eknoloji sektörü, inovasyon bazlı olması yani daha önce olmayan şeylerin üretilmesi nedeniyle, reklam ve halkla ilişkilerin en fazla kullanıldığı ve dolayısıyla sürekli hype’ların (olduğundan fazla abartı) yaratıldığı bir alandır. Çünkü yeni şeylerin ne işe yarayacağı ya da nasıl kullanılacağı bilinmez. Bu da reklam ve halkla ilişkilere abartılı tanıtımlar yapmaları için fırsat tanır.
İnsan karakteri de yeni şeylere meraklı olduğu için bu abartılar fazlasıyla tutar. Son örneklerden birisi Metaverse idi. 2022 yılındaki araştırmaya göre McKinsey Metaverse ekonomisinin 2030 yılında 5 Trilyon $ olacağını açıklamıştı. Ama 1 yıl sonra 2023’de markaların Metaverse’de aradıklarını bulamadıkları ortaya çıktı. Ben de hala merak ediyorum, o dönemde Metaverse’den kapış kapış arsa alanlara sonra ne oldu acaba?
Bir başka örnek, otonom arabalar, yani kendi kendine giden arabalar ama sanıldığı gibi tamamen yapay zeka tarafından değil, insan zekasının yardımıyla hareket edebiliyor. Yani bir kumanda merkezindeki asistan sürücülerin yönlendirmesiyle.
Yapay Zeka Bilinçli Olabilir mi?
Şimdi yapay zeka için de, 2 yıl ya da 5 yıl ya da 10 yıl sonra AGI ya da ASI’ye varılacağı iddiaları var. Peki AGI ya da ASI nedir? Süper bilgisayar yani kendi kendine karar verebilen, bilinci olan, kendi kendine hareket eden yapay zeka.
Şimdi Microsoft’un Yapay Zeka bölümünün CEO’su Mustafa Süleyman, yalnızca biyolojik varlıkların (yani biyolojik beyinlere sahip olan canlıların) gerçek bilince sahip olabileceğini söyledi. “Yapay Zeka bilinçli olabilir mi?” sorusunu yanlış bir soru olarak nitelendirdi ve yapay zeka bilinci üzerine araştırma yapmayı “saçma” veya “yanıltıcı” olarak nitelendirdi.
Süleyman, yapay zeka modellerinin bilince benzeyen davranışları (hafıza, kişilik, öz referanslar) simüle edebileceğini, ancak bunun acı, ızdırap, duygu veya öznel farkındalık yaşamakla aynı şey olmadığını vurguladı :
“Yapay zeka, ‘acı’ çektiğinde üzülmez. sadece bir algı yaratır. ama aslında deneyimlediği bu değildir.”
Ayrıca, “görünüşte bilinçli yapay zeka”nın (bazen SCAI olarak da adlandırılır) toplumsal riskleri konusunda da uyardı; örneğin, kullanıcıların yapay zekanın gerçekten bilinçli olduğuna inanması, ona haklar atfetmesi veya psikolojik olarak bundan etkilenmesinin riskleri.
Süleyman’ın Yaklaşımı Nasıl Etki Yaratır?
Yapay zekanın gerçekten bilinçli olamayacağına dair net bir çizgi çekmek, yapay zeka sistemlerine düzenleyici, etik ve yasal açıdan nasıl davrandığımızı etkiler (örneğin, makinelerin hakları, yaratıcıların sorumluluğu). Yapay zekânın “kişiliği” veya “duyguları” varmış gibi görünmesi, yanlış algılara (bağlılık, bağımlılık, biliş yanılsaması) yol açabilir. Yapay Zeka ile konuşurken intihar edenler hatırlayın. Suleyman’ın açıklamaları, işletmelere ve hükümetlere “Bunlar duyarlı varlıklar değildir” hatırlatması yapıyor.
