Yazının önceki bölümleri için
- Türk Telekom Özelleştirmesi ve Kamu Yararı-I
- Türk Telekom Özelleştirmesi ve Kamu Yararı-II
- Türk Telekom Özelleştirmesi ve Kamu Yararı-III
başlıkları altına bakınız.
Her türlü idari işlemin yargı denetimine tabi olması, idare hukukunun en temel ilkelerinden biridir. Bu itibarla, özelleştirme ugulamalarının da yargı denetimine tabi olması kaçınılmazdır. Ancak, yargının bu aşamadaki yetkisi, yapılan idari işlemin yasalara ve anayasaya uygunluğunun denetimini yapmakla sınırlıdır. Bu açıdan, örneğin yukarıda değinilen ilk konu olan özelleştirmenin şekli denetimini yapmak kesinlikle yargının görev alanına giren bir konudur. Ancak, özelleştirmede kamu yararının bulunup bulunmadığının subjektif analizlerle değerlendirmeye tabi tutulması yargının yetki alanının üzerinde olup, politik bir tercih olması itibari ile yürütme ve yasamanın yetki alanı içerisindedir(8).
Sonuç olarak, Ulaştırma Bakanı’nın Türk Telekom özelleştirmesinin yargıya götürüleceği konusundaki kaygıları yersiz değildir. Ancak, Türk Telekom özelleştirmesi yargıya götürülecek olsa dahi, bu özelleştirmenin yargı engeline takılmasını önleyecek tedbirlerin alınması ile söz konusu özelleştirme mümkün olan en kısa sürede tamamlanabilecektir.
Bunun için ilk görev yürütme organına düşmektedir. Öncelikle, ihale şartnamesinin hazırlanmasından ihalenin tamamlanmasına kadar olan süreç tamamen yasalara uygun olarak tamamlanmalı, en ufak şekli eksikliklere dahi mahal verilmemelidir.
İkinci sorunun çözümü ise tüm devlet organlarının ve ilgili tüm toplumsal katmanların sorumluluk bilinci ile gerçekleştireceği daha bütünsel bir çalışma ile mümkün olabilecektir. Zira özelleştrimelerde kamu yararının tespiti sorunu Türk Telekom özelleştirmesinin çözümüne katkıda bulunacağı gibi, bundan sonra gerçekleştirilecek diğer önemli özelleştirmelerinde ihale sürecinin hızlanmasına katkıda bulunacaktır.
Bunun için öncelikle gerek Ulaştırma Bakanlığı, gerek Telekomünikasyon Kurumu Türk Telekom özelleştirmesinden beklenen öncelikli kamu yararının, satış sonrası elde edilecek gelirin yüksek olmasından ziyade; serbest piyasa şartlarına göre işleyen, sürdürülebilir bir rekabet ortamının sağlandığı ve tüketicinin daha uygun fiyata daha kaliteli hizmet alabileceği bir telekomünikasyon piyasasının oluşturulması olduğunu açıkça ifade etmelidir(9).
Ayrıca bu konudaki kamu yararının belirlenmesi noktasında politik tercihe dayanan yetkinin (yargıya ait olmayan) yürütme organına ait bir yetki olduğu açıkça vurgulanmalı, gerekiyorsa bu konuda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Bu konuda son görev ise konu hakkında çalışan akademisyen, hukukçu ve yargı mensuplarına düşmektedir. “Kamu yararı”nın belirlenmesi konusundaki yetki sorunun geniş katılımlı bir çalışma/ tartışma bütünü sonucunda açıklığa kavuşturulması özelleştirme sürecinin daha hızlı ve sorunsuz olarak işleyişine katkı sağlayacaktır.
(8) Bir hukukçu olarak mahkemelerin yetki alanının sadece şekli denetim yapmakla sınırlı olduğu ya da yargı organının içeriğe ilişkin bir denetim yapamayacağı gibi bir sav ileri sürmemiz kesinlikle söz konusu değildir. Ancak, yargı organı bir kamu yararı analizi yapacak olsa dahi, bu analiz sadece yapılan idari işlemde idare tarafından belirlenmiş olan kamu yararının yasalara ve anayasaya uygunluğunun belirlenmesi şeklinde olmalıdır. Işlemdeki kamu yararının ne olduğunu belirlemek ise siyasi organlar olan yürütme ve yasamaya aittir. Yargının ise politika belirleme gibi bir yetkisi kesinlikle yoktur.
(9) Bu açıdan bakıldığında Ulaştırma Bakanı tarafından yapılan açıklamada Türk Telekom özelleştirmesi için son şans olduğunun aksi takdirde hisselerin halka arz edileceğinin belirtilmesi özelleştirmenin amacı açısından çok da uygun bir açıklama değildir. Zira, bir özelleştirme yöntemi olarak halka arz ile, blok satış birbirinden oldukça farklı amaçlar için kullanılan yöntemlerdir. Halka arz blok satışa oranla daha çok gelir sağlama hedefi taşırken; blok satışın öncelikli hedefi, özelleştirilen kuruluşun uzman bir özel sektör şirketine devri ile söz konusu kuruluşun daha verimli ve tüketici yararına hizmet vermesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle, Türk Telekom özelleştirmesinde yukarıda sağlanan yararların sağlanması hedefleniyorsa, halka arz’ın blok satışın muadili olması mümkün değildir.



Kaynak : 