TBMM’de sürmekte olan Bütçe görüşmeleri içinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bütçesi ile ilgili görüşmeler bugün gerçekleştirildi. Bu görüşmeler sırasında CHP adına konuşan Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel, merak edilen bir istatistiki bilgiye değindi. Buna göre, BTK’nın bugüne kadar engellediği site sayısı 116 bin ve bunların % 94’ü olan 108 bin engellemeyi res’en yani kendi kendine yapmış.
Erişim engellemeler 5651 sayılı ve 2007’de yürürlülüğe giren bir kanun çerçevesinde, mahkeme kararları ya da BTK’nın re’sen verdiği kararlar ile yapılıyor. 2014 başında kanun çok önemli değişikliklere uğradı. Ondan önce de re’sen kararları nedeniyle eleştirilmekle birlikte, 2014’den itibaren yapılan değişikliklerin bazıları maalesef hukuka aykırı. Ancak buna rağmen uygulamalar sürüyor. Örneğin, erişim engelleme ister mahkeme, ister BTk tarafından yapılsın, sitenin herhangi bir söz ya da savunma hakkı yok. Hatta binlerce sayfa arasında, hangi sayfanın engellenmiş olduğundan habersiz bile olabilir.
Şimdi Cemal Okan Yüksel’in BTK’nın site engellemelerini eleştirdiği bu konuşmasına bakalım;
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; benim konum da BTK. Bundan yirmi yıl önce BTK diye bir kurum olsa idi yirmi yıl önce bütçe görüşmelerinde onun da bütçesi görüşülecekti. Bu kürsüye çıkan muhalefet milletvekilleri bilgi teknolojilerinin hızla geliştiğini, dünya ekonomisinde paylarının hızla arttığını gösteren istatistikler paylaşacak, biz bu yarışın neresindeyiz diye sorup iktidarı sıkıştırmaya çalışacaklardı.
Yani bir muhalefet milletvekili olarak yapmam gerekenin ne olduğunu pekâlâ biliyorum ama siz de pekâlâ biliyorsunuz ki 2016 Aralığında AKP’nin on dört yıllık iktidarının ardından yapılan bu görüşmelerde böyle konuşmalar yapmak komik, ölüm döşeğindeki bir hastanın kuaför ihtiyacından bahsetmek gibi.
2016 yılında kaç kişiyi dinlediniz diye sorsam, kaç siteye erişimi engellediniz, daha kaçına erişime engellemeyi düşünüyorsunuz, İnternet’i tamamen mi kapatmayı düşünüyorsunuz diye sorsam veya ulusal güvenliğimizi tehdit eden siber saldırılara karşı ne yaptınız diye sorsam o zaman Türkiye’nin ne hâlde olduğunun farkında olduğu belli olur.
Bu sorularımı duyan bir vatandaş “Ha, işte bir vekil memleketinin durumunun farkında.” der ama o da bilir, siz de biliyorsunuz ki bu soruların manası yok artık.
Türkiye, Freedom House’in İnternet Özgürlüğü Raporu’nda geçen yıl kısmen özgür ülkeler arasındaydı, bu sene 3 basamak daha gerileyerek İnternet’in özgür olmadığı ülkeler arasına girdi. Son on yıllık dönemde sansürlenen ya da kapatılan İnternet sayfası 116 bin. Bunun yüzde 94’ünü yani 108 binini BTK kapattı.
Ya da Türkiye’deki tüm bilgisayarların yüzde 48’i zararlı yazılımlardan etkilenmiş durumda. Bu konuda dünya 2’ncisiyiz desem, bu BTK İnternet’i yasaklamak haricinde ne iş yapıyor diye sorsam…
Bizim, medeni bir ülkenin medeni insanları olarak, bu Mecliste BTK bütçesi konuşulurken “Dünya bilgi teknolojilerinde nereye gidiyor?”, “Biz dünyanın neresindeyiz?” sorularını sorup cevap aramamız gerekirdi ama yapamıyoruz çünkü medeni bir iktidarın yapması gerektiği gibi yapıp “Herkesin her yere erişimini nasıl sağlarız?” diye düşüneceğine “Şu siteyi hangi bahaneyle kapatabiliriz? Bahane bulamadık, KHK çıkartıp kapatabilsek.” diye düşünen bir iktidar var,
“Ne yapıyorsunuz?” diye soranı “vatan haini”, “terörist” diye linç eden tetikçileri var. İyi ki memleketimizde iktidarın tetikçilerinin iddia ettiği kadar vatan haini yok ama hiç yok da değil. Örneğin bir bölümü KPSS sorularını çalıp kendi adamlarına dağıttılar, bir yığın insanın hakkını gasbettiler. Aynı insanlar sadece bizi değil, AKP’ye oy veren insanları da yasa dışı yollarla dinlediler, elde ettikleri bilgilerle şantaj yaptılar. Yaptıkları ihanet deşifre edilince de onları tutuklayıp hapse attılar, iktidarın umurunda olmadı.
İktidar, o zaman vatan hainleri karşısında kedi gibiydi, ne zaman kendilerini de dinlediklerini anladılar, aslan kesildiler. Ne anlıyoruz? Hainler, AKP’ye oy verenler de dâhil vatandaşın işini, aşını çalabilir, ülkenin ordusu tarumar edebilir, bütün ihaleleri kendi kasalarına akıtabilir, kanunları suçlayabilir, yine de suçlu olmaz amma iktidarın telefonları dinlenirse, bir de bu dinledikleri afişe olursa vay teröristler!
Bizim bu Mecliste BTK bütçesi konuşulurken dünya nereye gidiyor, biz neresindeyiz sorularını sorup cevap aramamız gerekirdi. Bu sıralarda oturan bizden önceki binlerce milletvekili öyle yaptı. Elbette, bir yığın kusuru vardı o zamanki Türkiye’nin ama sağlıklı bir Türkiye’ydi, sağlıklı ve kusurlu.
Şimdi… Şimdi hasta bir ülkede yaşıyoruz. Hani beğenmezsen beğenme, biz zaten Şanghay Beşlisine gireceğiz, onlar bizi bu hâlimizle pek beğeniyorlar diyorsanız oraya yakışırsınız bak! İnternet özgürlüğünün dert edildiği yerler değil oraları.
Yakışırsınız Şanghay Beşlisine diyeceğim de orada da işiniz zor. Örneğin, Çin, baktı ki cep telefonu sektörü hızla gelişiyor, baz istasyonu yapmaya başladı, sektöre ilk girdiğinde sektörde alay konusu oldu, şimdi dünyadaki istasyonların yarısından fazlası Çin malı.
Yani… Yani, siz bu kafayla Şanghay Beşlisinde bile çuvallarsınız. Siz sadece “Yasak hemşehrim.” demeyi biliyorsunuz. Satacak mal üretemeyince ekonomi dara giriyor, dolar yükseliyor, sonra diyorsunuz ki: Üst akıl savaş açmış, falanmış filanmış… Hadi, canım sende!

Kaynak : 