Yılda 105 milyar dakika konuşuluyor`
Herkes dinleniyor mu sorununa Bakan Binali Yıldırım merak edilen cevabı verdi
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, “Herkes dinleniyor” demenin vatandaşlar üzerinde panik havası yarattığını belirterek, “Telefonda yılda 105 milyar dakika konuşma yapılıyor. Bu kadar konuşmayı dinlemek için on binlerce insanın gece gündüz çalışması gerekir” dedi.
Son günlerde telefon dinleme ve sinyal izlemesi konusunda herkesin farklı yorumlar ortaya attığını söyleyen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bu durumun vatandaşlar üzerinde panik havası yarattığını belirtti.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen “Telekomünikasyon Sektörü’nde Yaşanan Son Gelişmeler ve Sektörün Geleceği” konulu zirveye katılan Yıldırım, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın dinleme, sinyal izlemesi ve teknik takip yapmadığını anlatarak, “Başkanlık, bu işle ilgili görevi olan kuruluşların taleplerinin yasalara uygunluğunu belirleyip onay verir. Türkiye’de yılda 105 milyar dakika konuşma yapılıyor. Bunları dinlemek için on binlerce insanın gece gündüz 3 vardiya işi gücü bırakıp bu işi yapması gerekir” dedi.
Ulaştırma Bakanı Yıldırım bu rakamı, biraz da dinlemelerin ne kadar büyütüldüğünü göstermek amacıyla verdi ama bir yerlerde hata olmalı..
Çünkü Telegeography tarafından Aralık sonunda yapılan ve 80 ülke verilerinin göz önüne alındığı belirtilen bir araştırmaya göre dünya yüzeyinde 2008 yılında 385 milyar dakika konuşulmuştu[1].
Bu hesaba göre, ya Türkiye çok geveze ve dünyadaki tüm konuşmaların 1/3’ünü yapıyor. Ya da Ulaştırma Bakanı’na verilen rakamda bir hata var.
31.01.2009
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım: ”Bilişim Krize Rağmen Büyüyen Bir Sektör”… (31.01.2009)
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ”Herkes dinleniyor” iddiasının safsata olduğunu belirterek, ”Bu konuları sürekli gündemde tutup vatandaşa dinlenme endişesi, korkusu yaşatmaya kimsenin hakkı yok” dedi
Yıldırım, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen ”Telekomünikasyon Sektörü’nde Yaşanan Son Gelişmeler ve Sektörün Geleceği” konulu zirvede MÜSİAD üyeleriyle bir araya geldi.
Bakan Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, vatandaştan gelen talep üzerine gizli numara aramasıyla ilgili bir düzenleme yapıldığını hatırlatarak, ”Artık gizlimiz, saklımız yoktur” diye konuştu.
Zaman zaman dinlenme konusunun da toplumun gündemine geldiğini ifade eden Yıldırım, ”Hakikaten fiyakalı bir konu. Herkes bu alandan siyaset yapmayı seviyor. Kaldı ki bu işin siyaset yapılacak bir alan olmadığını ve insanın özel hayatının, haberleşme hürriyetinin vazgeçilmez bir hak olduğunun çok iyi bilinmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.
Birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddelerini iptal ettiği, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Kuruluşuna Dair Kanun’la ilgili karardan sonra şahit oldukları bir konuya değinmek istediğini dile getiren Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:”Tüylerim diken diken oldu. Türkiye’nin anlı şanlı hukukçuları, hocaları, hatta bakanlık yapmış insanları bu konuyu alıp da okumamış. Çok kötü bir şey. Öyle yorumlar var ki şaştım kaldım. Çok alışık değilim, mecbur kaldım televizyonları arayıp müdahale ettim. Açıklama yapma ihtiyacı duydum. ‘Bugüne kadar bütün bu işler yasal dayanaktan yoksun kalmıştır, dinlemeler geçersizdir, Başbakan kendine teşkilat kurdu, bunu Anayasa Mahkemesi ortadan kaldırdı’ falan filan diyor, şaştım kaldım.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın yasası şudur; Türkiye’de 3 kuruluş, MİT, jandarma, polis, bunlar kuruluş kanunundan beri her ülkede olduğu gibi zorunlu hallerde sinyal takibi, başka yollardan delil elde edilemiyorsa, gerekiyorsa, delil için bir suçlunun veya sanığın dinlenmesi gibi konularda yetkileri var. Bu yetkilerini kullanırken zaman zaman yasa dışı yollara saptığı biliniyor geçmişte. Bu dinlemeler, sinyal izlemeler, teknik takiplerin terörle, organize ve adi suçlarla mücadele olmaktan ziyade bazen bu kuruluşların rekabetine kurban gittiği ve burada kuruluşlar değil ama bunun içinde veya dışındaki bazı kişiler tarafından kötüye kullanıldığı biliniyor. Türkiye’nin öyle bir sorunu var. Bugün bu çete davaları, ortaya çıkan varsa, bu içerideki cerahatlerin temizlenmesidir. Bundan başka bir şey değildir. Türkiye’nin bunlarla yüzleşmesi, bu cerahatleri temizlemesi lazım. Bu adeta bir virüsle mücadele programıdır. Bu yapılıyor.”
