web analytics
Çarşamba, Haziran 24, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa TELEKOM TEKNOLOJİK MEVZUAT - HUKUK Devlet & eDevlet

Seçimler Üzerine Düşünceler…

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
6 Nisan 2024
-Devlet & eDevlet, Toplum & Sosyoloji
0
2 ülke 2 seçim…
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

CHP’nin şaşırtıcı olarak yorumlanan başarısını gördüğümüz 2024 yerel seçimlerine yönelik bazı notlarımızı aktarmak istiyoruz. Çünkü ne olup bittiğini yorumlayamayan çok sayıda kişiyi TV’larda görüyor ya da yazılarına denk düşüyoruz. Bir de biz anlatalım;

Sorun Sadece Yanlış Aday mı?

AKP’nin yerel seçimlerdeki başarısızlığı pek çok yoruma yol açtı. Bunların en başta geleni yanlış aday tartışmasıydı. Özellikle İstanbul’da Murat Kurum gibi bürokrat tipli bir aday konulması ve Kurum’un konuşma yapmaktaki başarısızlığı ve yaptığı gaflar bu tartışmaları arttırdı.

Bazıları Erdoğan ilk defa yanlış aday seçti diyor ama bu kaçıncı yanlış. Bir kaç tanesini düşünelim; önceki yıllarda İzmir’e Binali Yıldırım’ın, 2019’da İstanbul’a yine Binali Yıldırım ve Ankara’ya Mehmet Özhaseki’nin, bu seçimde İstanbul’a Kurum’un ve Ankara’ya Turgut Altınok’ların konulmasının yanlışlığı ortada.

Nureddin Nebati gibi ne dediğini bilmeyen (“Lira en kötüsünü gördü, vatandaşlar endişelenmesin daha fazla düşmez” gibisinden cümlelerini hatırlayın) kişilerin ve benzerlerinin bakanlığa ya da diğer önemli görevlere atanmasını saymıyorum bile.

Bunların sonucunda ülkenin her sektörde yönetimi bozuldu. Bugün hastanelerden randevu alamıyorsunuz. Halbuki AKP sağlık sektöründe devrim yapmakla övünüyordu. Hukuktan herkesin şikayeti var. Ekonomi deseniz, 2018’de “ben ekonomistim” diyen Cumhurbaşkanı sayesinde ekonomi resmen tepetaklak oldu. Asgari ücretin altında maaş alan emeklilerin ödeyemeyeceği kiralar ortaya çıktı. Eğitim konusu tam bir facia (aşağıda anlatacağız) yaşanıyor. Telekom konusunda –hep yazdığımız gibi– dünya 111.cisi olmaktan– kurtulamıyoruz.

Özetle AKP ve Erdoğan yönetiminde, nereyi tutsanız elinizde kalıyor.

Cahil Halk değil, 4.Kuvvet Medya

22 yıl boyunca, AKP’nin seçimleri kazanması konusunda, muhalafet tarafından konuşulan temel bahanelerden birisi “Cahil Halk” oldu. Ben buna katılmıyorum. Bence Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük başarısı “ana akım medyayı” ele geçirmesiydi. Müteaahitler arasındaki teyp kayıtlarına göre, bunu bilinçli bir şekilde, Binali Yıldırım üzerinden Tayyip Erdoğan gerçekleştirdi.

Bunun sonucunda ne oldu derseniz? Biliyorsunuz, Medya için 4.Kuvvet denilir. Yani, Yasama – Yargı – Yürütme saçayağındaki 3 kuvvetin denetleyicisi Medyadır. Tabii unutmayalım bir de Sivil Toplum Örgütleridir (STK).

Yılmaz Özdil’in bir videosunda “büyülenmiş gibi oldum” diye tarif edip “kendimi şahane bir ülkede yaşıyor gibi buldum” dediği gibi, TV’lar üzerinden her konuda propoganda senaryoları (algı) halka yıllardır pompaladılar. Büyük başarısızlıklar ise hiç gösterilmedi (şu anda hava kuvvetlerinin askeri uçak eksikliği sorunu olması gibi).