Tabii ki yapay zekaya en çok yatırım yapan firmalardan birisi olan Mustafa Süleyman yönetimindeki Microsoft’un, “gerçek makine bilinci”ni hedefleyen araştırmalara yatırım yapmak yerine “güçlü araç-yapay zeka” geliştirmeye öncelik verebileceği öne sürülüyor. Bu, yapay zekaya yatırım akışlarının nereye gideceğini (araçlar mı yoksa duyarlılık mı) değerlendirirken önemli. Telekom, yazılım, bulut ve altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için bu, yapay zekânın neler yapabileceği ve yapamayacağına dair sınırları ve beklentileri belirlemesi açısından da gerekli ve önemli.
Süleyman’ın Yaklaşımı AGI (ASI) Çalışmalarını Etkiler mi?
Süleyman’ın bu açıklaması Yapay Zeka camiasına faydalı bir ayar çekiyor.
“Yapay zekâyı bir araç olarak değil, bir duygu sahibi varlık olarak ele almalıyız”
diyerek sektöre öncülük eden bir duruş sergiliyor. Bu, operatörlere ve hükümetlere, yapay zekâ özelliklerini (pazarlamada, hizmet tasarımında) insanlaştırmanın hem etik hem de güven açısından riskli olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Bu açıklama bir yandan da , bazılarına göre 2 yılda, bazılarına göre 10 yılda ya da 100 yılda ulaşılabilecek olan süper yapay zeka (AGI ya da ASI) açısından bir sınır çekiyor. Malum başta Sam Altman’ın OpenAI’ı olmak üzere AGI’ciler, 5 adımda kendi kendine hareket edebilecek bir yapay zeka oluşumuna (AGI) ulaşmaktan bahsediyorlar. Zuckerberg “ufukta gözüktü” iddiasında bulunuyor.
Süleyman’ın “sadece biyolojik varlıklar bilinçli olabilir” ifadesi ise Yapay Zeka/Asi araştırmalarını sonlandırmıyor, ancak hedeflerini yeniden çerçeveliyor ve potansiyel olarak hangi tür Yapay Zeka’nın meşru veya finanse edilebilir kabul edileceği alanı daraltıyor.
Suleyman’ın duruşu, Yapay Zeka (AGI) tanımının “fenomenolojik değil, işlevsel kaldığı” anlamına geliyor. Yani, Yapay Zeka, insanların yapabileceği herhangi bir bilişsel görevi, programlamanın becerilmesi durumunda bile bunu yaptığının farkında olmadan gerçekleştirebilen bir sistem olduğunu söylüyor.
Bu nedenle, genel zeka üzerine araştırmalar devam ediyor, ancak öznel deneyim (bilinç, duyarlılık, ahlaki statü) üzerine araştırmalar “felsefi açıdan alakasız” veya “tehlikeli bir dikkat dağıtıcı” haline geliyor.
Süleyman’ın duruşundan sonra araştırmaların yönü artık “İşlevsel AGI (hedef odaklı, araç benzeri, bilişsel eşitlik)” haline dönüşüyor. AGI araştırmaları, hâlâ önemli ve güçlü bir şekilde takip ediliyor. Daha yetenekli yapay zeka geliştirilmeli ama Süleyman açıklaması ile “bilinç değil, muhakeme, özerklik ve planlamaya odaklanın” demek istiyor. Süleyman’ın ifadesi AGI veya ASI’nin değerini azaltmıyor, fakat sınırlarını netleştiriyor.
Suleyman’nın açıklamasından önce AGI “İnsan benzeri düşünme ve belki de farkındalık” şeklinde hedeflenmişti ama şimdi “İnsan düzeyinde yetenekli, ama insan düzeyinde farkındalığı yok” olarak tanımlanıyor. ASI ise öncesinde “potansiyel olarak öz-farkındalığa sahip süper zeka” olarak hedefleniyordu. Şimdi “Son derece yetenekli makine, ama bilinçli değil ve yönetişime ihtiyaç duyuyor” diye tanımlanıyor.
Anlayacağınız yapay zeka’nın bileşenleri ve kavramları yavaş yavaş yerine oturuyor.



Kaynak : 