Binali Yıldırım, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın dinleme, sinyal izlemesi ve teknik takip yapmadığını, bunu bilmediğini belirterek, Başkanlığın görevinin, bu işle ilgili yetkisi, görevi olan kuruluşların taleplerinin yasalara uygun olup olmadığını belirleyip onay vermesi olduğunu anlattı.
Yıldırım, ”Buradaki keyfiliği ortadan kaldırıyor. Cep telefonu şirketleri, sabit ve uydu işletmecileri buraya altyapılarını veriyor ve buradan alınan onayla takip yapacak, sinyal izleyecek, dinleme yapacaklara izin veriliyor veya izinleri reddediliyor. Bütün bunlara rağmen bazı yasa dışı dinleme veya takip olabilir mi? Olabilir. Yasak, istenmeyen bir şey, ama olabilir” şeklinde konuştu.
Bu teknolojinin önüne geçmenin mümkün olmadığını, iki kişi otururken birisinin kulağını dikebileceğini, ne konuşulduğunu da cebindeki kaydediciyle kaydedebileceğini ifade eden Yıldırım, şöyle devam etti: ”Buna nasıl engel olunabilinir? Cep telefonunun ‘no’ tuşuna basacağına ‘yes’e basarsın, bütün konuşmayı kaydedersin. Bunu nasıl engelleyeceksin? Bunun yolu yok. Bu bir etik meselesi. ‘Bu etik değildir’ deyip geçiştiremeyiz. İnsanları da mağdur edemeyiz. Bu kanunla ilk defa ‘bu iş önemli bir suçtur ve cezası olmalıdır’ dedik.
Bunun neresi kötü? İtiraz neden geliyor? Bu iş siyaset yapmaya uygun bir alan. Böyle önemli konuları siyasete kurban verirseniz, 70 milyonu tedirgin ederseniz, hiçbir zaman onaylanacak, tasvip edilecek bir şey değildir. Burası siyaset alanı değildir.”
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Türkiye’de yılda 105 milyar dakika konuşma yapıldığını, bu kadar konuşmayı dinlemeye kalkmanın on binlerce insanın gece gündüz 3 vardiya işi gücü bırakıp bu işi yapması demek olduğunu söyledi.
Yıldırım, ”Bu paranoyadan kurtulmamız lazım. Böyle bir şey teknik olarak mümkün değil. ‘Herkes dinleniyor’ falan, safsatadır. Bu konuları sürekli gündemde tutup vatandaşa dinlenme endişesi, korkusu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Vatandaş dilediğince konuşsun, dostluklar kursun, iş, alışveriş yapsın. Vatandaş işini görecek, bu sektör de ayakta kalacak” diye konuştu.
İletişim sektörünün krizde en fazla istihdam oluşturan sektörlerin başında geldiğini, son birkaç aydır bu şirketlerin eleman almaya devam ettiğini, işten eleman çıkarmadığını dile getirene Yıldırım, ”Çok örnek bir davranış. Krizde yapılması gereken de bu” dedi.
Yıldırım yaptığı konuşmada, Davos’ta yaşanan gerginliğe değinerek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk ulusunun hislerine tercüman olan davranışının herkese bir şeyi tekrar hatırlattığını söyledi. Yıldırım, ”Haklı olan güçlü olan değildir. Haklının yanında olmak güçlü olmak demektir. Orta Doğu’da plan yapanlar, proje üretenler Türkiye’yi göz ardı ederek bu planlarını yürürlüğe koyamazlar” diye konuştu.