Cahil veya değil, pek çok insanın etkilendiği görüntüler bunlar. Bana “ama abla petrol bulundu işte” diyen oldu. Hani nerede o petrol? Bunu soracak ana akım medya yok. Dolayısıyla halkın büyük çoğunluğunun seyrettiği bu kanallardan ne söylenirse, halk “ekonomi iyi olduğu sürece” ona inandı.

Türk Halkının Duyguları Sonuna Kadar Sömürüldü

Asya – Afrika- Avrupa’da 3 kıtaya yayılan çok büyük bir imparatorluğun yani Osmanlı’nın torunları olarak Türk halkının yıllardır ezildiği konular var. Bu dönem bütün bunların halka propoganda aracı olarak kullanıldığını ve kavramların birbirinin içine girerek kafaların iyice karıştırıldığını gördük.

Malum bir “dış güçler” derdimiz var. Ama kimin yok ki? Bugün Avrupa ve ABD, Rusların seçimlere karışmasından korkuyor –ki gerçeklik payı var– ve Rusya’da tersine ABD’yi seçimlere karışmakla suçluyor. Bu dış güçler olayının içinde çeşitli boyutlar var. Taraf gibi gazeteler örneğin. Ya da “Devrim” arabası örneğine bakın. Bu sadece Cemal Gürsel’in bindiği arabada benzinin yok olmasıyla kapanan bir proje miydi sizce? Yoksa Gürsel, yabancı otomotiv üreticilerinin bazı tehditlerine karşı benzin olayını bir bahane olarak mı kullandı?

Ne yazık ki, bu konuları çalışan akademimiz olmadı şimdiye kadar. Keşke bunları çalışıp, bize arka planı anlatabilselerdi. O zaman bu tür komplekslere girmezdir.

Komplekslerimizden birisi “Yerli ve Milli Üretim”. Çünkü Atatürk bize ekonomik özgürlüğü ve sanayi tesislerinin önemini öğretmiş. Ama AKP döneminde bu konuda da kafalar öylesine karıştırıldı ki kavramlar birbirine girdi. Bir yandan belediye ve kamu kurumları üzerinden T.C. levhaları indirilirken, diğer yandan yerli ve milli üretime önem veriliyormuş algısı yaratıldı. Bunun için de dönemin bazı üretim methodları –iPhone’un ucuz işçilik nedeniyle Çin’de üretilmesi vs örnekleri ile — manipüle edildi ve baştan aşağı yabancı olan ürünler bile halka yerli ve milli diye sunuldu. Bunu şu yazıda enine boyuna tartışmıştık.

Snop Davranma Lüksü ile Hiç Bir şey Yapmamak

Buna karşılık ne oldu? Örneğin TV’ların menipüle ettiği halkı uyarmak için herhangi bir strateji geliştirildi mi?

Hayır geliştirilmedi. Herkes oturduğu yerden “muhalefet bir şey yapmıyor ki” modundaydı. Ne muhalefeti iteklemek, ne de AKP’ye karşı strateji geliştirmek mümkün olmadı. Çünkü solcu jargonla söyleyelim; herkes konformist.

Ülkenin aydınları bir yandan hiçbir şey yapmazken, diğer yandan “halk cahil” denilerek rahatlama yapıldı. Çünkü çoğu kişi “aman ekmek param” deyip ses bile çıkarmadı. Bu konuda Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin verdiği direniş ve mücadele çabalarını saygıyla karşılamak ve örnek almak lazım.

CHP Ne Yaptı da Kazandı? Seçime Ağırlığını Koyan Gençler

2021 yılında “AKP’nin Paradoxu” diyerek şunu yazmışız;

“2023’de 7 milyon ilk defa oy verecek genç geliyor”

Gençler 2023 seçimlerinde mutlaka etken oldular ama acaba başka ne tür dinamikler vardı. Aşağıda bu dinamiklerden bahsedeceğiz ama bu bölümde şunu söyleyelim; AKP’nin “dindar ve kindar nesil” yetiştirme projesi başarılı olamadı. Çünkü gençler özgürlük istiyor ve AKP’nin baskıcı ya da moda deyimle “vesayetçi” yönetimi onlara hitap etmiyor. Bir kaç örneği şu yazıda anlatmıştık.

