Önceki bölümleri
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Türk Telekom özelleştirilmesinde bugünlerde tartışılmaya başlanan bir konu da “özelleştirme şekli” yani “% 55’inin blok halde satışı”. Bazı finansal analistler de bu konuyu ısrarla soruyor. Neden halka açılma yolu tercih edilmedi de blok halde ve yönetimi verecek şekilde bi özelleştirme modeline gidildi?
Özelleştirme Şekli (ya da Neden % 55 ve Blok Satış)
Öncelikle hatılatalım; Türk Telekom’un özelleştirilmesi için son gerçekleşen ihaleden öncesi 2 ihale teşebbüsü oldu. 2000 ( ) ve 2001’de (%33,5). Ancak ikisi de gerçekleştirilemedi çünkü her iki ihaleye de müşteri çıkmadı.
Müşteri çıkmamasının nedenlerinden birisi, 1990 sonrası tüm Dünya’da telekom şirketlerinin özelleştirilmesi sırasında telekom alanına yatırım yapmak isteyenlerin Doğu Avrupa Telekom firmalarına yatırım yapmaları. Yani pazarın doymuş olması.
Türk Telekom özelleştirmesinin son stratejisini çizenler, blok satışı seçme nedenlerini “Türk Telekom’un daha iyi yönetilmesi ve daha iyi fiyat bulabilmesi” olarak anons etmişlerdi.
Bunun anlamı şu ; Blok halde ve çoğunluk (% 55) hisse ile satılıyor çünkü şirketin yönetiminin değişmesi gerekiyor. Bunun için de alan müşterinin kontrol edemeyecek çok sayıda kişi (yani halka açılma) olması yerine yönetimi yapabilecek tek bir alıcı isteniyor.
Neden yönetimin değişmesi gerek? Bunu inceleyelim…
Türk Telekom yılların alışkanlıkları ile bugüne gelen bir şirket. Bu alışkanlıklar neler?
- Şirket özellikle 1990 sonrası siyasi partilerin istihdam deposu olarak kullanılıyor
- Şirket; maaş politikası nedeniyle uzman elemanları elinde tutamıyor
Turgut Özel döneminin özel şartlarını (maaş-eğitim olanağı) kaybeden uzman kadro 1990’larla birlikte şirketten ayrıldı. Bugün Türk Telekom’un eleman sayısı bir yandan aşırı olarak değerlendiriliyor ama diğer yandan mühendis kadrosu için bu geçerli değil. Türk Telekom’un iştigal konusu nedeniyle en kıymetli olması gereken mühendis kadrosu 60.000 içinde sadece 2000 civarı.
Sayılarının 13.000 kadar olduğu bildirilen ilkokul mezunu Türk Telekom çalışanları 1.200 YTL net civarı maaş alıyor. Tabi ki, ilkokul mezunu ya da ortaokul mezunu ya da üniversite mezunu tüm çalışanların yaşanabilir düzeyde maaş alması istenecek bir şeydir ama ülkemizde asgari ücretin 350 YTL net olması bir yana, Türk Telekom içinde 15-17 yıl eğitim almış mühendis ve diğer idari kadroların ücretleri ile karşılaştırıldığında büyük bir dengesizlik ve de huzursuzluk anlamına geliyor.
Mühendis kadrolarının 1.600-1.800 YTL net civarı olan maaşları, piyasa koşullarının da altında kalıyor. Bu nedenle Türk Telekom son yıllarda kıymetli kadrolarını elinde tutamıyor.
- Şirketin yatırımları ve gelecek vizyonu
Telekom alanında başdöndürücü gelişmelerin yaşandığı 1990’ların ikinci yarısı ve 2000’ler bir çok stratejik kararın alınması gereken dönem oldu ama maalesef Türk Telekom atması gereken adımları atamadı.
Bunlar neler olabilirdi?
Örneğin İngiltere – Londra’da oluşturulan LINX’in İngiltere’yi yaptığı gibi Türkiye’yi bir kavşak noktası haline getirecek bir strateji tespit edilmeliydi. Bu hem para kazanmak, hem de telko-politik açısından çok önemli bir gelişme olurdu. Ama gerek Akdeniz altındaki kablolama, gerek karasal kablolamada, Türk Telekom gerekli yatırımları yapamadı, daha doğrusu kararları alamadı.
Bu söylediklerimizin en önemli nedenlerinden birisi, 90’lı yıllar boyunca sürekli değişen iktidarlar ve bu iktidarların “telekom farkındalık”larının zayıf oluşuydu. Yanı sıra Türk Telekom kadrolarının da yeterli vizyon taşımadığını söylemek hatalı olmayacaktır.
