Haftasonu başlayıp, dün ve bugün Antalya Regnum Carya Otel’de gerçekleştirilen “IDC – CIO Summit 2017” toplantısında, temel tartışılan konu “digital dönüşüm” oldu. 500+ kişinin katıldığı konferans katılan sponsor firmalar ve CIO’lar tarafından bir hayli başarılı bulundu.
Çünkü formatı sayesinde CIO’lara çok fazla söz veriliyordu. Böylece hem dertlerini dökebildiler, hem başkalarının dertlerini öğrenebildiler. Yani benzer konferansların aksine sadece sosyal network yaratmaktan daha ileri giderek, CIO’lar tarafından bakıldığında, teknik detayların dışında neler olduğu görülebiliyordu.
Genel olarak sponsorların da memnun olduklarını gördük. Bunun nedeni katılan CIO sayısı ve kalitesinin çok yüksek olmasıydı. İlaçtan, perakendeye, enerjiden, finans sektörüne kadar farklı sektörlerden 210+ CIO katılmıştı. Sponsorlara verilen format da, kendilerini anlatmanın yanısıra bazı müşterilerini yani başarı hikayelerini sunabilme fırsatıydı.
Digital Dönüşüm de Nesi? Canavar Yaratmak mı?
Bu yılın konferansından bizim aklımızda kalan ise, “o digital dönüşüm, bu dönüşüm demek değil” oldu. CIO’ların şikayeti, şirket yönetimlerinin digital dönüşümü, “ya olduğundan fazla” ya da “olduğundan eksik” görmeleri gibi anlatılıyor. Günümüzde “digital dönüşümün hemen hemen herkesin ağzındaki bir kavram olması”na karşılık, bu konuda şirket yönetimlerince, bununla neyin kastedildiğinin pek anlaşılmadığı görülüyor.
Örneğin, etkinlikteki bir panelde konuşan CIO, bir kaç senede bir CEO ve CIO değiştiren bir firmaya, 3-4 yıl önce atandıktan sonra, firmasındaki gelişmeleri anlatırken, 20 yıldır değiştirilememiş yazılımları, hala işletilen AS-400 gibi makinaları ve birbiriyle ilişkisiz sistemleri toparlayıp, o şirket cinsi için önemli olan “gerçek zamanlı” yani satılan malın anında stoktan da düştüğü bir hale getirdikten sonra, CEO’nun kendisini çağırarak “biz artık digitalleşsek” dediğini anlattı. CEO’sunu üzmemek için gerçeği söylemeden “acaba neyi kastediyorsunuz” diye sorduğunda ise, aşağı yukarı robotların kastedildiği gibi bir şeyler ortaya çıkmış.
Bu yönetici, göreve geldiğinde bazı iş birimlerinin “müşterilerin bir ihtiyacı yok, her şey tamam, bizim değişime ihtiyacımız yok” dediğini ama bugün aynı bölümlerden uçuk-kaçık talepler aldıklarını ve bunları bütçe, güvenlik ya da teknik nedenlerle “olmaz” ile karşıladığında “değişimi bloklayan adam” pozisyonuna düştüğünü anlatıyor. Yani özetle diyor ki; “değişim derken canavar yaratıyoruz”.
Dolayısıyla digital dönüşüm, endüstri 4.0 vs gibi gelişmelerin önce ne olduğunu anlatmak zorundayız. Mobil dünyanın gelişen olanakları ile digital dünyanın nimetlerini daha fazla kullanan bireylerden şirket yöneticileri, bazen kullandıkları uygulamaların sadece görüntüsüne bakıp ya da bireysel boyuttaki uygulamaların, kurumsal dönüşmesindeki aşamaları gözardı edip hayal kurabiliyorlar. Bilgi İşlem’in teknik tarafını bilmeden taleplerde bulunmak kolay oluyor. Ama bunun bir o kadar derinliği var.
Bu noktada da başka bir tartışma ortaya konabilir. digital dönüşümün yöneticisi kim olmalıdır? CIO’mu yoksa CDO adında başka bir yönetici mi?
Digital Değişimi Kim Yönlendirmeli, CIO mu, CDO mu?
Bunu söylememizin nedeni; son zamanlarda şirketlerde kurulmaya başlanan Digital Dönüşüm bölümleri ve ihdas edilen CDO (Digital Dönüşüm Yöneticisi) pozisyonları. Hatta CDO’lar bir dernek de kurdular bile.