Türkiye’nin kendisini küçük görmemesi gerektiğini vurgulayan Yıldırım, ”Şimdi ne olacak? Başbakan niye böyle konuştu? Kocaman bir ülke, burnunun dibinde bir zulüm, insanlık ayıbı var. Yani Türkiye burada suskun mu kalacak? Herkesin bunu anlaması lazım. Burada iş yapacaksan Türkiye’ye rağmen iş yapamazsın. Türkiye göz ardı edilerek burada proje yapılamaz, gelecek belirlenemez. Bunu bilmesi lazım” değerlendirmesinde bulundu.
Küresel krizin genel göstergelerine göre bilişim sektöründe tersine bir sürecin işlediğini ifade eden Yıldırım, kriz döneminde insanların birbiriyle daha çok konuşma ihtiyacı duyduğunu, daha fazla iletişim kurduğunu, bu yönüyle bilişimin krize rağmen büyüyen bir sektör olduğunu söyledi.
Türkiye’de 2008 sonuçlarının da bunu gösterdiğini, büyümelerin yüzde 5’ler seviyelerinde giderken bilişim sektöründe yüzde 20’nin üzerinde gerçekleştiğini, 2009’da da bundan farklı olmayacağını belirten Yıldırım, bilişim ve iletişimin bu denli gelişmemesi halinde önceki gün Davos’ta yaşanan olayı hiç duymayacaklarını, geçmişte buna benzer çok olaylar yaşandığını, ancak etkilerinin aylar, yıllar sonra anlaşıldığını kaydetti.
Yıldırım, sektörün cirosunun son 5 yılda yüzde 600 arttığını, bu arada, 2002’de 18,9 milyon olan sabit abonenin geçen yıl 18 milyona düştüğünü ifade etti.
İnternet kullanımının büyük bir artış kaydettiğini, geniş bandın 6 milyona ulaştığını ve bilgisayarlaşmanın hızla arttığını dile getiren Yıldırım, yazılımın payının gittikçe yükseldiğini, 8 milyar dolara ulaştığını bildirdi.
Binali Yıldırım, İrlanda ve Hindistan gibi bazı ülkelerin stratejik kalkınma alanının yazılım olduğunu vurgulayarak, ”Yani akıl terini satan ülkeler. Bunun sermayesi yok. Bunun sermayesi akıldır. Ne yazık ki Türkiye’de çok eskiden gelen bir alışkanlık var; akıla para verilmez. Bilgiyi bedava elde etme yolunu ararız. Eski usulleri bırakmamız lazım” diye konuştu.
İnternetin çağın buluşu olduğunu, artık dünyayı kasıp kavurduğunu, insanların yaşam tarzı ve alışkanlıklarını değiştirdiğini anlatan Yıldırım, “Artık çok şeffaf, saydam, hesap verilebilir bir toplumda yaşıyoruz. Bunu da internete, bilişim sektörüne borçluyuz” dedi.
Yıldırım, dünyada siber suçlarla mücadelede örnek adımı atan idare ile sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu yapıyı bir araya getiren ülkelerden birinin Türkiye olduğunu, Avrupa Birliği’nin bu konuyla mücadelede henüz ne yapacağına karar veremediğini belirterek, internet ortamında işlenen suçların bir hukuk sistemine bağlı olmadığını vurguladı.
Bu konuda uluslararası işbirliği ve uluslararası yaptırımların mutlaka geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Yıldırım, ”Hukuk sistemimizin bu tecrübeyi de kazanması lazım. Bu mücadele; yasaklar esasına değil, bilinçlendirmenin, eğitimin esas alınmasına, suç oluşmadan önlemeyi esas alan, bu yönde çalışmaların yürütülmesine bağlı” diye konuştu.
Ulaştırma Bakanı Yıldırım, 3. Nesil ihalesinin krizin tam ortasında yapıldığını dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Bilişim, iletişim sektörü kriz dinlemiyor. 2 katrilyon civarında bir bedelle 3 tane işletmecimiz bunu aldı. Bugün, yarın Danıştay görüşü de çıkıyor. Zannediyorum birkaç ay içinde 3. Nesil fiilen yaşama geçmiş olacak. 3. Nesil yaptığımız mevcut iletişim otoyollarına yüzde 30 ilave getiriyor. Bu bir yaşam aracı, ofis, yardımcı, sizin her şeyiniz. Ses, telefonla konuşma bunun içinde küçük bir şey. Her şeyi yapacaksınız. Ayaklı gazete gibi bir şey. Bakın reklamınızı da yapıyorum. Bunun bir bedeli olacak tabii. Yerli ürünlere önem vereceksiniz, yerli girişimcileri destekleyeceksiniz. Ar-Ge personelinin istihdamını artıracaksınız. Yerli yapacağınız her türlü iş bizden ziyadesiyle katkı bulacak. Eğer, ‘al-sat-getir’ şeklinde bir anlayış olursa, bu bizden çok destek görmez. 105 milyon tane telefon makinesi var. Bunun için ilk günden bu tarafa ortalama 40-50 milyar dolar dışarıya para vermişiz. Bundan sonraki ürünlerde biraz daha dikkatli olacağız. Hem yazılımda hem donanımda mümkün olduğu kadar yerli katkıyı, üretimi, kendi akıl terimizi çok iyi değerlendireceğiz.”
