. İlaveten ARGE konusunda derinleşmeye başlayan konuların tartışıldığını görüyoruz. Örneğin “ARGE’nin GE’si desteklenmeli midir? gibi.
Haziran başında İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz ICT 2013 – Bilişim ve Telekomun Türkiye Ekonomisine Katkısı konferansının ana panellerinden birisi ARGE’ye ait sorunların tartışıldığı ve Prof.Dr.Kerem Alkin’in moderatörlüğünü üstlendiği paneldi. Bu panelin konuşmacılarından olan Netaş Bilişim Teknolojileri Geliştirme lideri Öner Tekin, ARGE konusunda önemli bir firma olan Netaş’ın da tecrübeleri ışında bize sorunları anlattı.
Konferansa katılamayan okuyucularımız için, kendisiyle söyleşi yaptık. Tekin dün yayınlanan bölümümüzde “ARGE Konusunda Sektör Kendisine İnanmıyor Henüz” demişti. Bugünkü bölümümüzde kaldığımız yerden devam ediyoruz (söyleşinin videosunu yarın yayınlayacağız) :
turk-internet.com: Tabi bu tasarruf dışında ülkemizin vergi kazancı, istihdam kazancı da var değil mi? BU ARGE’nin getirdikleri.
Öner Tekin: Vergi kazancı, cari açık, istihdam kazancı, know-how biriktirme bu tür yeni projelerle yerlileştirme projeleriyle biz teknolojik anlamda çok şey öğreniyoruz.
Bu bahsettiğimiz ürün aslında bir database’in tüm yetkinliklerini sonuna kadar kullandığımız, her türlü teknik derinlik ve kompleksitenin çalışılıp çözüldüğü ve bize de firma olarak çok şey kazandırmış bir proje oldu.
Bu tür projelerimiz de çok fazla var. Bunları da çoğaltmak, arttırmak lazım. Bunları sadece bir iki örnekle değil onlarca örnekle gerçekleştirmek lazım. Evet dediğimiz gibi Türk mühendisler bunu yapabiliyor.
Bunu başka bir örnekle anlatmak gerekirse de Netaş dediğimiz gibi yıllardan beri uluslar arası AR-GE yapıyor ve müşterilerine AR-GE ürün sahipliği şeklinde bu hizmeti veriyor. AR-GE ürün sahibiyken siz dünyanın diğer yerlerinde, ülkelerinde geliştirilen parçalarından da sorumlu oluyorsunuz.
Biz bu bağlamda aslında Hindistan’da, Çin’de yapılan geliştirmeleri ve Vietnam’da yapılan testleri de buradan kontrol ediyorduk. Orada yaptığımız analizlerde hakikaten Türk mühendislerinin diğer ülkelere, uzak doğudaki ülkelerdeki mühendislere göre performanslarının çok çok üstünde olduğunu söyleyebilirim.
Ben elli bir kişilik bir işi oradan Türkiye’ye transfer ettim ve on dokuz kişi ile. Metrik olarak da ölçülür, çok sıkı olarak ölçülür bunlar müşterilerimiz tarafından. Servis kalitesi de yüzde seksen ikiden doksan yediye çıkarıldı. O yüzden belki biraz pahalıyız biz o ülkelere göre, ama fiyat performansına baktığımızda çok çok daha iyi bir yerdeyiz. Bu örneklerin hepsini de gerek içeride gerek de dışarıdaki müşterilere de anlatılması gerekiyor.
turk-internet.com: Peki kendine güven derken bunları yurt dışına satarken, yurt dışında da çok fazla Türk yönetici var artık. Onların bir katkıları bir şeyleri olabiliyor mu?
Öner Tekin: Şimdi çok güzel bir noktaya değindiniz yine Füsun Hanım. Açıkçası çok iyi niyetliler, çok destek olmak istiyorlar ama orada da şöyle bir endişe var, onlar da bilmiyorlar bizi. Türkiye’de böyle bir şeyin yapılabileceğini bilmedikleri için referans olmuyorlar.
Çünkü siz kendi ülkenize referans olursanız ve o iş başarılı olmazsa sizin için çok kötü bir referans olur içeride. O yüzden biraz imtina ile yaklaşıyorlar. Ama onlara da gidip anlattığımız zaman, Türkiye’deki bu yazılım gücünü yazılımın yapılabilirliğini anlattığımızda aslında onlar da bunu sahiplenip daha fazla buraya iş yönlendirme en azından görüşmeleri ayarlama konusunda yardımcı oluyorlar.
