Genç MÜSİAD 14 Mart günü Sütlüce-İstanbul’da MÜSİAD Genel Merkezinde kahvaltılı bir “BEYİN GÖÇÜ PANELİ” düzenlemiştir. 400-500 kişinin ilgiyle izlediği panel ülkemizin bilim gurbetçilerinin çığlıklarına ve dramlarına kulak vermiştir.
Panelin oturum başkanlığını Dr.Sohbet KARBUZ (Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği Petrol ve Gaz Bölüm Başkanı) yapmış ve “Beklentiler ve Gerçekler: Beyin Göçü ile Başlayıp Kaybolan Beyinler” konuşunda görüş bildirmiştir. Panelin davetli konuşmacıları:
- Prof. Dr. Muammer KAYA, “Beyin Göçünün Tarihi ve Günümüze Etkisi” – Osmangazi Üniversitesi TEKAM Müdürü
- Prof Dr. Yunus ÇENGEL, “Samimiyet Sınavı: Türkiye Beyin Gücünde Kan Kaybını Durdurmayı Gerçekten Istiyor mu?” – Nevada Üniversitesi Endüstriyel Etüt Merkezi Direktörü ve Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Danışmanı
- Doç Dr. Neva ÇİFTÇİOĞLU, “Bir Beyin Neyle Döner?” – Amerika Uzay ve Havacılık Dairesi – NASA,
- Dr. Ahmet KAPLAN, “Tersine Beyin Göçü” – TÜRKSAT Genel Müdür Yardımcısı
Panel’de Türkiye’nin beyin göçü gerçekleri ortaya konmuş ve beyin göçünün beyin erozyonuna dönüşmekte olduğu vurgulanmıştır. Beyin göçünün ülkemizin gelişmesini ve kakınmasını engellediği halde ciddi ve samimi olarak entelektüel insan sermayesi göçünün durdurulması konusunda hiçbir önlemin alınmadığı vurgulanmıştır. Ülkemizin ne “İNSANA” ne de ülkeyi kalkındıracak ve refahı artıracak “NİTELİKLİ İNSANA” değer vermediğini ortaya koymuştur. Ülkede kendini dünya çapında duyuran BİLİM İNSANINA sahip çıkılmamaktadır. Ülkemizde en büyük israf ve savurganlık BEYİN GÖÇÜDÜR. Türkiye kendi BEYİN GÜCÜNÜ keşfetmedikçe GELİŞEMEZ.
ÇIĞLIK 1: Panelde konuşma yapan ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) astranotların sağlığı üzerine çalışan Doç.Dr. Neva Çiftçioğlu “370 gündür Türkiye’de bulunduğunu, bütün Üniversiteleri, özel ve kamu sektörünü dolaştığı halde iş bulamadığının altını çizmiştir. Eski Cumhurbaşkanlarından birinin bile iş bulmada kendisine yardımcı olamadığını ifade etmiştir.
Türkiye’de iş bulamayan NASA’lı Türk bilim kadınının özgeçmişine bakıldığında Hacettepe Üniversite Biyoloji mezunu olduğu master ve doktorasını Anakara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Klinik Mikrobiyolojide tamamladığı, 1991’de doktora sonrası Finlan-diya’da Kuopio Üniversitesi Biyoteknoloji Bölümünde eğitim yaptığı, nanobakterilerin böbrek taşına sebep olduğunu bularak Nobel Tıp Ödülüne ilk aday gösterilen Türk Bilim Kadını olduğu, ABD-Rusya ortak uzay araştırmalarında aktif görev yaptığı, Finlandiya’dan Doçentlik derecesi aldığı, İskandinav bilim ödülüne layik görüldüğü, 8 adet patent sahibi ve 200’ü aşkın uluslar arası makalesi bulunduğu görülmektedir.