Gençler bugün Türkiye’nin en mutsuz kesimi. Ailelerine dershane parası ve hatta üniversite eğitim parası ödettirdikleri halde, bugün iş bulamayan genç sayısı çok yüksek. Yani gelecekten kaygıları yüksek. Yanısıra gençliği ihtiyaçları, konserler, etkinlikler, internet, herşey sorunlu. İlk defa bu kadar çok intihar eden genç duyuyoruz.

AKP’nin “din” başlığı altında hitap ettiği kesim artık yaşlanıyor ve hatta hayatını kaybediyor. Yeni gelen gençler ise, onların kavramlarını ölçüp biçiyor. Alın size bir örnek; Nur Betül Aras. AKP’ye oy veren bir ailenin üyesi. Ama kendi yolunu kendi kendine çizmeyi başarmış. Yazılarına bakın. Bu kesimden olmadığı halde ezbere yorum yapanlardan çok daha faydalı yorumları var.

Özeti şu; AKP’nin ve Erdoğan’ın kültür değişimi felsefesi evrildi başka yöne gitti. Gençler neyin ne olduğunu görüyor ve AKP’ye oy vermemeyi tercih ediyor.

Seçsis’de Hile Var mı?

Çok uzun zamandır bunu konuşuyoruz. Çünkü doğuda silme MHP’nin kazanması gibi tuhaf sonuçlar elde edilen seçimler var.

Bugünlerde Ali Çağatay’ın bir yayınından bahsediliyor. Bunu bana X’de soran da oldu. Orada yazdıklarımı kısaca buraya da alayım;

    1. Seçsis yazılımında TOPYEKÜN bir sorun yok. Bunu daha önce 3 bölüm halinde yazdık. Neden sorun yok? Ya da diğer tanımla, neden bir taraftan 1 oy girip diğer yandan 3 çıkmaz? Çünkü yazılımdaki hile en aptal hile olur. İlla tespit olunur (rastgele tutanak karşılaştırması ile). Böylesine aptal bir hile yapılmaz.
    2. Ama Seçsis’in riskleri var. Bunlar yazılımdan çok fiziksel riskler. Kısmi bazı bölgelerde verilerin yanlış girilmesi (ki kaza ile de olabilir) ya da tutanakların korunmaması ile ilgili sorun olabilir.
    3. Seçsis’de sorun yoksa, nerede var? Bunu da 2022 ekiminde “Sandık Güvenliği” konusunda 8 parti ile yaptığımız röportaj dizisinde BTP’den Mustafa Pak açıklamıştı. Mustafa Pak, 2010 ile 2018 arasında nüfus artışı ile seçmen sayısı artışı arasında çok büyük fark olduğuna işaret ediyordu.
    4. Bunu da YSK’ye hitaben yazdığımız yazıda ifade ettik; 2007-2018 arasında neden seçmen sayısında 6,7 milyon fark var dedik ve YSK’nın açıklaması gerektiğini ifade ettik. Biz bu rakamdan aşağıya inebilecek bazı rakamları yuvarlak olarak biliyorduk ve 1,5-1,8 milyon arası bir rakama kadar inebiliyorduk ama asıl açıklama yapması gereken seçimin güvenliğinden sorumlu olan YSK idi. Ama sağır taklidi yaptı.
    5. Buna karşılık YSK yerine ilgili-ilgisiz herkesten cevap geldi. Bu bizim hastalığımız, elinde “tam bilgi olmada bile herkes illa yorum yapmakla görevli sayıyor kendisini”. Cevaplarda “şu şuradan olsa, bu da buradan olsa” vsvs yorumlar vardı. Oysa bunu biz de yapmıştık. örneğin 593 bin kişi, adresleri olmadığı için evvelki seçimlerde yer almayan ama bu seçime ilave edilen seçmendi. 2 milyon civarı da yurtdışından ilk defa ilave edilen vardı vsvs. Ama biz “şuradan bu inse, buradan şu inse” yerine YSK’nın açıklama yapması gerektiğini söyledik. O dönemde CHP dahil hepimizin YSK’yı açıklama için zorlaması gerekirdi.
    6. Sonra komik olan şu; bu konuyu Kemal Kılıçdaroğlu dile getirdi. 9 haziran 2023’de SözcüTV’deki şu şöyleşide “bizim zayıf olduğumuz bir konu” şeklinde söylediğine bakın. Halbuki kendilerine bu 6,7 milyonluk farkı ekim 2022’de sormuşluğumuz var. O zaman “sorun yok o konuda” denilmişti ama bu videoda Kılıçdaroğlu tam da bizim bu seçmen farkından bahsediyor. Bunu yukarıda Seçsis’in riskleri başlığı altında yazdık. Aynısını Ali Çağatay’da söz ediyor yani Mernis’e bir takım kayıtların ilave edilebileceği ya da (tam da 2011 referandumunda FETÖ’nün “ölüleri bile kaldıracağız” demesini hatırlatır şekilde) ölülerin, canlı hale çevrilmesi de kontrol edilmiyor.
    1. Bu arada sorulduğu için kaydedelim. Arka kapı (backdoor) konusuna gelince. Amerikan hükümetinin bütün yazılım, donanım ve network ürünlerinde backdoor istediği konusu yeni değil, uzun zamandır bilinir. Bu backdoor’lar zaman zaman bağımız siber güvenlikçiler tarafından tespit olur ya da yayınlanır. Ama ilgili firma hemen cevap yayınlar; “yeni öğrendik, hemen soruşturma açıyoruz”. Yani backdoor nasıl açılmış raporlayacaklar güya. Ama kimse bu konuları takip etmediği için sonrasında soruşturmada ne olmuş, duyamayız.
    2. Backdoor dışında “casus yazılım” ya da “casus parça” olayı da var. Bir örneği de, Edward Snowden 2014’de raporlamıştı. CIA’in Cisco (network) cihazlarına casus parça takmasına dair yönetmelik ve resimler yayınlanmıştı. 2018’den bu yana ABD’nin Huawei’e yönelik kavgasının dibinde de bu sorun var. Yani ABD “ben dinleyemeyeceğim, Çin dinleyecek” diyor ve batı ülkelerine de baskı yaparak Huawei’i engellemeye çalışıyor.
    3. Yanısıra yazılımcılar sürekli “açık kaynak yazılım” derler. Yani içinde ne olduğu görülen yazılım. Bu da satın aldığınız yazılımın sizden veri çalmasını engellemek için bir tedbirdir.

