Bir süredir ülkemizde Twitter üzerinden yapılan hakaret ya da muhalif konuşmaların ölçüsünün kaçtığını düşünenler var. Bunun en önemli nedeni ise, Twitter’ın “fikri özgürlüklere önem vermek” amacını açıklayarak, mahkemelerin taleplerine çok fazla aldırmaması[1]. Gerçi geçtiğimiz günlerde uzun zamandır ayak dirediği, Wall Street İsyancısının tweetlerini en sonunda mahkemeye verdi[2] ama gene de Türkiye’den giden taleplere uzak duruyor görünümünde[3].
Ama bu durum Twitter ortamını “hakaret” için serbest atış alanına getirmeli mi?
Öncelikle etik açıdan yanlış. Birisi, sadece kimliği ortaya çıkacak diye mi, terbiye sınırları içinde kalmalı? Her zaman o sınırları aşmadan düşünceleri ifade etmek daha doğru olmaz mı?
Bu konuda artan şikayetler ve denetimsizlik nedeniyle Birleşmiş Milletler “İnternet ve İfade Özgürlüğü Bildirgesi” adı altında bir bildiri bile yayınlamıştı [4]. Çünkü olay zaman içinde “siber kabadayılık (cyber bullying)” kapsamına girebiliyor.
Ama bugün asıl konumuz şu; internette kimlikler gizli kalamaz, mutlaka bulunur. İnternet her açıdan takip edilen bir alan. Bu alanda, takip öyle yapılamıyorsa, böyle yapılabiliyor. Çünkü internette her hareketiniz bir iz bırakır. Kim olduğunuzu arayan kişi, Twitter üzerinden IP bilgisi alamıyorsa, iletişiminizde kullandığınız ifadelerden, belirttiğiniz coğrafi tanımlardan ya da başka belirttiğiniz noktalardan hareketle kim olduğunuzu çözebilir[5].
Gerçi, kimliği tespit edilenlerin ilk savunmaları “o hesap bana ait değildi, hesabım çalındı, o yazıları yazan ben değildim” şeklinde oluyor ama bunu da tespit etmek mümkün [6].
Başta da dediğimiz gibi, İnternet takip edilebilir bir alandır çünkü bütünlüğü vardır. Nitekim, Twitter’da “Ladyimam” adıyla bir hesap açan ve “İmamınGülü” lakabını kullanan kişinin kimliğinin bir gazeteci tarafından ortaya çıkartıldığı iddia ediliyor. Bu kimliğin gerçek olup olmadığını bilmiyoruz ama çıkartılabileceğini biliyoruz.
Muhtemelen İmamıngülü olayı sonrasında, bir işdalının (yani online detektiflik) yeniden popülerleşmesine yol açabilecek olan bu iz sürmenin nasıl yapıldığının ayrıntısına, ilgili gazeteci fazla girmemiş ama klasik detektiflik olarak tanımlayabiliriz. İnternetin üzerinde belli noktaların araştırılması ve internet ayak izlerinin sürülmesi ile pek çok şey bulunabilir. Bunu da yapabilecek kişiler polis tarafında ya da özel sektörde var.
Bir yandan da, geçmiş kayıtların –Twitter da olsa, WallStreet İşgalcisi[2] olayında olduğu gibi– günün birinde birinde adli mercilere verilmeye başlanabileceğini hesaba katmak lazım. Ya da açıklamaya ikna olabilir[7]. Hatta ticari bir anlaşma sonucu da buna benzer bir olay meydana gelebilir[8].
Sosyal Linç’e Dikkat
Olayın bir yönü, hoşa gitmeyecek ifadelerin, “kimliğim nasılsa bulunamaz” düşüncesiyle kullanılmasının getireceği hukuki sorumluluk ise, diğer yanı da kimliğin ortaya çıkarılmasıyla birlikte gelen “sosyal linç” kültürü.
Twitter’da “Ladyimam” adıyla açtığı hesapta özellikle AKP hükümeti ve Gülen cemaatine yönelik, zaman zaman hakaretamiz ifadelerle birlikte, muhalif tweetleriyle dikkat çeken kullanıcının İstanbul’da bir öğretmen olduğu iddia ediliyor. Bu iddianın bir gazeteci tarafından ortaya atılması ve üstelik söz konusu kullanıcının adı ve soyadının da açık bir biçimde yazılması, Ladyimam adlı kullanıcının kişilik haklarının ihlal edildiği ve hedef gösterildiği düşüncesi yarattı. Çünkü Ladyimam olduğu iddia edilen öğretmen, kendisinin bazı çevrelerce tehdit edildiğini belirtiyor.
Dahası, hakkında MEB tarafından da bir inceleme başlatıldığı iddia ediliyor. Her ne kadar Bakan soru üzerine “biz öğretmenimizi koruruz” dese de arkasından “konuyu soruşturdukları” ifadesini de kullanıyor.
Yaşanan son olaya geri dönecek olursak, kimliği ortaya çıkartılan kişinin bir korku duyması gayet normal. Zira muhalif yazılar yazan hatta zaman zaman hakaret içeren ifadeler kullanan bir kişi, kolaylıkla hedef haline gelebilir. Örneğin geçtiğimiz yıl Meksika’da bir kadın, sosyal medyada yazdıkları nedeniyle öldürülmüş ve cesedin başına da açık bir biçimde “Twitter’da yazdıkları nedeniyle öldürülmüştür” notu bırakılmıştı [9].
Özetle, “insanların gerçek hayatta yap(a)mayacakları şeyleri sosyal medyada da yapmamaları, bunu kendilerine yakıştırmamaları gerekmiyor mu?” diye tekrar sorabiliriz.
Bunu etik olarak kabul etmeseniz bile, internet üzerinde iz takip etmenin kolay olduğunu hatırlayın[10].
[1]- İfade Özgürlüğü Savunuculuğuna Soyunan Twitter Bunun Kendilerini Daha Rekabetçi Yaptığı Görüşünde
[2]- Twitter, Occupy Wall Street Protestocusu Konusunda Havlu Attı
[3]- Twitter, Occupy Wall Street Protestocusu Konusunda Havlu Attı
[4]- İnternet’te Fikir ve İfade Özgürlüğünün Sınırları Nedir?
[5] Twitter Yoluyla Kişilik Hakları İhlali
[6]- Twitter Yoluyla Kişilik Hakları İhlali
[7]- Twitter, Gazete Yöneticisi Adına Sahte Hesap Açanın Kimliğini Açıklayabileceğini Duyurdu
[8]- Olimpiyat Oyunlarında NBC Kanalı ile Twitter Ortaklığının İlk Meyvesi Sansür Oldu
[9]- Meksikalı Kadına Sosyal Medya İnfazı
[10] Bunun istisnası, 1 kerelik hesap açıp, o hesabı da sadece 1 kere kullanmak olabilir. Bir hesabın internette kullanımı uzadıkça, takip edilmesi mümkündür. Tekrar unutmamak lazım, hesabın IP bilgilerini bugün vermeyen internet şirketleri, başka bir gün verebilir.

Kaynak : 