Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
turk-internet.com; TK Başkanı Tayfun Acarer’de aynı konulara işaret ettiler !
A.Caner ÖZGÜL; Bu sorunlar, bizim, kurumla hemfikir olduğumuz iki konudur. Yukarıda da değindiğim gibi sektörde kayıt dışını besleyen iki ana konu vardır. Birincisi, 2’nci el telefon satışları bir diğeri ise teknik servis hizmetidir. Bizim, kimsenin ekmeğinde gözümüz yok. Alın teri döken her kesin bu işten geçimini sağlamasını biz de istiyoruz, ama kayıt dışı değil. Düzgün insanları da zan altında bırakarak değil. Bir STK olarak sistemin sağlıklı ve düzgün akışını temin ve kontrol etmek bizimde görevimiz. Binlerce kişi ben servisim diyerek çıkıyor ve pek çok insanımızın mağdur olmasına neden oluyor.
Teknik servislerde kayıt dışılığı önlemek için öncelikle teknik servislerle ilgili standardın yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Biz, TSE 12134 nolu standardı günümüz şartlarına göre yeniden değerlendirerek hazırladığımız taslağı ilgili kurumların bilgilerine sunduk. Önce bunu gerçekleştirmek lazım.Bir diğer yapılması gereken şey ise ilgili kurumların bilhassa Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın etkili ve düzenli denetim yapmalarıdır. San. Ve Tic. Bakanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’nün bu yönde yoğun gayretleri vardır, kendilerini destekliyoruz. Bir diğer sorun ise şudur; ülkemiz adeta Çin mallarının istilası altında bulunuyor. Çin üzerinden bu işleri çok iyi bir şekilde yapan arkadaşlarımız var. Bunların sayısı 10’u bulmaz bile. Ama bunların dışında bugün var, yarın yok şeklinde çalışan kişiler,şirketler var. Bu tür faaliyette bulunanlara karşı ilgili kurumlar nezdinde bizde üstümüze düşeni yapacağız. Bu tür faaliyetlerin sektörümüzü kirletmesine göz yummayacağız.
turk-internet.com; Tayfun Acarer’in, Türkiye’de milyonlarca telefon satılmasına karşın yerli cep telefonu üretiminin olmadığından yakındı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
A.Caner ÖZGÜL; Yerli üreticiye değindiler hemfikiriz. Ancak, yerli üretici demek bir cihazı baştan sona donanımıyla, yazılımıyla ortaya çıkartmak demek değil. Artık, bir çok sektörde üretimde ulusal ya da bölgesel değil, uluslararası büyük şirketlerin rekabeti söz konusu. Önemli konsolidasyonları yaşıyoruz. Bu rekabetin büyümesi anlamına geliyor. İşte, bizim sektörümüzde bundan nasibini aldı. Üreticiler daha güçlü olabilmek için. birleşiyorlar. Böyle bir tablo içerisinde dünya geneline baktığımız zaman Türkiye pazarı çok küçük bir dilimi ifade ediyor. Bu uluslararası güçlerle ülkemiz ölçeğinde ön plana çıkmamız ve başarılı olmamız mümkün mü? Bunun zorluklarını göz ardı etmemeliyiz. Biz, şunu sağlayabilmeliyiz. Üretmek demek baştan aşağıya bunu sağlamamız demek değil. Genç, dinamik, teknolojiye açık bir nüfusumuz var. Yazılım ve tasarım bizim çok rahat üretimde katkı sağlayacağımız iki ana konudur. Bir diğer konu, artık bu global yapıda üretimden ziyade marka değer taşımaktadır. Marka önemli. Bunu da iki açıdan ele almalıyız. Bir; Ulusal değil uluslararası markalarımız olabilmeli, iki; mevcut uluslararası markaların otomotivde, tekstilde olduğu gibi Türkiye’de üretim yapmalarını teşvik ederek, yazılım ve tasarımlarımızla destek vermemizi sağlayacağımız ve Türkiye’yi bir üretim üssü gibi değerlendirebileceğimiz bir konuma taşımamız lazım. Her hangi adını verdiğim bir markayı tasarlayıp Türkiye’de ve bölge ölçeğinde satmak bana bir şey kazandırmaz bugünün dünyasında. Bugün şirketler dünyanın her noktasına satış yapıyorlar. Dolayısıyla cep telefonunda yerli üretim yapmayı iyi irdelemek gerekir. Yol haritamızı dikkatli çizmemiz lazım.
turk-internet.com; Geçen yıllara göre 4 kat daha fazla yurtdışından Türkiye’ye kaçak telefon sokulduğu ve bir şekilde eski telefonların IMEI numaraları kullanılarak bunlara yasal kimlik kazandırılmaya çalışıldığı ifade edildi. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?
A.Caner ÖZGÜL; Tabii bir takım düzenlemeler yapıldıkça ve bunlar da başarılı oldukça ‘karşınızda bunu nasıl delerimin hesabını yapan birileri var. Biz MOBİSAD olarak 5392 sayılı kanunun yürürlüğe girmesiyle ilgili olarak bir yolun kaçakçılar tarafından istismar edildiğini gördük; O da yolcu beraberinde telefon getirilmesi. Bazı şahısların, yurtdışına giden vatandaşların kimlik ve pasaport bilgilerini alarak kaçak telefonları bu kişiler üzerinden bir yasal statüye kavuşturduklarını tespit ettik. 2006 yılında vatandaş beraberinde yurda sokulan cihaz sayısıyla 2007 arasında 5 katından daha fazla bir fark var. Niye? Getirilen bu cihazları pasaportlarla kayıt altına alıyorlar. Bunun üzerine biz Gümrük Müsteşarlığı ve Telekomünikasyon Kurumu nezdinde girişimlerde bulunduk. Önerilerimizi sunduk. Yoğun gündem de yaptık. Zati eşya kapsamındaki bu cihazların yolcu beraberinde 3 yılda bir getirilmesine müsaade edilmesini, bunun MCKS sisteminde denetlenebilmesinin mümkün olduğunu ve getirilen bu cihazların kayıt ettirilebilmeleri için tanınan sürenin de ucunun açık olmaması gerektiğini ifade ettik. Gerekli düzenlemeler yapıldı. Çok büyük sahtecilik olaylarıyla karşılaşılıyordu. Öyle ki, KKTC’ye giriş-çıkışlarda pasaport gerekmediği için nüfus cüzdanlarıyla ve fotokopileriyle sanki o kişiler giriş-çıkış yapmış gibi göstererek adlarına on binlerce kaçak cihaz kaydettirildi. Ama çapraz denetimde bunlar ortaya çıktı. Ancak, burada bilgisi haricinde yapılan işlemlerden dolayı mağdur duruma düşen vatandaşlarımız oldu. Gündeme getirdiğimiz bu konu ile gerekli düzenlemeler yapıldı. 1/1/2010’da yine istismar edilen konular varsa gündem yaparak kayıt süresinin daha da kısaya çekilmesi gibi konuları önereceğiz.

Kaynak : 