Bu röportajın ilk bölümünü Tuğrul Tekbulut : Krize Rağmen Bilişim Sektörü, Türkiye Büyümesinin üstünde Büyüyecek – 1 v8e ikinci bölümünü Tekbulut : Bilişim Sektörünün 2009’unu 3G ve Serbestleşme Kurtaracak – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Turk-internet.com : Kamu İhalelerine Gelelim. Sizce bu ortamda Kamu ihalelerinde tasarruf olacak mı?
Tuğrul Tekbulut : Mutlaka böyle bir kriz ortamında devlet ciddi tasarruflar yapmak durumunda. Ancak özellikle vurgulamak istediğim bir konu var. Geçmişte gördüğümüz tasarruf genelgelerinde, “kısa sürede karşılığı olmayan, bilişim yatırımları gibi yatırımlardan tasarruf” şeklinde ifadeleri olan genelgelerin ilk maddesi olmak istemiyoruz.
Kısa sürede karşılığı alınmayan ifadesi zaten Bilişim yatırımları için ne kadar yanlış bir ifade. Bilişim, yapılan her işin maliyetini düşürmektedir. Biz otomobil benzin ve kırtasiye alımları ile aynı kategoride anılmaktan muzdaribiz.
Bilişim çok kısa zamanda etkisi görülen bir verimlilik ve tasarruf aracıdır. Umarız bu sene çıkacak tasarruf genelgesinda bu yanlışlık yer almaz.
Turk-internet.com : Kamu İhaleleri derken, bu ihalelerle ilgili genel sıkıntılar da var ve bu sıkıntılar yıllar içinde farklı farklı renklere bürünüyor. Şu anda durum nedir?
Tuğrul Tekbulut : Valla aslında Tübisad olarak bizim çalışmalarımızı en çok yönlendirdiğimiz konulardan birisidir. Sorduğunuz için teşekkür ederim.
Ben ihaleleri de sadece kamu için değil, büyük özel şirketlerin yaptığı ihaleleri de aynı sınıfa sokarak cevap vereceğim. Çünkü her ikisinde de yanlışlıklar diz boyu.
Karar verenler, çoğu zaman bilişim sektörünü, sadece bir çeşit ekipman, araç-gereç ve alınması mecburi sistem yazılımlarına indirgemiş durumdalar. Bu nedenle, Türkiye’de uygulama yazılım pazarı ve dolayısıyla bilişim pazarı maalesef çok küçük ve gelişememiş durumda. Halbuki sektörümüzün en çok ve de anlamlı istihdam yaratan alanı ise budur. O nedenle de bu eğilim sektörümüzün ulusal kalkınmaya verebileceği katkıyı yapmasına engel oluyor.
Bilişim sektörü sadece bir araç gereç tedarikçisi gibi algılanınca, “satın alma yaparken, kazanma” gibi bir istek ortaya çıkıyor. Zaten rekebet de çok. Vur firmaları birbirine. Fiyatlar insin. Ama sonra kim yapacak bu projeleri.
Biz “kendimiz ekip kurarız, yaparız”, ya da “uluslararası firmayı sıkıştırıp ondan bedava –zannettiğimiz– hizmeti almaya çalışırız”. Biraz havuç biraz sopa yöntemi sanki.
Anlattığım durum, yani sektörün bu yanı herkesin kaybettiği bir oyuna dönüşebilir. Dönüşüyor da. Örnekleri önümüzde. Ancak bu konuda ilk görev sektör oyuncularına ve bizler gibi STK’lara düşüyor.
Bütün dünyada “Bilişim” araç yerine hizmet sektörü haline geldi. Yüksek rekabet nedeniyle araç gereç ve starndart yazılımlarıın fiyatları oldukça düşmüş durumda ve dolayısıyla kar marjları da oldukça düşük.
Sektörümüzde çok nitelikli elemanlar çalıştırılıyor. Bu elemanların maliyetleri karşılayacak bir kar marjı ve hizmet piyasası oluşmamış durumda. O zaman kim çalıştıracak bu sistemleri, kim bitirecek bu projeleri?
Aynı bilinçsizlik eskiden inşaat sektöründe vardı. Ardarda gelen depremlerle yaşadığımız mal ve can kaybı insanların aklını başına getirdi. Hiçbirşey bedava değildir.
Biz mücadelemizi sizin gibi bize lütfeden basın kuruluşları aracılığıyla ve iki yıldır sürdürdüğümüz PR ve öz denetim çalışmalarımızla sürdürüyoruz.
Bilişim standartları diye bir proje başlattık. Yapılacak her işin dökümünü çıkardık. Bu işleri yapabilecek müteahhit firmaların sahip olması gereken özellikleri ortaya koyduk. Şimdi sertifikasyon ile bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Bizim TÜBİSAD olarak taahhüdümüz şu : Biz bu kataloglarımızda yer alan standartları, minumum olarak garantileriz.
