Rekabet Kurulu tarafından Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom)’nin özelleştirilmesi sürecinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na gönderilen Görüş, OECD Rekabet Hukuku ve Politikası Departmanı tarafından 20-22 Haziran 2005 tarihlerinde Bosna Hersek’te düzenlenen toplantıda, özelleştirmelerde rekabetçi yaklaşımların sergilenmesi bakımından en iyi örneklerden birisi olarak ele alındı.
Rekabet Kurulu’nun özelleştirme sürecinde rolü ve Türk Telekom özelleştirmesindeki yapısal tedbirleri (Kablo TV şebekesinin ayrılması) de içeren görüşü OECD tarafından örnek bir uygulama olarak nitelendirildi. Bu nedenle, OECD, özelleştirme ve rekabet otoritelerinin temsilcilerinin katıldığı ve özelleştirme işlemlerinde rekabetçi bir piyasa yaratılması amacıyla gerekli politikaların oluşturulması konusunun tartışıldığı bu toplantıya Rekabet Kurulu’ndan bir temsilciyi, söz konusu görüşü sunmak üzere, davet etti.
Rekabet Kurulu, Türk Telekom özelleştirmesine ilişkin olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na gönderdiği “Görüşü”nde, özelleştirme sonrasında daha rekabetçi bir piyasanın oluşturulması için;
- Kablo TV altyapısının Türk Telekom’dan ayrı bir tüzel kişilik haline getirilerek devredilmesi,
- Devirden sonra Türk Telekom’un internet servis sağlayıcılığı faaliyetlerini ayrı bir tüzel kişilik altında yürütmesi,
- GSM mobil telekomünikasyon hizmetleri pazarında hakim durumda olan teşebbüsün tek başına ihaleye katılmasına izin verilmemesi,
- Özel İletişim Vergisi nedeniyle Türk Telekom ile altyapılardan yararlanan işletmeciler arasında doğan eşitsizliğin devir öncesi giderilmesi
gerektiğini belirtmişti.
Söz konusu “Görüş”, temel olarak, bu süreçte Rekabet Kurumu’nun ilgili Mesleki Dairesi’nin detaylı bir şekilde hazırladığı Görüş’ün sonuçlarını yansıtıyor.
Rekabet Kurulu’nun ilgili “Görüşü”nde belirtilen en önemli husus, Kablo TV altyapısının Türk Telekom bünyesinden ayrılması gereğiydi. Rekabet Kurulu, başta genişbant internet erişimi için gerekli hizmetler olmak üzere, şebeke erişim hizmetlerinin sağlandığı iki altyapının (sabit telefon şebekesi (PSTN) ve Kablo TV şebekesi) aynı teşebbüsün elinde bulunmasının altyapılar arasında rekabetin sağlanmasının önünde önemli bir engel teşkil ettiğini dikkate almıştı.
Böyle bir durumun özelleştirme sonrasında da devamının, yine başta geniş bant internet hizmetlerinde olmak üzere, fiyatların düşmesini engelleyeceği, hizmet çeşitliliğini sınırlayacağı, Türk Telekom’a rakiplerinin maliyetlerini belirleme imkanı vereceği ve Kablo TV şebekesinin genişletilmesi ve geliştirilmesi yönündeki saikleri ortadan kaldıracağı ifade edilmişti.
İki altyapının aynı elde bulunmasından kaynaklanacak bu olumsuzlukların giderilmesi ve özelleştirme sonrası iki altyapının rekabeti sonucu ortaya çıkacak faydaların elde edilmesi, Rekabet Kurulu’nun Kablo TV şebekesinin Türk Telekom bünyesinden ayrılması gerektiğine ilişkin görüşünün gerekçesini oluşturuyordu. Gerçekten de, Rekabet Kurulu’nun söz konusu görüşü doğrultusunda, Kablo TV şebekesi özelleştirme öncesinde Türk Telekom bünyesinden ayrılmıştı.