Ama dediğimiz gibi bizim onlara gidip bunu anlatmamız ve ikna etmemiz gerekiyor. Çünkü onları orada hakikaten bizim bir neferimiz olarak düşünebilirsiniz. Onları Truva atının içerisindeki askerler olarak düşünebilirsiniz. Onlar bizi iyi tanıyıp orada anlattıklarında aslında buraya iş yağmaması için hiçbir sebep yok.
turk-internet.com: Peki mühendislerimiz, öğrencilerimiz onlar nasıl geliyorlar, yani yeni nesil AR-GE konusuna nasıl bakıyor?
Öner Tekin: Yeni nesil AR-GE konusunda çok heyecanlı ve hevesli. Biz kendi AR-GE’mizde de böylesine heyecanlı arkadaşlarla çalışınca çok mutlu oluyoruz. Bizden çok sahiplenip bizden çok AR-GE işi yapmak istiyorlar bu da bizi çok mutlu ediyor.
Ama içeriye girene kadar yani mezun olana kadarki arkadaşlar için ben bir gözlemimi özellikle sizinle paylaşmak istiyorum ve bunu çok vurgulmak ta istiyorum. Bu söyleşinin videosunu izleyen öğrencilerimiz olursa da ya da akademisyenlerimiz, bu fikirleri de lütfen paylaşsınlar öğrencileriyle.
Şu örneği vereyim, biz “Netaş at Campus” diye bir program uyguluyoruz, Netaş uzmanları üniversitelere gidip sertifika programı dahilinde teknoloji anlatıyor. Bunu 2008 yılında başlattık yaklaşık altı yıldır devam ediyor, şimdiye kadar da üç bin yüz öğrenciye sertifika verdik.
Amacımız da orada hakikaten yeni nesil teknolojileri anlatmak teknoloji nereye gidiyor, çocukların nereye fokus olması gerekiyor, piyasada tamam teoriyi öğreniyorlar ama bu teorinin piyasada kullanıldığı yerler nereler ve ne tür bir gelecek bekliyor bizi bu sektörde biz bunları anlatıyoruz.
O seminerlerde, yaptığımız işleri anlatmak kadar aralarda sohbetler de yapılabiliyor. Yine bir keresinde, seminerler sonrasında sohbet ederken çocuklardan bir tanesi,–çok da pırıl pırıl gözleri parlıyor, ki Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden biri bunu da söyleyeyim,– “Öner Bey bunları çok güzel anlattınız bize, çok da güzel işler yapıyormuşsunuz ama bunlar bize iki numara büyük gömlek gibi geliyor, bunları nasıl yapıyorsunuz? Biz bunları yapamayız,” diye bir soruyla karşılaştım.
Orada verdiğimiz cevap tabii ki çok basit. “Arkadaşlar biz de yüzde yüz yerli kaynakları kullanıyoruz, çalışanlarımızın tamamı Türk, bu sıralardan yetiştiler. Yani sizlerden birkaç dönem önceki arkadaşlarımız. O yüzden siz bu işin yapılabilirliğini gördüğünüzde, sistemin içine girdiğinizde kendinize güveniz de gelir. Değil benim size anlattığım işler çok çok daha fazlası yapılabilinir.” Mesela “Uzay aracı yapabilir miyiz?” Evet, uzay aracı yapabiliriz. Nedir? Zaman problemi vardır, kaynak problemi vardır. Bunların hepsi sınırsız olsa yapabilirsiniz. Türk mühendisler bunu yapabilir. Ama para sınırı olur, kaynak sınırı olur tabii ki parametrelere bakıp her şeye atlamazsınız, her şeyi yapmazsınız ama yetkinlik olarak, zekâ olarak, problem çözümüne yaklaşım olarak Türk mühendisleri hakikaten bir Avrupalı ya da Amerikalı mühendisten daha aşağı seviyede değil. Bunu herkesin bilmesinde fayda var. Biz bunu yıllardır görüyoruz, gözlemliyoruz ve bunu göğsümüzü gere gere söyleyebiliyoruz.”
Söyleşinin devamını ve videosunu “Öner Tekin : Nasıl, Patent Alınır, Mülkiyet Hakları Korunur, Ürün Paketlenir, Proje Ürüne ve Ürün Ailesine Dönüşür, Bu Konularda Çalışmamız Lazım – 3” linkini tıklayarak bulabilirsiniz.

Kaynak : 