Türkiye’de kapsama alanının genişlediğini hatırlatan Yıldırım, 2009’da bütün yol güzergahlarının öncelikli hedef olduğunu, buralarda kesintisiz iletişim istediğini ifade etti.
Binali Yıldırım, 2009’da mobil telsiz erişim lisanslarını vereceklerini ve başka sürprizlerinin de olacağını bildirdi.
Birkaç gün önce Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddelerini iptal ettiği, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın Kuruluşuna Dair Kanun’la ilgili karardan sonra şahit oldukları bir konuya değinmek istediğini dile getiren Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öyle yorumlar var ki şaştım. ’Bugüne kadar bütün bu işler yasal dayanaktan yoksun kalmıştır. Başbakan kendine teşkilat kurdu, Anayasa Mahkemesi ortadan kaldırdı’ diyor, şaştım kaldım.”
Yıldırım, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın yasasını şöyle anlattı: “Türkiye’de 3 kuruluş, MİT, jandarma, polis, bunlar kuruluş kanunundan beri her ülkede olduğu gibi zorunlu hallerde delil için bir suçlunun veya sanığın dinlenmesi gibi konularda yetkileri var. Geçmişte, bu yetkilerini kullanırken zaman zaman yasa dışı yollara saptığı biliniyor. Alınan tüm önlemlere rağmen bazı yasa dışı dinleme veya takipler de olabiliyor.”
Bilgi Teknolojiler ve İletişim Kurulu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, “İnternete karşı çıkmak ne kadar yanlışsa, interneti gelişigüzel bırakmak da en az o kadar yanlıştır” dedi. Acarer, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) düzenlediği “Telekomünikasyon Zirvesi”nde yaptığı konuşmada bilgi teknolojileri ve iletişimin, yaşantımızın artık ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan da Türkiye’nin vagon değil, lokomotif olmak istiyorsa mutlaka ileri teknoloji üretmesi gerektiğine işaret etti.
Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, Türkiye’de yatırımlarını durdurmayı düşünmediklerini ifade etti. Vitamin ürününün önemine değinen Doany, öğrenci ve öğretmenlere eğitim yazılımları sunduklarını dile getirdi. Vitamin ürününün sadece TTNet’in değil, bütün servis sağlayıcıların sunduğu bir ürün olduğunu belirten Doany, ABD’nin fen ve matematik alanında çok başarısız olduğunu, bu programı ABD’ye de taşıyacaklarını bildirdi.
Avea Ceo’su Cüneyt Türktan, mobil numara taşınabilirliği ile ilgili rekabet konusunda beklediklerini bulduklarını belirterek, pazar paylarında farklılık olacağını düşündüğünü söyledi. Türktan, dünyada gelecek 4 yıl içerisinde sektörün yüzde 19 oranında gelişerek 162 milyar dolar daha büyüyeceğini ifade etti. Türktan, “Bunun 1.8 milyar doları da Türkiye’de gerçekleşecek. Yani 4 yıl içerisinde Avrupa pazarının büyümesinden daha büyük bir hızla yüzde 21 artışla 10.5 milyar dolarlık bir sektör bekliyoruz. 4 yıl içinde yüzde 18’lerden yüzde 30’lara yükselecek” diye konuştu.
Vodafone Ceo’su Serpil Timuray, dünyada iletişim sektörünün çok önemli aşamalardan geçtiğini ve hızlı büyüdüğünü belirterek, Türkiye’yi de zorlu bir ekonomik sürecin beklemesine karşın bu sektörde yine büyüme trendinin devam etmesini beklediklerini kaydetti.
https://turk-internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=22643



Kaynak : 