Diğer yandan, Türk Telekom’un 10-15 yıldır sürekli satış – özelleştirme fazında yaşıyor olması, bu firmanın tüm motivasyonunun “fiyatını koruma”ya yönlendirmesine neden oldu. Bu nedenle firma başka alana yani geleceğe odaklanamadı diye de düşünülebilir. Ancak bu motivasyon Türkiye’de yeni şekillenmekte olan özel Telekom sektörünü de derinden yaraladı. Sektörün büyümesi için gerekli adımlar engellendi. Örneğin ISP’ler ADSL satamıyor. Örneğin yıllardır VoIP konusunda “devlet güvenliğini tehlikeye atıyor” dahil pek çok suçla suçlandılar. Yine örneğin bugün Türk Telekom için TK’dan karar çıkarken, ISS’lerin Metro Ethernet ve CDMA hakları yok. Bir başka çarpıcı gelişmede Aralık-Mart arasında Türk Telekom’un ISS’lere kiralık hat tahsislerini durdurmasıydı. Sonuç olarak 1 yıl içinde satış aşamasına gelen çok büyük firmalar (bugün ismini bildiğiniz hemen hemen tüm telekom firmaları ve ISS’ler satılık) var.. Türk Telekom sektörü şu anda bitkisel hayatta. Bunu özellikle ISS servisi alan okuyucularımız biliyorlar.
Oysa aynı dönemde örneğin Yunan Telekom, içinde Gürcistan, Yemen gibi ülkelerin de bulunduğu 12 ülkede yatırım yaptı ya da telekom şirketlerine ortak oldu. Yine aynı dönemde karasal kablolamada Yunan Telekom öne geçti. Öyle ki, Türk Telekom’un son karasal hat ihalesine Yunan Telekom’un verdiği teklif şaşkınlık yaratacak kadar düşüktü.
- Şirketin Alımları – Yatırımların gerçekleştirilmesi
Şirketin alımları konusunda da sorun var. Bu hem Türk Telekom kadrolarının, hem satıcı firmaların hem de kullanıcıların şikayet ettiği bir büyük sorun halinde.
Türk Telekom kadroları şikayet ediyor, çünkü gerekli yatırımları Devlet İhale Kanunu’na tabi olmak nedeniyle gereken hızda gerçekleştiremediklerini söylüyorlar. Bunun en vahim örneği ADSL ihalesinde görüldü. İlk ihalenin yapılması (satıcı firmaların haksızlık var iddiaları nedeniyle) 2 yıl süren muhtelif iptallerden sonra ancak 2003 haziran’da yapılabildi.
Öte yandan satıcı firmalar, haklı olduklarını iddia ederek her seferinde ihalelerdeki olumsuzlukları ve iddiaları dile getiriyorlar.
Nitekim kullanıcılar açısından bakıldığında 1998’de kurulan Turnet altyapısı ve 2003 aralıkta kurulan NEC portlar bunun en yakın 2 örneği. Her iki ihale de bir takım söylentilerle ilişkilendirilmişti.
30 milyon $’a kurulan Turnet altyapısındaki switchler, kullanıcıları epeyce üzdükten ve kurulduktan 1,5 yıl sonra Alcatel’e kesilen 7 milyon $ ceza ile tamamen değiştirilmek zorunda kalınmıştı. Yine 2003 haziranında 120 $ birim fiyatla satın alınan 60.000 adet ADSL port’un sorunu halen sürmekte (aynı yılın aralık ayında yapılan ihalede portlar Alcatel’den 90 $ birim fiyatla alındı). Nitekim geçen hafta yayınladığımız D-LİNK, ADSL’de NEC-TI Sorunlarını çözen İlk Üretici haberi de, portlardaki sorunun 2 yıl sonra bile hala sürdüğünü gösteriyor.
Bu nedenle benzer şirketlerin 10-20.000 kişilik eleman sayısına karşın Türk Telekom’un 60.000 civarı elemanı var.
Fazla olan 30-40.000 elemanın Türk ekonomisine maaş olarak yükü yıllık toplam 800 milyon – 1 milyar $ civarında.
“Halka açılma”sı ya da “alıcının şirketi yönetemeyecek durumda olması” halinde Türk Havayolları örneğinde olduğu gibi şirketin aynı koşullarının sürmesi anlamına geliyor. Siyasiler şirketi yine istihdam deposu olarak kullanacak ve 10-20.000 elemanla işletilmesi gereken firma zaman içinde 70 – 80.000 gibi eleman sayılarına tırmanabilir(şu ana kadar gelen tablo bu)
Sonuç olarak Türk Telekom’daki istihdam politikası, yatırım vizyonu, ülkenin telekom alanına katkı yapma gibi konularda süregiden bakış açısı ve yönetim tarzının toptan değişmesi lazım. Bu da maalesef halka açılma ile mümkün olamayacak.
Halka açılma Türk Telekom’un mevcut yönetimin değişmemesine ve yukardaki sorunların sürmesine neden olacak. Teknolojilerin değiştiği günümüzde Türk Telekom ve Türk telekom sektörü değişmez ise değil 30 milyar $, 12 milyar $, bundan 2-5 yıl sonra sadece 300-500 milyon $’lı rakamlara düşecekler. Çünkü artık SkyPE türü “sınır tanımayan” uygulamalar geliyor. Ülke sınırlarını bunlara kapamanız mümkün değil.
Yazının bundan sonraki bölümünde “Türk Telekom’un özelleşmesini kimler, niçin istemiyor?” bölümünü okuyacaksınız.



Kaynak : 