Konferans sırasında fikrini sorduğumuz ya da panellerde yer alırken fikir beyan eden yöneticilerin çoğunluğu digital dönüşümü yönetmesi gereken yöneticinin kendileri olduğuna inanıyor. Oysa yeni oluşturulan digital dönüşüm departmanlarında bazen işletme ya da iş idaresi yöneticisi özgeçmişli kişiler olabildiği görülüyor. Gerçi bu arada “aman ben olmayayım, yeterince sorumluluğum var. Başka birileri bu sorumluluğu alsın” diyenler de var.
IDC’nin konferansın hemen öncesinde CIO’lar arasında gerçekleştirdiği bir araştırma var. Bu araştırmanın sonuçlarını yarın aktaracağız. Ancak bu araştırmanın içinde digital dönüşümle ilgili de sorular vardı. Sırası gelmişken bunlardan 2 tanesini aktaralım.
Bunlardan bir tanesi, CIO’ların digital dönüşüm içinde nasıl yer aldığı ile ilgili. Cevap veren 63 CIO’dan % 49’unun “Digital Dönüşüm” ekibinin parçası olduğu, % 46’sının ise bu dönüşümü yöneten kişi olduğu görülüyor. Ama o ya da bu şekilde, % 84’ünün şirketinde digital dönüşüm, iş birimleri ile bilgi işlem departmanlarının işbirliği ile yürütülüyor.
Araştırmada yer alan bir başka soru ise; digital dönüşümlerin ne durumda olduğuna dair. Buna göre;
- Halen digital dönüşümde olan şirket sayısı & 61
- başlamak üzere olan % 19
- Planlayan % 13
- Digital dönüşüm planı olmayan % 7
Tabi bu araştırma Türkiye çapında bir araştırmadan çok, IDC’nin ulaşabildiği bilgi işlem yöneticilerinin sonuçlarını veriyor.
Sonuç
Sonucu bir finans sitesine bugün verdiğimiz görüşle örnekleyelim; “Endüstri 4.0’ın yükselişi, otomasyona geçiş ve internet üzerinden ilerleyen ekonominin önümüzdeki 10-20 yılı nasıl etkileyeceği üzerine bir haber yapmak istiyoruz. Sizce ülkeler eğitim sistemlerini, istihdam politikalarını nasıl modifiye etmeli, “robotik” bir ekonomiye gelecek nesilleri nasıl hazırlamak gerekiyor?” şeklinde soru soran bir finans sitesine verdiğimiz cevap şöyle oldu;
- “Digital dönüşüm ya da Endüstri 4.0 bir çok kişi tarafından önceki yıllarda başlayan otomasyonun tamamlanması yani kısaca robotlar vsv.. diye düşünülüyor ama bu tam doğru tanımlıyor diyemeyiz. Digital Dönüşüm, Endüstri 4.0 bir mentalite değişimi olarak yorumlanmalı. Yani herhangi bir fabrikaya robotları koymuş olmamız, digital dönüşüm, endüstri 4.0 olmuyor.
Bugün geriye bakarak endüstri 3.0 olarak adlandırdığımız dönem, gerçek zamanlı üretim ve sıfır stok ile tanımlanıyordu. Ama burada çok önemli bir eksik vardı. O da büyük veri ve analitik idi. Endüstri 4.0’ı esas tanımlayan kavramlar bunlar. Başka deyişle, Basitçe söylersek, Endüstri 4.0’ı gerçekleştirecek olan gelecek olan siparişleri/satışları hesaplayacak olan büyük veri ve analitik. Otomatizasyon, gerçek zamanlı üretim, sıfır stok ancak o zaman anlamlı oluyor.
Bunu sağlamak için nasıl bir eğitim lazım derseniz; sadece Endüstri 4.0 için değil, hayatı anlamak için “analitik” yani “matematik” ve “doğal bilimler” temelli bir eğitim gerekiyor. Bugünkü “a-b-c-d şıklarını işaretle” eğitimi ile buna varamayız. En kısa zamanda matematiği sevdiren bir eğitim tarzına geçmemiz lazım. O zaman süreçleri tanımlamak için ya da donanımı yapmak için gereken beceriler kazanılmış olur..”
CIO toplantılarının daha fazla sayıda olmasında yarar var. Çünkü bilgi işlem departmanları sadece kendi başarıları için çalışan departmanlar değiller. Bütün şirketin başarısı, CIO’lara ve bilişim departmanlarına yakından bağlı. Yöneticisi olsunlar ya da olmasınlar, CIO’lar digital dönüşümün de tam göbeğinde yer alıyorlar.
Konferansın açılış konuşmasını aşağıda izleyebilirsiniz.




Kaynak : 