Yargıtay, casus yazılımlarla hesabındaki 135 bin TL’si boşaltılan kişinin açtığı davada içtihat niteliğinde bir karar verdi ve bankayı kusurlu buldu.
Dava dilekçesine göre, İstanbul’da yaşayan kişi, ilgili bankanın internet hizmetinden yararlanmak için şifre ve parola aldı. Ancak daha sonra bilgisayarına bir hacker’ın casus programlar vasıtasıyla sızdığı ve kullanıcı ile parolasını ele geçirdiği anlaşıldı. Hacker kişinin bilgisayarından ele geçirdiği bilgileri kullanarak, internet şubesi üzerinden, hesabındaki 135 bin TL’yi iki ayrı banka hesabına transfer etti. Hırsızlık olayını farkına varan kullanıcı ise olayı engellemeye çalıştıysa da bu arada hackerın 39 bin TL kadarki miktarı çektiği anlaşıldı.
Yapılan incelemelerde parayı transfer eden kişinin kimliği banka kayıtlarından tespit edildi ve kendi hesabındaki parayı çekerken polis tarafından yakalanarak tutuklandı. Hakkında Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme bu kişiye “bilişim yoluyla nitelikli hırsızlık” suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası verdi. Karar Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşti.
Parası banka hesabından çalınan kişi ise, İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’de de alacak davası açtı. Mahkeme, davacının banka ile yaptığı Elektronik İşlem Sözleşmesi’ne göre kendi şifresinin ele geçmesini önleyecek önlemleri almadığı, bankanın teknolojik yönden yeterli güvenliği sağladığı iddiaları ile davayı reddetti.
Davacı kararı temyiz etti. Yargıtay aşağıdaki açıklama ile yerel mahkeme kararın bozdu :
“Davalı (banka) tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece olayda davalının kusurlu olduğu kabul edilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.”
Ancak yerel mahkeme ilk kararında direnince dosya Hukuk Genel Kurulu’nun önüne geldi. İşte bahsettiğimiz karar bu aşamada ortaya çıktı. Hukuk Genel Kurulu, 11. Hukuk Dairesi’nin kararını yerinde buldu. Şimdi yerel mahkeme, Yargıtay’ın kararına göre bankaya kusuru oranındaki paranın müşteriye ödenmesine karar verecek.
Bankalar Zarar Görünce Cep Telefonlu ya da Şifrematikli Çözüm Geliştirdiler
Bu sorun bankaların internet şubelerinin hayata geçmelerinden sonra hep gündeme gelen bir konu oldu. Mahkemeler de bu çeşitli kararlar verdiler. Bu kararlardan bir çoğu da kullanıcılar lehine sonuçlandı. Çünkü bankaların ilgili önlemleri alıyor olması gerektiği belirtildi.
Ancak geçen yıl başından itibaren cep telefonuna şifre uygulaması mecburi olarak başlatıldı. Çünkü kullanıcılar banka şifrelerini ya bilgisayarlarında tutuyorlar, ya çok basit (doğum tarihi gibi) şifreler seçiyorlar ya da şifrelerini herkesin görebileceği aleni yerlere (bilgisayarın ekranına yapıştırılmış bir Post-it gibi) koyabiliyorlardı. Şimdilerde, şifrematik ile üretilen ya da cep telefonuna gelen “anlık” ve belli bir süre geçerli şifreleme tekniği kullanılıyor.
Bankaların bu konudaki bir eksiği de, e-imzaya geçmemeleri oldu. Gerek yatırım maliyeti, gerekse kullanıcıların işlemlerini zorlaştırmama gibi düşüncelerin yarattığı belirtilen bu husus da şimdi gerilerde kalmış gözüküyor.

Kaynak : 