Avantajlı Durumlar

Bu ve önceki tüm seçimlerde hile denilebilecek en önemli konu, başta da belirttik. 4.Kuvvet olan Medya. Yani buralarda söylenenlere halk cahil ya da değil, başka kaynak olmadığı sürece inanacaktır. Nereye kadar? Ekonominin elini yakmaya başladığı noktaya kadar.

Diğer yandan şu tür olaylar da akla tuhaf şeyler getiriyor;

Mesela Erdoğan o seçimde Kılıçdaroğlu’na 2,4 milyon fark attı ve bu farkın 2,3 milyonunu tek ve çift sandıklı olan “köy” ve “mezra”lardan aldı.

Prof.Dr.Murat Güvenç’in Marmara Bölgesi seçim verilerinin görselleştirilmesi yoluyla yaptığı analiz bu yorumumuzu doğruluyor.

“Marmara Bölgesinin güneyindeki köylerde AKP yüzde 100 ve benzeri oylar alıyor. Üstelik katılım oranları da şaşırtıcı derecede yüzde 90+ düzeyinde yüksek. Aldığı oy ise, toplam Marmara bölgesi ortalamalarının iki, üç ya da dört katı yüksek olduğu anlaşılıyor.”

Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Siyasi Dehasına Ne Oldu?

Akp içinde ya da dışında bir çok kişiden yıllardır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi dehasının müthiş olduğuna dair bir yorum duyarım. Ben bu fikirde değilim. Neden değilim en basitinden başlayayım ; eğer Erdoğan’ın siyasi dehası bu kadar güçlü olsaydı, kaç seçimdir yerel yönetimler için bu seçilemeyen adayları öne sürmezdi.

