Araştırmaya göre, 2024 yılında Türkiye’den % 14,5 Schengen vize başvurusu AB ülkeleri tarafından reddedilmiş. Şimdi aynı sorunu AB, hem de en yüksek düzeyde yaşıyor. Avrupa Birliği’nin başta Thierry Breton olmak üzere 5 yetkilisine, ABD’nin seyahat yasağı getirdiği duyuldu.
Bu yasağa Avrupalılar bir yandan isyan ediyor ve karşı eylemde bulunacaklarından bahsediyorlar ama bir yandan da zamanlama tuhaf değil mi? diye soruyorlar.
ABD, seyahat yasaklarının yasal dayanağıyla ilgili ayrıntıları tam olarak açıklamış değil. AB yetkilileri kısıtlamaların AB hukuku kapsamında tanınan suç teşkil eden davranışlardan ziyade, Avrupa’da alınan düzenleyici veya yaptırım eylemleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor ve düzenleyici yaptırımların siyasallaştırılmasıyla ilgili endişelerin arttığını kaydediyorlar.
AB yetkilileri yaptıkları açıklamada, bloğun “haksız önlemlere karşı düzenleyici özerkliğini savunacağını” belirterek, Brüksel’in ABD’nin bu hamlesini Avrupa’nın kendi yasalarını belirleme ve uygulama konusundaki egemen hakkını zedeleyebilecek bir yetki aşımı olarak gördüğünü ifade ediyor.
5 Kişi Kim ve Neden Seyahat Yasağı Geldi ?
Seyahat yasağının detayları henüz çok açık değil. Breton’un başta olduğu, eski yetkililer olduğu için bir cins “gözdağı” olarak değerlendiriliyor. Neye karşı derseniz, AB’nin GDPR, DMA, DSA gibi çeşitli düzenlemelerinin uzantısında, ABD’li teknoloji devlerinin aldığı cezalara karşı, ABD’nin bu tür bir cevap verdiği düşünülüyor.
Malum, Trump eylül başında Google’a ve Apple’a verilen cezalara karşı “soruşturmalar başlatacağını” açıklamıştı. Arkasından da aralık başında da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve FCC Başkanı Brendan Carr, AB’nin X’e verdiği120 milyon avroluk para cezasını açıkça kınadı. Avrupa Komisyonu, Twitter’a (X.com) sistemsel hatalar nedeniyle 120 milyon avro para cezası verdiğini duyurmuştu. Yani ABD, kendi Big Tech firmalarına AB’nin ceza kesmesini, korkutarak ya da gözdağı vererek önlemeye çalışıyor.
Seyahat yasakları, özellikle Amerikan çıkarlarını etkileyen, dijital düzenleme, rekabet politikası, yaptırımların uygulanması veya finansal ve kurumsal denetim gibi düzenleyici kararlarda yer alan yabancı yetkililer veya bireyler üzerinde baskı kurma yönelik bir strateji olarak değerlendiriliyor.
Bu baskıyı 2021 yılında, mobil ödeme alanında, Google ve Apple’a sistemlerini 3.parti yerli (Güney Koreli) ödeme sistemlerine açmasını gerektiren Güney Kore yasasının çıkarılması sırasında ya da yine 2021’de, hayatlarının para kazandıkları ülkelere vergi ödemeden geçiren Big Tech’a karşı, Türkiye dahil bir çok ülkenin “internet vergisi” koyması sonrasında görmüştük.
Anlayacağınız, hepimizin haberleşmesini ve çeşitli işlerini (mail, harita vs) kolaylaştıran Big Tech (İnternet devleri) giderek “ali veren baş kesen” haline geldiler. Büyüklükleri, kazandıkları paralar, ödemedikleri vergiler yetmedi, şimdi bunlara karşı önlem almaya çalışan ülkeleri de, en yüksekten yani ABD hükümetini kullanarak tehdit ediyorlar.
AB yanıtı: özerklik ve karşılıklılık
Olaya karşı Brüksel, AB düzenleyicilerinin ve mahkemelerinin bağımsız yasal yetkiler altında faaliyet gösterdiğini ve üçüncü ülkeler tarafından tek taraflı cezalara tabi tutulmaması gerektiğini vurgulayarak sert bir tepki gösterdi.
Bir AB sözcüsü, bloğun seçeneklerini değerlendirdiğini söyleyerek, AB’nin, yetkililerini ve vatandaşlarını uluslararası baskıdan koruyacağını, uluslararası hukuka uygun ve orantılı bir yanıt vereceklerini,gerekirse de AB’nin karşılıklı veya yasal önlemleri değerlendirme hakkını saklı tuttuğunu söyledi.
Sözcü, hemen bir karşı önlem açıklanmamış olsa da, yetkililer konunun en üst düzeyde ciddiye alındığını açıkça belirtti.
Olay Neden önemli?
Son on yılda, AB kendi ekonomilerini, firmalarını ve halkını korumaya yönelik olarak, özellikle Amerikalı dev sosyal medya, alışveriş vs platformlarına karşı çeşitli düzenlemeler yayınladı. Örneğin, dijital platformlar ve rekabet (DMA, DSA), veri koruma (GDPR), çeşitli yaptırımlar ve ihracat kontrolleri.
Amerika Birleşik Devletleri ise, kendi çıkarlarına zararlı olduğunu düşündüğü düzenlemelere yanıt olarak vize kısıtlamaları, yaptırımlar ve ticaret önlemleri (tarifeler) gibi araçları giderek daha fazla kullanmaya başladı. Bu çatışma, transatlantik ilişkilerde giderek büyüyen bir fay hattı yaratıyor.
AB, bu tür yasaklamalara karşı harekete geçmezse, AB’li yetkililerin ve uzmanların korkarak, düzenleyici uygulamayı yavaşlatacağı endişesi taşıyor. Ayrıca, sonraki yasal kararlara karşı siyasi misilleme için emsal teşkil edebileceği de düşünülüyor.
Bu olay, ABD ve AB’nin iş birliği aradığı Ukrayna ve Avrupa güvenliği, Çin ve teknoloji tedarik zincirleri, sanayi politikası ve sübvansiyonlar gibi sorunlu konuların var olduğu hassas bir dönemde meydana geldi. Uzun süren bir anlaşmazlık, özellikle AB’nin ABD’nin eylemlerine diplomatik veya hukuki yollarla resmen itiraz etmeye karar vermesi durumunda, bu alanlardaki koordinasyonu zorlaştırabilir.
AB yetkilileri, Washington ile görüşmelerin devam ettiğini ancak seyahat yasakları yürürlükte kalırsa yalnızca diyaloğun yeterli olmayabileceği konusunda uyardı. Olası sonraki adımlar için, resmi diplomatik protestolar, hukuki itirazlar veya hedefli karşılıklı önlemler öneriliyor.
Şimdilik Brüksel’in mesajı açık: AB yasalarını uyguladıkları için Avrupalıları tek taraflı cezalandırma olduğu anlaşılan bu yasaklamayı AB kabul etmiyor. Diğer yandan Schengen vizesi ile örneğin bizlerin seyahat özgürlüğünü kısıtlayan AB’nin şimdi aynı sorunu küçük ölçekli de olsa kendisinin yaşaması ne kadar ironik değil mi?



Kaynak : 