Ama bütün bu özelliklere rağmen ülkemizde bir yılı aşkın süredir iş bulamamıştır. Eski Cumhurbaşkanlarımızdan biri ülkemizde iş bulamayan NASA’lıya :
Bak evladım, bir pırlanta bulursun, yüzük, kolye yaparsın. O pırlanta kaldırım taşı büyüklüğünde ise hiçbir yere sığmazsın. Sen geri dön.
yanıtını vermiştir. Devlet büyüğünün elini öpüp odasından ayrılan bilim kadını NASA’dan aldığı izninin 10 gün sonra dolacağını ifade ederek istemeyerek de olsa ABD’ye geri döneceğini ama bu dönüşün bir daha dönmemek üzere olacağını ifade etmiş ve “ben şimdi kalıcı beyin göçebesi oluyorum” diye ülkemize sitemini bildirmiştir.
Bunun yanında Doç Çiftçioğlu ülkemizde biyoloji kökenli biri olarak Tıp Fakültelerinde çok fazla meslek şövenizmi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını da üzüntüyle ifade etmiştir. 20 yıldır yurt dışında süren çalışmalarını, hem yetiştiği ülkeye katkı sağlamak amacıyla hem de sağlık durumu bozulan ailesinin yanında olmak isteğiyle geri dönmek için elimden geleni yaptım ama bu ülkenin bizim gibi nitelikli insanlara ihtiyacı yok diyerek tamamlamıştır. Ülkemizin beyin göçünü beyin gücüne çevirme konusunda samimi olmadığını ifade etmiştir. Ülkeyi kurtaracak bilim, teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon konusunda çığır açacak kişilerin ülkeden uzak durması için her türlü engellemenin var olduğunu söylemiştir.
ÇIĞLIK 2: Nevada Üniversitesi Endüstriyel Etüt Merkezi Direktörü Prof.Dr. Yunus Çengel ise bir yıl önce ülkeye geldiğini Enerji Bakanımıza danışman olduğunu ancak bugüne kadar hiç devlet memurluğu yapmadığı için devlette çalışamayacağı ifade edilmiş ve devletten bir yıldır maaş almadan bila bedel çalıştığını ifade etmiştir.
Dünya çapında Makine Mühendisliği alanında çalışmaları olan Prof. Çengel’in bir yıldır bedavaya ülkesine özverisi de takdire şayandır. Prof. Çengel ülkemizin samimi bir şekilde yurt dışındaki değerlerin ülkeye dönmesini asla istemediğini ifade etmiştir.
ÇIĞLIK 3: Akdeniz Ülkeleri Enerji Şirketleri Birliği Petrol ve Gaz Bölüm Başkanı Dr. Sohbet KARBUZ ise bir zamanlar genç ve en verimli çağlarında iken ülkemizde bir Üniversiteye öğretim üyesi olmak istediğinde tüm yayınlarının İngilizce olması nedeniyle, Türkçe hiç yayının yok denilerek ülkemizdeki o Üniversitede öğretim üyeliğine kabul edilmediğini üzülerek ifade etmiştir.
Bunun üzerine yurt dışına döndüğünü ve orada yabancı biri ile evlenerek hayatını devam ettirmek zorunda bırakıldığını ifade etmiştir.
Yurt dışında eğitim görüp ülkemize belki en uygun zamanda dönen ESOGÜ-TEKAM Müdürü Prof.Dr. Muammer Kaya ve TÜRKSAT Genel Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Kaplan’ın yurt dışına eğitim amaçlı gidişten memnun olduklarını ancak dönmekten de mutlu olduklarını ifade etmişlerdir. Eğitim hayatından sonra iş ve kariyerini ve hatta bulabildiyse eşini yurt dışında arayan beyin gurbetçilerimizin yurt dışına gidişten memnun fakat bu günkü (dünya çapında bir değer olsalar da) durumlarından yeterince mutlu olamadıklarını ifade etmişlerdir.
Yurt dışında kalan beyin gurbetçileri mesleki açıdan belki her türlü tatmine ulaşsalar da sosyal-kültürel hayatları yarım/eksik kalmaktadır.
MÜSİAD’ın başarıyla organize ettiği bugüne kadar ki en kapsamlı ve anlamlı BEYİN GÖÇÜ PANELİ sonrasında tüm katılımcılara “BEYİN GÖÇÜ” konusundaki katkılarından dolayı plaket verilmiştir.



Kaynak : 