Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birisi Türk Telekom. Mobil sektör hariç, telekom sektörünün dümeni de ellerinde, hem sabit hat sayısı, hem alternatif telekom firmalarına verdiği ya da vermediği altyapı hizmetleri ile. Bu nedenle de turk-internet.com bu firmanın değişikliklerini çok yakından takip ediyor.
Takip etmemizin bir başka önemli nedeni de, “özelleştirme”. Bugüne kadar yapılan en büyük özelleştirmelerden birisi olarak, özellikle personel hareketleri ilgi çekici. Siyasilerin geçmişte, oy ambarı olarak istihdam amaçlı çok yoğun kullandıkları firmalardan birisi olarak da, özelleştirmenin üzerinden geçen 27 aya rağmen halen organizasyonunu bitirmiş gözükmüyor. Zaten bitirmesinin kolay olacağını kim söyleyebilir ki??
Türk Telekom özelleştirmesinden sonra hepimiz pek çok değişiklik umduk ya da bekledik. Bunların başında satış sistemi, yeni ürünler, yurtdışına bağlantı durumları ve alternatif telekom firmalarına karşı duruş gibi konular var. Ama hem içindeki, hem de dışındaki kişiler tarafından daha fazla merak uyandıran konu, organizasyonun değişikliğinin nasıl yapılacağı oldu.
Bu hafta başında açıklanan ve İl Müdürlükleri teşkilatlarını kısmen değiştiren yeni organizasyon yapısını anlattığımız haberin sonunda, yorumları da ileteceğimizi bildirmiştik.
İşte bu yazı Türk Telekom’un 2008 başındaki organizasyon değişikliğine ait yorumları vermesiyle, inanıyoruz ki, bu alanda literatöre geçecek bir başka turk-internet.com yazısı olacak, hem kamu yönetimi, hem üniversite tezleri açısından da bir referans niteliği taşıyacak.
Aşağıdaki başlıklar dışında, il müdürlerinin yapılanmada neyi gözönüne alacakları, müdür sayısı azaltmanın anlamı, siyasetin ne kadar belirleyici olacağı, süreç yönetimi pozisyonu, tip1-tip2-kapsamiçi değerlendirmesi konularındaki yorumları toplu olarak aktaracağız. Bu değerlendirme sırasında, organizasyon değişikliğini tanımlayanlarla değil, organizasyon değişikliğinin uygulayacak ya da kendilerine uygulanacak kişilerle görüştük. Görüştüklerimiz arasında il müdürü pozisyonunda bir kaç kişi, yönetici düzeyindeki bazı kişiler ve diğer bazı çalışanlar var. Hepsinden aldığımız yorumların özetliyor ve genel görüşü aktarıyoruz. Ayrıca aşağıda göreceğiniz gibi, belli bir bölümde, neyin tanımlandığını daha iyi açıklamak için, eski bir Türk Telekom Genel Müdürünün düşüncelerini de aldık.
Beklendiği Kadar Radikal Değil
Devlet elindeyken, 75.000’lere varan eleman sayısı ile Türkiye’nin en büyük istihdam noktası olan Türk Telekom’da en son önemli organizasyon değişikliği 2000 yılında İbrahim Hakkı Alptürk‘ün Genel Müdürlüğü zamanında gerçekleştirilmiş, iller abone sayılarına göre A, B, C, D diye sınıflandırılmış ve bölge müdürlüğü oluşturulmuştu.
İllerin abone sayılarına göre sınıflandırılması fikri o organizasyonun yerleşen bölümü olmakla birlikte, 6 tane olan ve kendi bölgelerindeki illerin üst amiri durumundaki bölge müdürlükleri, bir sonraki Genel Müdür Mehmet Ekinalan zamanında kaldırılmıştı.
Bir yoruma göre, il müdürlerinin Genel Müdürlükle doğrudan ilişki kurma ve bazen de siyasiler (kendi illerinin milletvekilleri) yoluyla baskı kurma konusundaki güçlerini kaybetmekten hoşlanmadıkları için bölge müdürlüklerinin kaldırılması için yoğun çaba gösterdiler ve çalışmasını da engellediler.
Organizasyon değişikliği bu hafta başında açıklandığında, Türk Telekom Anadolu teşkilatı içindeki pek çok kişinin ilk yorumu “beklendiği kadar radikal değil” oldu. “Radikal” kelimesi ile kastettikleri ise, İl Müdürlüklerinin bazılarının iptal edilerek, yukarıda anlattığımız Bölge Müdürlüklerinin kurulacağı beklentisiydi.
Bölge Müdürlüklerinin kurulması, İl Müdürlüklerinin organizasyonunun daha daraltılması ve belki bazı il müdürlüklerinin kaldırılması anlamını taşıyabileceği için, çalışan sayısında da ciddi bir azalma olacağı beklentisi vardı.
Bölge Müdürlüklerinin çalışmaları konusunda İbrahim Hakkı Alptürk kısa bir görüşme yaptık. Alptürk’e göre bölge müdürlükleri, merkezin yükünü azaltmak, işleri hızlandırmak ve iller arası koordinasyonu güçlendirmek amaçlı olarak oluşturulmuştu. “Bugün de bölge müdürlüklerine ihtiyaç vardır ve olmalıdır” diyen Alptürk, zamanında kazandıkları deneyim çerçevesinde, bölge müdürlüğü sayılarının da 6 yerine 10-12 arasında olmasında yarar olduğunu belirtiyor. Yeni organizasyonda 4 ve 5.sınıf ile olarak belirlenen il müdürlüklerinin kaldırılabilir olabileceğini düşünen Alptürk, “bu organizasyonda gördüğüm kadarıyla, il müdürlüklerinde norm kadrolar belirlenmiş mi belli değil, bir de unvan konusunda karmaşa var gibi gözüküyor” derken, “İllerin ihtiyaçlarını Ankara’dan yani Genel Müdürlükten takip etmek çok zor ve detaylı. Bu nedenle bölge müdürlükleri çok yararlı olabilir” diye ilave ediyor.
Bu yazının devamında, müdür sayısının azaltılmasının anlamı ve bölge müdürlüklerinin yapılanmada nasıl davranacağının analizi konularını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.
Konu ile ilgili yorumlarınızı, site üyemiz iseniz aşağıdaki bölüme, değilseniz burayı tıklayarak ulaşabileceğiniz Blog’a bırakabilirsiniz.



Kaynak : 