Ama yanısıra, iktidarını daha uzun süre sürdürmek açısından, ülkenin ekonomisinin bu kadar büyük hasar almasını engellemeliydi. Çünkü elindeki medya ile yarattığı “dünyanın kıskandığı Türkiye” fikri sayesinde ülkede kendisini, onun bu algısal başarılarıyla mutlu hisseden büyük bir kesim vardı ve ekonomi böylesine yerle bir olmasa, onlar az bozulmuş ekonomi ile bile hala oy vermeye devam edebilirlerdi.

Diğer yandan, kendi ekonomisi iyi kötü süren ve AKP’ye oy vermeye devam eden halk, bozulan ekonomi sonrasında AKP’lilerin lüks yaşamları, 5 maaş almalar, pudra şekerleri, iş bulamayan gençler vsvs ile birlikte patladı.

Başka bir olay ise, her seçimde nasıl kazandığını bilemiyoruz (Mesela MHP’nin doğudaki o şaşırtıcı oyları) ama yıllardır yaptığı birleşmeler, mesela Numan Kurtulmuş ona acaba ne kadar oy getirdi? Kılıçdaroğlu’nun meclise taşıdığı Dave ve Gelecek Partisine bakarak, Kurtulmuş, Soylu ve MHP birleşmelerinin de algısal değeri olduğu ama toplamda “yaraya bant yapıştırılma” şeklinde bir tedavi olduğu ve asla oradaki yarayı düzeltmediği, aksine AKP’yi zayıflattığı düşüncesindeyim.

Özetle yıllardır, iktidarı sürdürmek uğruna kullanılan sıcak paranın ve AKP’nin zenginleşmesinin sonucunda bu kadar fakirleşen halk artık AKP’yi sırtından attı.

İşin açıkçası bütün bu yıllar boyunca “CEHAPE Zihniyeti” diye tanımladığı ne varsa, AKP de onları yaptı. Sanırım, bir kısım halk nasıl savaş döneminin yokluk ve baskı içindeki İnönü dönemini kötü hatırlıyor, günümüze bile gelen etkileri varsa, bugünden sonra da AKP dönemi için aynısını düşünecek. Bu seçim muhtemelen CHP için bir kilometre taşı olabilir. Tabii ki Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu tarafından yapıldığı gibi halkın lehine çalışan belediyeler yaratılabilirse.

Bundan Sonrasında Ne Yapmak Lazım?

AKP iktidarının bize armağan ettiği en önemli konulardan birisi bence, “seçimlerin güvenliği konusuna eğilmemizi sağlamak” oldu. AKP öncesinde ya da sonrasında, hepimiz yıllarca oy kullandık ama doğrusu bunun önünü, arkasını çok da düşünmedik. Geçen yıl yayınladığım “seçmen sayısı x nüfus artışı” karşılaştırmasında, çeşitli yıllarda bazı tuhaflıklar gözüme çarptı. Mesela 1982 seçimlerinde. Ama dedim ya, AKP öncesinde biz “devlet bu seçimleri güvenli bir şekilde yapıyordur, biz de görevimizi yapıp, oy kullanıyoruz”, düşüncesindeydik. Ya da en azından ben böyle düşünüyordum.

Ama dikkatle bakıldığında Mernis (yani TC kimlik verilerinin) kayıtlarından başlamak üzere, pek çok noktada sorun olabileceği gözüküyor. Bu nedenle seçim süreçlerinin baştan aşağı elden geçirilmesi lazım.

Bunun için de, siyasi partilerin 21.yüzyılın gereksinimlerine uygun hale gelmesi lazım. Tabii ki siyaset halka inmeli, halkın ihtiyaçlarına dokunmalı ama bir yandan da günümüz siyasetçilerinin “siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz” modundan çıkmaları ve siyaseti analitik yani verilerle yürütmeleri gerekiyor.

Etiketler: ManşetYerel Seçimler

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Türkiye Yapay Zeka Stratejisinde Yeni Dönem: Dijital Egemenlik Merkeze Yerleşti, Peki Bu Yeterli mi?
  • Teknoloji Girişimlerini İlgilendiren Yeni Düzenlemeler Yürürlükte
  • Washington Yapay Zekada Yavaşlatma Yerine Hızlanmayı Seçti: Yeni ABD Yapay Zeka Doktrini ve Riskleri
  • Dijital Dönüşüm ve Gazeteciliğin Küresel Krizi

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.