Yapılacağı daha önce duyurulan IBM eylemi, bugün öğlen saatlerinde IBM Binası önünde gerçekleştirildi. Migros gibi bilişim dışı firmalar ve IBM çözüm ortağı olanlar dahil 17 farklı firmadan çalışanların, Tez-Koop Sendikası ve EMO yetkililerinin ve tabi ki IBM çalışanlarının oluşturduğu 250 kişiye yakın kalabalık, öküz maskeleriyle eylem yaptılar[1] ve “birlikte hareket edeceğiz, örgütlülüğümüzü sürdüreceğiz, dağılmayacağız” şeklinde açıklama yaptılar.
Basın açıklamasında bir konuşma yapan, Ticaret, Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası (Tez-Koop-İş) Örgütlenme Sekreteri Osman Gürsu, bütün süreci özetledikten sonra, işverenin sendikalaşmak isteyen çalışanlara baskı uygulamaktan vazgeçmesini ve sendikayla masaya oturarak toplu iş görüşmelerini başlatmasını istedi.
EMO İstanbul Şube Başkanı Erhan Karaçay da IBM çalışanlarının mücadelelerinin çok önemli olduğunu “Bu direniş sadece bilişimcileri değil, her türlü hakkı elinden alınan emekçilerin mücadelesidir. Yapıldığı yer itibariyle de işçi mücadelesinde bir köşe taşıdır.” şeklinde belirtti. Karaçay “Yıllardır kapitalizmin kalelerinin yaldızlı söylemlerini bize dayatanlar, bilgiyi de metalaştırdılar.” şeklinde de ilginç bir tanımlama yaptı.
EMO İstanbul Şube Başkanı Karaçay’ın da vurguladığı gibi, bu eylem aslında bir IBM çalışanları eyleminden ziyade “bilişim sektöründe örgütlenme” eylemi olarak görülüyor. Bu nedenle de eyleme henüz örgütlenme aşamasının çok başında olan bazı diğer firmalardan da çalışanlar katılıyor.
IBM çalışanları, eylem boyunca “IBM’in Çin’i Olmayacağız”, “Sendika Hakkımız Söke Söke Alırız”, “IBM İşçisi Yalnız Değildir” gibi sloganlar attılar.
Kasım ayında, IBM firmasının Türkiye’deki 70.yılı dolayısıyla Türkiye’de yapılacak olan kutlamalara 500’e yakın Fortune 500 firması üst yöneticisi ve eşleri ile birlikte gelecek olan IBM Başkanı Sam Palmisano’ya “Sam sorunu çöz ya da gelme” şeklinde seslenen IBM çalışanları eylemi renkli kılan bir başka ilginçliğe daha imza attılar. Sarı öküz maskeleri takan IBM çalışanları, bu hareketin nedenini anlatan bir kağıdı da dağıttılar[1].

[1] Sarı Öküz Fıkrası
Ormanın birinde aslanlar toplanmış.
“Yahu” demişler, “hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader.. Maymuna saldırsak ağaca kaçıyor; fillere saldırsak fazla büyük; ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok.. N’aapsak?”
Bir tanesi “En iyisi öküzlere saldıralım” demiş, “iri yarı görünüyorlar. Ne pençeleri var, ne dişleri diş.. Tam dişimize göre!”
Olur mu? Olur.
Hücum!
Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer… Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış. Aslanlar aç bilaç.
“N’apsak, n’aapsak?”
“Tilkiye danışalım” demişler.
Tilki “Kolay” demiş, “beni öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..”
Kabul etmişler.
Tilki elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, “Saygıdeğer öküzler” demiş, “aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar. Ama şu aranızdaki sarı öküz var ya sarı öküz, işte sorun o… Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın!”
Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla verivermişler sarı öküzü…
Aslanlar da afiyetle yemiş.
Bir gün, iki gün..
Tilki yine gelmiş.
“Bakın gördüğünüz gibi saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemiş: “Ama şu benekli öküz var ya benekli öküz, o burda olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin kurtulun!”
Öküz heyeti düşünmüş, “otlağın selameti için” teslim etmiş benekli öküzü.
Üç gün, dört gün..
Tilki yine gelmiş.
Kuyruğu uzun olanı…
Burnu beyaz olanı..
Tombul olanı..
Tek tek alıp gitmiş.
Otlak seyrelmiş,.
Aslanlar semirmiş.
Bir gün… Tilki gelmemiş!
Gerek kalmamış çünkü.
Direkt aslan gelmiş.
“Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa onu vereceksiniz. Adamı hasta etmeyin!” demiş.
Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler “Keşke sarı öküzü vermeseydik” demiş ama iş işten geçmiş.



Kaynak : 