Sertifika verdiğimiz firmalar setifikalarının kendilerine verdiği yetkiye göre bu hizmetleri minimum bu standartlarda vermek zorundadırlar. Şikayetleriniz ve anlaşmazlığınız olduğunda bize başvurunuz..
Biz böylece tüketiciyi de ya da satın alan kurumu da korumuş oluyoruz. Çünkü konuyu bilmemesinden kaynaklanan, “kısa vadede karlı ama uzun vadede zararlı” çıkmasını engelleyeceğiz. Ancak bu iş çok uzun bir yol.
Çalışmalarımızı TSE, KİK, Maliyet Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu, Sanayi Bakanlığı gibi ilgili tüm kurumlara sunduk. Çok olumlu karşılandı. Çünkü kimsenin itiraz edemeyeceği kadar açık ve net. Herkese yarar sağlayacak bir çalışma.
Ancak istediğimiz hızda gitmiyor. Alışkanlıklar kolay değişmiyor. İlla bir felaket mi yaşamamız gerekecek öğrenmek için bilmiyorum? Bunu örnekleyeyim ; Standartları sunduğumuz ve desteğini istediğimiz bir Bakanlığımızda, önce tebrik ve teşekkür aldık. Ancak sonra “şu anda devam eden X projemiz bittikten sonra sizlerle daha yakından ilgilenebileceğiz” cevabını aldık. “Bu X projenizi hangi standartlarla ve kimden aldınız” diye sorduk. Cevap : “Global bir teknoloji tedarikçisi ücretsiz olarak yapmak durumunda”. Boğazımıza takılan bir ifadeye rağmen, vakit darlığından devam edemedik. Söyleyeceğimiz şuydu : “Global tedarikçinin bunu ücretsiz olarak vermesi mümkün değil. Eğer ücretsiz ise istenen sonucun alınması mümkün değil. Bunu bir bilişim hizmetleri firmasının yapması lazım. Bugün pek çok kişi sanıyor ki, bilişim projeleri sadece teknolojidir. Halbuki o teknolojiyi almak yetmez. Yanı sıra hizmet faktörü vardır.
Global tedarikçi belli beklentilerle bunu vermiş olabilir ama teknoloji tedariki ile çözüm tedariki farklı şeylerdir.
turk-internet.com : Peki sertifikaları ne zaman veriyorsunuz?
Tuğrul Tekbulut : Şirketler şu anda başvuruları yapıyor. 3.parti sertifika şirketleri şeklinde bir sektör yaratıyoruz. Bu Denetim sektörü. Bizim yaptığımız çalışmalar değerlendirilsin. İnşallah günün birinde bunlar devletin standartları haline de gelir.
Bazen duyarsınız, mesela bir belediye “Bu projeyi, hiç dış kaynak kullanmadan, tamamen kendi iç olanaklarımızla yaptık. 1 kuruş devlet parası kullanmadık” şeklinde övünen kuruluşlarımız var. Biz de diyoruz ki “bu yanlış bir şey. Keşke bu devlet kurumu o projeyi bir bilişim firmasına yaptırsaydı. O zaman o firma başka belediyelere de satardı ve verimlilik artardı. Ülkemizin bilişim sektörü de gelişmiş olurdu.”
Turk-internet.com : Özel sektörde aynı alışkanlık var dediniz. Bunu da açalım mı?
Tuğrul Tekbulut : Özel sektör de maalesef, bilişim tedarikini araç tedariki olarak sanıyor. Halbuki bu bir mühendislik çalışmasıdır. Bunların hiçbirinin ücretsiz olması mümkün değil.
Bu nedenle türkiyede bilişim sektörü oluşamıyor. Her grup kendi bilişim alanında kendi iç hizmet firmasını kuruyor. Aslında farkında değil, daha pahalıya malediyor. Her bankamız, her holdingimiz kendi yazılımını kendi geliştirmeye çalışıyor. Bu da ülkenin kaybı ama kimse farkında değil.
Her banka kendi online bankacılık yazılımını yaptı. Halbuki 3 tane bankamız 1 firmadan yazılım alsaydı, şimdi bu şirket yurtdışına da satardı. Kar eder vergi öderdi.
Aynı şey telekom firmalarında da var. En büyük firma kendi ihtiyacı için yazılım firması kuruyor. Kendi ihtiyaçları için. Böylece yazılım firmalarına iş kalmıyor. Özel sektörde de outsourcing mantığını gelişmesi lazım. Herşeyi sımsıkı elimizde tutmaya çaılışıyoruz. Sonunda hepimiz kaybediyoruz. Tübisad olarak bize bu konulardaki farkındalığı arttırmak için çok iş düşüyor.

Kaynak : 