Konuyla ilgili olarak görüşünün sorduğumuz bir Rekabet Kurumu yetkilisi şunları söyledi;
Rekabet Kurulu Görüşü’de yer alan diğer hususlar bakımından ise temel olarak, Türk Telekom’un internet erişim hizmetleri faaliyetlerinin ayrı bir tüzel kişilik altında yürütmesi yoluyla bu alanda şeffaflığın sağlanması ve olası rekabetçi olmayan davranışların izlenmesinin kolaylaştırılması, GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olan teşebbüsün Türk Telekom özelleştirmesine katılmaması yoluyla piyasalarda yoğunlaşmanın artmasının engellenmesi ve Özel İletişim Vergisi nedeniyle Türk Telekom ile altyapılardan yararlanan işletmeciler arasında doğan eşitsizliğin giderilmesi amaçlanmıştır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (Rekabet Kanunu) 1994 yılında yürürlüğe girmiş ve 1997 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır.
Tüm gelişmiş ülke modellerinde olduğu gibi Rekabet Kanunu, temel olarak, rekabeti kısıtlayıcı ve bozucu anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliği kararlarını, hakim durumda olan teşebbüslerin bu durumlarını kötüye kullanmaları ile hakim durum yaratan ve mevcut bir hakim durumu güçlendiren birleşme ve devralmaları yasaklamaktadır.
Rekabet Kanunu belli ölçekteki banka birleşmelerinin kontrolü hariç olmak üzere, sektörel hiç bir istisna olmaksızın ekonominin tüm sektörlerine uygulanmaktadır.
Bu çerçevede Rekabet Kanunu telekomünikasyon sektörüne de, her olay bazında, Telekomünikasyon Kurumu’nun görüşü de alınarak, diğer sektörlerde olduğu gibi uygulanmaktadır. Bu noktada Rekabet Kurumu’nun rekabeti kısıtlayıcı yatay ve dikey anlaşmaların kontrolü, hakim durumun kötüye kullanılmasının yasaklanması ile birleşme ve devralmaların kontrolü görevi ile Telekomünikasyon Kurumu’nun teknik ve iktisadi düzenleme ve denetim görevi birbirine karıştırılmamalıdır.
Söz konusu görevler genel itibariyle birinin yerine ikame olabilecek görevler olmayıp birbirini tamamlayıcı niteliktedir.
Dünyadaki uygulamalar bakımından da genel olarak şu hususlar belirtilebilir.
Rekabet kanunları ile getirilen kurallar tüm dünyada birbirine benzemektedir ve söz konusu kurallar ekonominin hemen hemen tüm sektörlerine aynı şekilde uygulanmaktadır. Örneğin, OECD ülkelerinin tamamı rekabet kanunlarını telekomünikasyon sektörüne uygulamaktadır.
Dünya çapında genel olarak, ülkemizde olduğu gibi, rekabet kurallarının uygulanmasının rekabet otoritelerinin, teknik ve iktisadi düzenlemelerin telekomünikasyon otoritelerinin sorumluluğunda bulunduğu modelin benimsendiği söylemek mümkündür.
Bunun yanında, rekabet kurallarının telekomünikasyon otoritesince uygulandığı model (İngiltere) olduğu gibi, sektörün sadece rekabet kurallarınca düzenlendiği (Yeni Zelanda) ya da iktisadi düzenlemelerin ve rekabet kurallarının rekabet otoritesi eliyle yürütüldüğü (Avustralya) modellerin bulunduğu da belirtilmelidir.
İngiliz Sisteminde Rekabet Kurulu’nun (Competition Commission) sektör düzenleyicilerin hiyerarşik açıdan üzerinde yer alan bir üst kurul ve temyiz mercii olduğu burada dikkate alınmalıdır.
Evet.. Rekabet Kurumunu başarısı nedeniyle kutluyoruz. Dünya (OECD) Literatürüne geçen karar olması dışında, bu kararla altyapı konusunda Türk özel telekom sektörünün önünü açtığı için de.. Şimdi beklentimiz.. Telekomünikasyon Kurumu’nun da bu açılan yoldan gitmesi ve sektörü rahatlatması.
Telekomünikasyon Kurumu’muzdan da benzer şekilde, sektörün yolunu açacak stratejik kararlarda proaktif davranmasını bekliyoruz. Regülasyon yapmak tabi ki lazım ama yeterli değil gördüğünüz gibi.



Kaynak : 